[Sahil – Gece] Beyaz kumların üzerine yayılmış bir örtünün üstünde, Derin ve Efe birbirlerinden biraz uzak, ama rahat bir şekilde uzanmışlardır. Yavaşça rüzgarın sesi ve denizin huzurlu dalgaları etraflarını sarar. Gözlerini kapatıp, sessizliğin içinde kaybolurlar. Derin, bir süre sonra gözlerini aralar. Yanında Efe’yi görür, o da uykuda, hafifçe huzur içinde derinleşmiş bir uykuya dalmıştır. Derin, düşündüklerinden sıyrılamaz; belki de bu spontane, plansız anlar onları daha da yakınlaştıracaktır. Bir süre sessizce uzandığı yeri izler, ardından gözlerini tekrar Efe’ye yöneltir. Derin, hafifçe gülümsediğini fark eder. Efe’nin sakinliği ona huzur vermektedir. O an, içindeki kararsızlık tamamen kaybolur. [Ertesi Gün – Sabah] Sabahın erken saatlerinde, güneş henüz doğmamışken, ikisi de yavaşça uyanır. Gözlerini açtıklarında, birbirlerine bakarlar ve önceki akşamın huzurlu anıları ile başlayan bir günün vadettiği heyecanı hissederler. Derin: Gözlerini ovuşturur ve hafifçe gülümseyerek “Sanırım... uyuyakaldık.” Efe: Yavaşça uyanıp, başını kaldırarak “Evet, galiba geceyi burada geçirdik.” Derin: Hafifçe gülerek “Planlı bir şey yapmıyoruz, ama galiba çok eğlenceli oluyormuş.” Efe: Gözleri parlayarak, başını sallayarak “Tam da söylediğim gibi, spontane olmak harika.” İkisi de bir süre birbirlerine bakar. Gözlerinde, bir önceki günün ruhunu taşıyan, ama aynı zamanda yeni bir günün heyecanıyla dolu bir ışık vardır. Efe: Yavaşça kalkarak, Derin’e bakar “Beni takip et. Bugün tamamen plansız bir gün olacak.” Derin: Kendine güvenerek gülümser “Hadi bakalım, bakalım ne olacak.” Efe, Derin’e nazikçe el uzatır. Derin, önce tereddüt eder, ancak ardından gülümseyerek elini Efe’nin eline koyar. Birlikte sahilden uzaklaşırken, bilinçli olarak plan yapmadıkları ama birlikte geçirecekleri zamanı, spontane bir şekilde keşfetmeye karar verirler. [Bir Saat Sonra – Şehirde] Efe ve Derin, sahilden çıkıp şehre doğru yönelirler. Efe, Derin’i yürüyüş yapmaya davet eder. Aniden bir fikir gelir aklına ve Derin’e dönerek, kafasında bir şeyler kurar. Efe: “Hadi bir şehri keşfe çıkalım. Belli bir yer yok, sadece kaybolalım.” Derin: Efe’nin gözlerinde parlayan ışığı fark ederek “Tam da dediğin gibi.” Birlikte yürürlerken, etraflarındaki insanları, binaları ve sokakları fark ederler. Biraz yürüdükten sonra bir parka girerler ve banklara otururlar. Efe, Derin’in yanına otururken gülümser. Efe: Şaka yaparak “Belki de hiç buraya gelmemeliydik, parkta oturmak biraz fazla ‘planlı’ oldu.” Derin: Gülerek “Benim gibi bir insanla spontane bir şey yapmak zor. Ama seninle her şey başka, biliyor musun?” Efe, Derin’in söylediklerine hafifçe gülümseyerek, ona daha yaklaşıp sessizce bakar. Bir an, her şeyin durduğunu, sadece ikisinin olduğunu hissederler. Sonra Efe, gülümseyerek başını sallar. Efe: “Biliyor musun, bazen iyi şeyler beklediğimizden daha doğal bir şekilde gelir. Ama önemli olan anı yaşamak, değil mi?” Derin: Başını sallayarak “Evet, anı yaşamak...” Bunu söylerken, içinde yeni bir şeyler fark eder. Belki de bu spontane gün, ona hayatında bir şeyler öğretecektir.
Bölüm 8
Spontene bir gün
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.