Satır arası yorumlarınızı eksik etmeyin lütfen. İyi okumalar
Ben yürürken ayaklanmış yanıma geliyorlardı, olduğum yerde durup yayvan adımlarını izledim.
Birisi karşıma dikilirken diğer ikisi onun arkasında durmuştu. İğrenç alkol kokusu burnunun direğini kırmaya yetecek kadar baskındı.
Sararmış dişleriyle gülüp arkasındakilere döndü.
"Şu yavruya bakın hele nasıl da bekliyor"
Hareket etmeden gözlerimi gözlerine dikmeye devam ettim. Tekrar dönüp bana bakınca elini saçlarıma doğru uzattı.
Dokunmasına izin vermeden uzattığı kolunu tutup ters çevirdim, çevirdiğim yöne doğru inleyerek eğilirken ayağımı kaldırıp dizimden kırdıktan sonra hızla karnına tekme attım.
Arkadakiler afllamalarını atıp yere düşen arkadaşlarına bakmayı kestiler. Bana dönen bakışları arasından biri elindeki şişeyi yere atıp bana an olan bedenini bana doğru döndürdü.
Fırsat vermeden dirseğimi yüzüne vurup elindeki şişeyi bana sallayan üçüncü' ye baktım.
"Ahh"
Aniden yüzüne vurduğum için savrulup elini gözüne götüren yere doğru eğilmiş acıyla bağırmıştı.
Zaten sarhoş oldukları için dengeleri çabuk bozuluyordu. Soluma gelen, şişeyi bana vurmak için uzatınca ayağımla dizinin arkasına hızla vurdum ve kafama değmemesi için kendimi biraz geriye eğdim.
Vurmamla dzilerinin üzerine çökmeden dengesini kaybedip öne savrulan herif şişeyi eğilen arkadaşının kafasına vurmuştu.
Ses çıkartarak herifin kafasında parçalanan şişe kanlarla beraber yere düşmüştü.
İlk yere attığımın ayaklanmaya çalıştığını görünce ayağımla yüzüne tekme attım, burnundan gelen kemik sesiyle hızla arkaya savrulan başı burnundan akan kanları görmeme engel olamadı.
Eve gelince kavgada kirlenen kıyafetlerimi makinaya atıp eşofmanımı giydim.
Eve girdiğimde babam koltukta uyuya kalmıştı bende direkt odama çıkmıştım.
İşlerimi halledip yatağa girdim ve gözlerimi kapattım, uzanınca ağrılarım kendini daha çok belli etmişti ama şuan bu yatak rahatlığım için yeterliydi.
Yaralarım herzaman vardı bu benim için ne yeni birşey, ne de bir sorundu.
🍀
Gelen gürültülü sesleri yavaş yavaş algılamaya başlarken gözlerimi açtım. Bağırma ve kırılma sesleri geliyordu sanırım.
Yeni açılan gözlerim kamaşıp tekrar kapanırken üzerimdeki çarşafı attım. Doğrulup yatakta otururken bir tane daha cam kırılma sesi gelmişti.
Anlaşılan babam yine krize girmişti sorgulamaya gerek yoktu ne olacağı belli. Yataktan kalkıp banyoya girdim, işlerimi hallettikten sonra üzerimi değiştirip kalın, kollu bir sweat giydim.
Yazın ortasında bunu giyoyordum çünkü aşağı inip payıma düşeni alacaktım. Kalın, eski bir kot da giydikten sonra kapıyı açıp aşağı indim gelen sesler kesilmemişti ama beni gören babam biran duraksadıktan sonra hemen merdivenlere gelmişti.
Son basamakta saçımdan beni yanına çekerken olduğum halde bekledim. Eline doladığı saçlarımın çekilen kökleri, başıma ağrı girmesine sebep olmuştu.
" Niye hemen inmiyorsun lan aşağıya?"
Diğeri elini kaldırıp hızla tokat atınca yana düşmemesi için kafamı sabit tuttum. Tek tokadıyla eğilecek biri değildim ben. Ne kadar güçlü olmasam da yılların getirdiği tecrübe vardı.
Elime doladığı saçlarımdan çekip ortadaki sehpanın üzerine doğru savurdu karnıma attığı son yumrukla da geriye sendeleyince ayağım sehpaya takıldı ve yerdeki cam kırıklarının üzerine düştüm.
Fayansa hızla çarpan sırtımın açısından çok camların battığı tenim kendini göstermişti.
Dişlerimi birbirine geçirip sıktım, hareket ettikçe daha çok batacağını biliyordum hızlı kalkmam gerekiyordu.
Kapı sesi gelince onun evden çıktığını anladım. Yerdeki kafamı kaldırıp hızla doğruldum.
Kolumdan akkan kanlar yeri boylarken, kotum da kırmızı rengini almıştı.
Acıyı her geçen saniye kendini daha da belli erken aceleyle üst kata çıktım derimin altında kalan camlar hareket ettikçe açıyordu.
Odamın kapısını aralayıp banyoya ilerledim köy ve tişörtü çıkartıp küvete girdim. Duş başlığını alıp koluma ve bacağıma su döktüm kanların arasında kendini belli eden cam parçaları de küvetin içine düşerken ıslanan yerler daha çok kanıyordu.
Oyalanmadan çıkıp üzerine bol bir eşorfman ve yarım kollu tişört giydim telefonumu ve çantamı da alıp evden çıktım.
Bacağımın el verdiğince hızlı bir şekilde hastaneye geldim, yolunu artık ezbere bildiğim hastane koridorunda yürüyüp acil kısmına geldim.
