Kitabı elime aldığımda ellerim hâlâ titriyordu. Yüzüm solgundu, gözlerimin altı morarmıştı. Her sayfayı çevirdiğimde sanki bedenimden bir parça kopuyordu.Başımı kaldırıp aynaya baktım; gözlerimde kelimeler belirmişti. “Okumaya devam et, yoksa onlar ölür”… cümlesi, gölgeler gibi gözlerimin içinde yankılanıyordu. Her adımımda kalbim hızlanıyor, nefesim kesiliyordu.Bilinçsizce pencereye yaklaştım ve dışarı baktım. Sokaklar sessizdi ama gölgeler hareket ediyordu.O an fark ettim: Kitap sadece benim ellerimde değil, hayatımı parçalıyor. Okula gitmek istemiyordum ama gitmek zorundaydım. Koridorlar sessizdi; herkes bana bakıyordu ama kimse konuşmuyordu. Zeynep’in boş sırası, Ateş’in kırmızı montu… her şey bana kitabın acısını hatırlatıyordu.Birden koridorun sonunda gölgeler toplandı. Adımlar, gülüşler, fısıltılar… ama kimse görünmüyordu.Bir ses yankılandı:> “Elçi… seçildin. Kaçış yok.” O gece rüyam farklıydı. Ateş ve Zeynep bana bakıyordu; gözleri boş, yüzleri silik.> “Yanlış sayfayı değiştirdin,” diyorlardı.Ama sesleri sadece kafamda çınlıyordu.Uyandığımda odamdaki kitap hâlâ açıktı.Sayfalar kendi kendine çevriliyordu.> “Üçüncü sayfa: Senin sıran, Alev.”Kalbim duracak gibi oldu.Artık kitap beni çağırıyordu, ben de buna cevap veriyordum. Kitabı masama koydum.Sayfaları çevirdikçe parmaklarımda kan ve mürekkep karışımı bir sıvı belirdi.Vücudumun her bir hücresi yanıyordu.Birden başım dönmeye başladı. Ellerim titredi. Aynadan kendime baktım.Gözlerimde harfler, cildimde çizgiler… Kitap artık fiziksel olarak bedenimi ele geçirmişti.
Bölüm 7
Bedelin farkı
Bölüm sonu
3 yorum
Vicdan azabı 💔
Noluyor
Hayır ya Ne oluyor ya


