Derin, bilgisayar ekranına dalmış şekilde çalışırken telefonuna gelen mesajla irkilir. Efe: “Kahveni nasıl alıyordun?” Derin: “Nereden çıktı şimdi bu?” Efe: “Sadece cevap ver.” Derin: “Az şekerli, sütlü… Ama—” Birkaç dakika sonra kapıdan Efe belirir, elinde bir kahve bardağıyla. Efe: “Gününü biraz güzelleştirmeye geldim.” Gülümseyerek kahveyi uzatır. Derin: “Sen ciddi misin? Buraya kadar mı geldin?” Efe: “Yani, iş yerinin yakınlarında olduğumu hatırlattın bir keresinde. Kaçamak yapıp seni görmek istedim.” Derin: Gülümseyerek kahveyi alır “Bu hoş bir sürpriz oldu. Teşekkür ederim.” Efe: “Akşama planın var mı?” Derin: “Sanırım yok… Neden?” Efe: “O zaman biraz hava almaya ne dersin? Güzel bir yer biliyorum.” Derin: “Yine mi sürpriz?” Efe: “Belki.” Göz kırpar ve kapıya yönelir. “İşin bitince haber ver.”
Derin, elinde kahve bardağıyla sahile vardığında Efe çoktan oradadır. Ayakkabılarını çıkarmış, kumların üzerinde yalınayak dolaşıyor. Derin: “Beni buraya getirmek için aklında bir plan var mıydı, yoksa yine spontane mi hareket ettin?” Efe: Gülümseyerek “Spontane tabii ki. Plan yapsaydım bu kadar güzel olmazdı.” Derin: Kaşlarını kaldırır “Bu spontane takıntın biraz fazla değil mi?” Efe: Gülerek “Bak, yine planlı biri olarak düşündün. Oysa hayatın en güzel anları plansız olanlar. Mesela, şu an…” Efe bir anda Derin’in elindeki kahveyi kapar ve hızla geri çekilir. Derin: “Efe! Kahvemi geri ver!”Efe: “Bir şartla… Beni yakalayabilirsen.” Derin derin bir nefes alır, sonra gülümseyerek ayakkabılarını çıkarıp Efe’nin peşine koşar. İkisi de kahkahalar atarak kumsalda koşturur. Derin sonunda Efe’yi yakalayıp kolundan çektiğinde, dengelerini kaybedip ikisi birden kumların üzerine yuvarlanırlar. Derin: Nefes nefese “Tamam, teslim oluyorum… Ama kahvemi geri ver!” Efe: Gözlerini kısarak “Bir şartla… Bir gün boyunca hiçbir plan yapmayacaksın. Ne olursa olsun anı yaşayacaksın.” Derin: Gülerek “Bir günlüğüne spontane mi olacağım?” Efe: “Aynen öyle.”Derin: İç çekerek “Tamam, kabul. Ama kahvemi ver.” Efe kahveyi uzatır ama o sırada bardak dengesi kaybedip devrilir. İkisi de şaşkın bir ifadeyle birbirine bakar, sonra kahkahalarla gülmeye başlarlar.
Derin kahve bardağını başını sallayarak geri alırken, Efe’nin gözlerinde eğlenceli bir ışıltı vardır. İkisi de kumların üzerinde uzanmış, hafif rüzgarın saçlarını savurmasına izin verirken, atmosferin sakinliğine kaptırırlar kendilerini. Efe: Bir süre sessiz kaldıktan sonra “Bazen düşündüm de, neden hep planlar yapıyoruz ki? Niye anı yaşamak bu kadar zor oluyor?” Derin: Bir an kafasını eğerek, düşünceli bir şekilde “Sanırım korkuyoruz. Korkuyoruz kaybetmekten. Her şeyin bir şekilde kontrolümüzde olmasını istiyoruz.” Efe: Sırtını kumlara yaslayarak, derin bir nefes alır “Ama, kontrol hep bozuluyor. Ne kadar uğraşsak da, hayat kendi planını yapıyor. Hızla değişen bir şey var, biz fark etmeden.” Derin: Gözlerini Efe’ye çevirdiğinde, yumuşak bir gülümseme belirir. Derin, yüzündeki ifadenin farkında olmadan gözlerini kaçırır. “Evet… Bazen, tüm kontrolü bırakıp, olanı olduğu gibi kabul etmek daha iyi olabilir.” Efe: Yavaşça başını çevirir, Derin’in gözlerine bakarak “Mesela, bugün gibi. Bilmiyordum, sadece bir şeyler yapmak istedim. Ama işte buradayız, sahilde, tamamen plansız bir şekilde.” Derin, içindeki huzuru fark eder. Bu, daha önce hiç yaşamadığı bir rahatlık hissidir. Her şeyin çok doğal ve doğru hissettirdiği bir an… Derin: Şaşkınca, hafifçe gülümseyerek “Evet, doğru söylüyorsun. Belki de… hayatın en iyi anları böyle anlardan oluşuyor.” Efe: Gözleri hafifçe kısılarak, ona doğru dönüp “Ne dersin, yarın yine plansız bir şeyler yapalım mı?” Derin: Efe’nin gözlerinde beliren ışıltıyı fark eder ve bir an için ne diyeceğini bilemez. Ama sonra derin bir nefes alarak kararını verir. “Tamam, ama bu sefer seninle her şeyi ben kontrol edeceğim. Görürsün, planlı işler de güzel olabilir.” Efe: Gülerek “Benimle plan yapmaya cesaret edebileceğini mi düşünüyorsun? O zaman görürsün, kontrol sende olabilir, ama ruh halimi değiştirmeye çalışırsan kaybedersin.” Derin: Gözleri parlayarak “Denemeye değer, değil mi?” İkisi de birbirine bakarken, bir an için dünya etraflarında dönmeye devam ediyormuş gibi hisseder. Sahildeki sessizlik, denizin hafif uğultusu ve rüzgarın yumuşak esintisi arasında, bu basit an bir ömre bedel gibi gelir. Birbirlerine yakınlaşmış, ancak hala keşfedilecek çok şeyin olduğunu hissederler. Derin: Sesindeki anlamlı tınıyı fark ederek “Belki de, doğru zaman geldiğinde… plansız da olsa, birbirimize daha yakın olabiliriz.” Efe: Derin’in söyledikleri üzerine düşünür, ardından hafifçe gülümser “Bunu görmek için sabırsızlanıyorum.”