Bölüm 4: Karanlık Taraftaki Efe
Efe dehşet içinde aynaya baktı. Aynanın içindeki Efe yavaşça elini kaldırdı. Gerçek Efe aynı hareketi yapmamıştı. O anda anladı ki aynadaki kişi sadece bir yansıma değildi.
Bir anda aynanın camında ince çatlaklar oluşmaya başladı.
Çıt... Çıt... Çıt...
Çatlaklar bütün yüzeye yayıldı. Odanın içindeki hava buz gibi oldu. El feneri tekrar söndü. Karanlığın içinden fısıltılar yükseldi.
"Yerini bize bırak..."
"Artık sıra sende..."
Efe gözlerini kapatıp birkaç adım geri çekildi. Tam o sırada aynanın içindeki Efe, camın diğer tarafından yürümeye başladı. Sanki ayna artık bir duvar değil, bir kapıydı.
Yavaşça elini camın dışına çıkardı.
Parmakları gerçekti.
Soğuktu.
Ve Efe'nin kolunu yakaladı.
Efe bütün gücüyle kurtulmaya çalıştı. Aynanın içindeki yaratık onu kendine doğru çekiyordu. Günlük yere düştü ve son sayfası açıldı. Orada büyük harflerle yalnızca tek bir cümle yazıyordu:
"Aynaya dokunma!"
Ama artık çok geçti.
Efe'nin eli istemeden aynaya değdi.
Bir anda etrafındaki her şey karardı. Kulaklarında yüksek bir uğultu başladı. Gözlerini açtığında kendisini aynanın içindeki karanlık evde buldu.
Pencereler yoktu.
Kapılar yoktu.
Sadece sonsuz gibi görünen karanlık koridorlar vardı.
Uzakta ise yavaş adımlarla ona doğru yaklaşan siyah siluet bu kez yalnız değildi.
Arkasında onlarca gölge daha vardı...