[Şehir Dışında – Gece]Efe ve Derin, şehir dışındaki terk edilmiş ambarda geceyi geçirirken, dışarıdan hafif bir rüzgâr sesi duyuluyordu. Eski ahşap duvarlardan gelen çıtırtılar, ortamı biraz ürkütücü kılabilirdi ama onlar için bu anın bir anlamı vardı. Efe, bir köşeye sırtını dayayıp Derin’e döndü.Efe: “Biliyor musun, bu gece tamamen rastlantısal başladı. Ama galiba hayatımın en güzel gecelerinden biri oldu.”Derin: Gözlerini kısarak gülümser “Bunu duyduğuma sevindim. Ama spontane bir günü sevdiğin kadar, planlı bir gün geçirmeye ne dersin?”Efe: Kaşlarını kaldırarak merakla bakar “Yani, bir gün boyunca senin planına uymamı mı istiyorsun?”Derin: Başını sallar “Aynen öyle! Yarın işten izin alacağım ve bu sefer tamamen benim kurallarıma uyacaksın.”Efe: Gülerek ellerini kaldırır “Tamam, teslim oluyorum! Ama bir şartla… Eğer yine çok planlı olursa, ben biraz spontane eklemeler yapabilirim.”Derin: Kahkaha atarak “Bakalım, belki de planlarım o kadar kötü değildir.”O gece, ikisi de fazla konuşmadan yıldızlara bakarak uyuyakalırlar. Derin, uzun zamandır kendini bu kadar huzurlu hissetmemiştir. Efe içinse, her anın beklenmedik bir güzelliği vardır. Ve belki de en güzel şey, hiçbir şeyin zorlamayla değil, doğal bir şekilde gelişmesidir.[Ertesi Gün – Planlı Gün]Sabah güneş doğarken, Derin gözlerini açtığında Efe’nin çoktan uyanmış olduğunu fark eder. Efe, dışarıda dolaşıyor, etrafı inceliyordur. Derin uyanınca gülümseyerek yanına gelir.Efe: “Günaydın! Patron, bugün planlı bir günümüz varmış. Nereden başlıyoruz?”Derin: Esneyerek doğrulur “Önce güzel bir kahvaltıyla. Sonra göreceksin!”İkili, küçük bir sahil kasabasında şirin bir kafeye giderek kahvaltı yaparlar. Derin’in planları gün boyunca devam eder. Müze gezmek, kitapçıya gitmek, hatta sanat galerisine uğramak… Her şey ince düşünülmüş gibidir.Efe: İç çeker “Tamam, kabul ediyorum. Planlı bir gün de eğlenceli olabiliyormuş.”Derin: Kendinden emin bir şekilde gülümser “Gördün mü? Her şeyin bir sırası var.”Ama Derin farkında olmadan, Efe için de bir sürpriz hazırlamıştır. Günün sonunda, Derin Efe’yi çocukluğundan beri gitmek istediği ama bir türlü cesaret edemediği bir yere götürür…
[Sürpriz Durak – Efe’nin Geçmişi] Gün boyu planlı aktiviteleri tamamladıktan sonra, güneş yavaş yavaş batmaya başlarken Derin, Efe’yi arabaya bindirip yeni bir yere doğru sürmeye başlar. Efe: Şaşkın bir ifadeyle “Tamam, bu kadar planlıydık, ama şu an nereye gittiğimizi bilmiyorum. Bunu bana söylemen gerekmiyor mu?” Derin: Gizemli bir şekilde gülümseyerek “Hayır, çünkü bu benim sürprizim.” Efe, ilk defa ne olacağını tam olarak kestiremez ve bu onu biraz tedirgin eder ama aynı zamanda hoşuna da gider. Bir süre sonra, arabayı bir göl kenarında durdururlar. Gölün etrafında büyük, eski ağaçlar vardır ve suyun üzerinde hafif bir sis dalgalanmaktadır. Hava artık serinlemiştir. Efe: Şaşkınca etrafa bakar “Burası… burası bana çok tanıdık geliyor.” Derin: Nazikçe ona bakarak “Burası, çocukken sana çok şey ifade eden yer değil mi?” Efe: Bir adım geriye çekilir, hafızasında yerleri birleştirmeye çalışır “Ben küçükken buraya çok gelirdim. Annem ve babam ayrıldığında, babamla burada birkaç gün kamp yapmıştık. Hayatımın en huzurlu anlarından biriydi… Sonra burayı unuttum.” Derin sessizce onun yanına yaklaşır. Efe’nin gözlerindeki duygusallığı fark ediyordur. Derin: Yumuşak bir sesle “Senin için önemli olduğunu düşündüm. Belki buraya tekrar gelmek istersin diye...” Efe bir süre konuşamaz. Göle bakar, ağaçları inceler ve eski anılarının gözünde canlanmasına izin verir. Sonra, sessizce gülümseyerek Derin’e döner. Efe: İçtenlikle “Bunu benim için düşündüğün için teşekkür ederim. Gerçekten... çok anlamlı.” Derin: Gözlerini kaçırarak hafifçe gülümser “Bazen planlı şeyler de güzel olabiliyor, değil mi?” Efe: Kafasını iki yana sallayarak gülümser “Sanırım bunu kabul etmek zorundayım.” O an, aralarındaki bağın eskisinden daha farklı olduğunu hissederler. Bu artık sadece bir arkadaşlık değildir. İkisi de bunu fark eder ama kimse ilk adımı atmadan, sadece o anın tadını çıkarmaya karar verirler.