“MTAHAŞ ne yapıyor?” diye sordum.
Yaşlı adam bir süre sessiz kaldı. Sonra arkasındaki büyük raflardan iki kalın kitap çıkardı. Kitapların kapaklarında garip semboller vardı. Birinin üstünde “Denekler”, diğerinde ise “Varlık Gelişim Raporları” yazıyordu.
Kitapları masaya bıraktı.
“Tohumları onlar attı,” dedi. “Bu istasyondaki canavarların sebebi onlar.”
Ben ve Emir birbirimize baktık.
Adam sonra bize iki sararmış kâğıt verdi. Üstünde eski planlar ve notlar vardı.
“İstediğiniz kadar burada kalabilirsiniz,” dedi. “Şimdilik güvendesiniz.”
Garip şekilde gerçekten rahatlamıştık. İlk defa biri bizi öldürmeye çalışmıyordu.
Adam küçük bir dolaptan eski kutu içecekler çıkardı. Tozlu görünüyordu ama soğuktu.
“Bunlar hâlâ nasıl soğuk?” diye sordum.
Adam cevap vermedi.
Tam o sırada kütüphanenin diğer tarafında bir kapı sesi duyuldu.
Tık…
Adam bir anda ayağa kalktı. Bazı ışıkları kapattı. Bu taraf karardı ama masanın olduğu bölüm aydınlık kaldı.
Sonra sessizce kapıya baktı.
Ayak sesi gelmedi.
Bir süre sonra tekrar oturdu.
Biz de kitapları açmaya başladık.
Saatler boyunca okuduk.
MTAHAŞ’ın yaptığı şeyleri öğrendikçe midem bulandı.
Şirket yıllardır insanları kaçırıyordu. Özellikle meraklı çocukları. Bu istasyonun terk edilmiş görünmesi bile planlıydı. Ucuz gezi ilanları, sahte reklamlar, çalışan kameralar…
Hepsi tuzaktı.
Ve buradaki yaratıklar…
Eskiden insanmış.
Evi bile.
Bazıları deney sırasında değişmişti. Bazıları kaçmaya çalışırken yakalanmıştı. Bazıları ise artık tamamen kontrolden çıkmıştı.
Bir anda aklıma her şey oturdu.
“Bizi bilerek gördüler…” dedim.
Yaşlı adam başını salladı.
“Sizi ilk günden beri izliyorlardı.”
Emir sinirli şekilde ayağa kalktı.
“Peki neden hemen yakalamadılar?”
“Çünkü korkmanız gerekiyordu,” dedi adam. “Korku bazı deneyleri hızlandırıyor.”
O an içim buz gibi oldu.
Sonra adam bana baktı.
“Senin dosyan diğerlerinden farklıydı.”
“Ne?”
“Bu istasyona gelmeden önce de seni izliyorlardı.”
Bir şey diyemedim.
“Sen çok meraklıydın,” dedi. “O yüzden arkadaşınla birlikte gelmeni beklediler.”
Emir bana döndü.
“Yani bizi özellikle seçtiler?”
Adam yavaşça başını salladı.
Bir süre kimse konuşmadı.
Sonra adam haritayı açtı.
“İstasyonun karşı tarafına hiç geçmediniz, değil mi?”
“Hayır,” dedim. “Orada hiçbir şey yok sanıyorduk.”
“Çünkü orası halka açık bölüm değil,” dedi. “Gerçek deney alanları aşağıda.”
Haritada daha önce görmediğimiz dev boşluklar vardı.
Alt katlardan biri diğerlerinden çok daha büyüktü.
Adam eliyle büyük bir alanı gösterdi.
“Trenler genelde burada yavaşlar,” dedi. “Kontrol ve inceleme için.”
“Peki bu ne işimize yarayacak?” dedi Emir.
Adam derin nefes aldı.
“Eğer bir şekilde yardım sinyali gönderebilirsek…”
Parmağını rayların olduğu bölüme koydu.
“…geçen trenlerden biri durabilir.”
“Ve bizi çıkarabilir mi?” dedim.
Yaşlı adam ilk defa hafifçe gülümsedi.
“Belki.”