Kolumdan ve bacağımdan yere düşen kanların yol boyunca insanların bana bakmasına neden olması yetmiyormuş gibi burada da herkesin gözü kan izlerinden bana takılmıştı.
Bunu fark eden ilk hemşire yanıma telaşla geldi.
"Hanımefendi iyi misini?"
Kafamı çevirip gelen kişinin yüzüne baktım bu kız yeni olmalıydı ilk defa görüyordum.
"Evet"
Benden kat kat daha telaşlı olan kız alışık olması gerekirken oldukça korkmuş ve yüzü acıyla burşmuştu.
O kadar üzülecek birşey yoktu aslında yalnızca cam batmıştı bu beni öldürmezdi insanların canı gerçekten çok tatlı.
" Tamam acele edelim bu odaya geçin hemen doktoru çağırıyorum."
Kızın gösterdiği odaya girdim gözlerim etrafı tararken küçük lavaboyu gördüm. İlerleyip suyu açınca hâlâ nereden geldiğini anlamadığım kanın, suyla beraber akmasına izin verdim.
Biraz sonra suyu kapatıp sedyenin yanında ayakta dikilmeye başlamıştım ki beyaz önlüğüyle Aslı hoca içeri girdi.
Bir bana bir koluma bakarken yanımdaki çekmeceyi açıp kurcalamaya başladı
"Yine kaza geçirdin herhalde otur da bakayım"
Dudaklarımı birbirine bastırıp cevap vermedim. Dediğini yapıp arkamdaki sedyeyle oturdum, çekmeceden birşeyler çıkartan doktor öncelikle kucağıma bir bez örttü sonra kan akışını yavaşlatmak için iki kolumun da üst kısmına turuncu, kalın ipi bağlayıp sıktı.
Elime aldığı alkollü pamukla kolumun etrafını temizledi.
Kolum görünür bir hale gelince eline aldığı cımbız benzeri şeyle kolumdaki camları çıkarmaya başladı. Cam parçalarını yanındaki kaseye koyarken her birinde sanki onun canı acıyormuş gibi yüzünü buruşturuyordu.
Sonunda iki kolumda temizlediğinde gerekli olanlara dikiş atmıştı, hepsini pansumanladıktan sonra sarıp, az olduğu için ayağımdakilere sadece krem sürmüştü.
Kadın kolumu sararken içeriye bir adam girdi.
Adam bana bakmadan kafamı eydim ve koluma bakmaya başladım doktor kafasını kaldırıp gelene baktı, kafasını geri indirip elimle ilgilenirken konuştu
"Oooo Murat bey hoşgeldiniz" dedi.
Kadının gülerek söylediği şeylerden sonra adam gülüp elindeki çantayı masanın üzerine bıraktı sonrada masanın üzerine o tutup elini göğsünde bağlayarak bizi izlemeye başladı
"Hoş buldum"
Elimi görmüş olmalı ki
"Geçmiş olsun,nasıl oldu?"
Diye sordu. Kafamı kaldırıp adama baktım kahve gözleri , mavlerim ile buluşunca afallayarak, şaşırmış bir şekilde bakakaldı
Uzatmadan düz bir sesle cevap verdim. "Düştüm"
Işaret parmağını bana tutatken hatırlamaya çalışıyormuş gibi bir hali vadı
"Masal hanım"
Şaşkınca adımı söyleyince işi biten Aslı kafasını kaldırıp, Sedyeye yaslandı.
"Siz tanışıyor musunuz?"
Gözleri ikimiz arasında mekik okurken konuştu.
"Biz-"
Beni neden tanıdığını umursamadığım adamın cevap vermesini beklemeden sedyeden kalktım
"Çıkabilir miyim?"
Ona dönünce Aslı da gözlerini bana çevirdi.
"Tabi ama pansumana gelmen gerekiyor en azından dikişler çıkarılana kadar"
Kafamı hafifçe indirip kaldırdım cevap vermeme gerek duymadığını zaten biliyordum.
Diğerine bakmadan odadan çıktım, Oyalanmadan eve doğru ilerlemeye başladım.
Eve giderken siyah bir minübüs bana doğru yaklaşıp önümde durdu, olduğum yerde öylece kalırken kaşlarım çatılmış ne olduğunu anlamak için etrafa bakınmaya başlamıştım.
Ön kapılar açıldı ve içinden iki tane adam indi içlerinden birtanesi arabanın etrafından dolanıp yanıma geldi ve üzerindeki takımın ceketinin düğmesini ilikleyip konuştu.
"Masal hanım, Onur bey sizinle konuşmak istiyor. Sizi onun yanına götürmemize izin verin."
Dediğini anlamlandırmak için bir süre bekledim. Doğru mu duymuştum? Biri benimle konuşmak istiyordu ve bu yüzden beni yanına götüreceklerdi?
Babam bu sefer kime bulaştı bilmiyorum ama diğerlerinden farklı olduğu kesindi.
Ciddiyetimi bozmadan karşımdaki uzun boylu yapılı adamın gözlerine baktım.
Sesimin pürüzsüz çıkmasına dikkat ederek cevap verdim
"Hayır"
Cevap vermesine izin sağa kayıp, arabanın yanından dolandım ve yoluma devam ettim.
Adamım arkamdan gelen ayak sesleriyle beraber ilerlerken uyarır gibi konuştu.
"Masal hanım! lütfen"
Tepki bile vermeden ilerlemeye devam ettim, hâlâ arkamdan gelse de engel olmadım.
Eve vardığımda içeriye girdim, hemen odama çıkıp üzerimi değiştirdim
Bu şekilde kafeye zaten gidemezdim: zira bu sargı bezleri ve ıslatamadığım kanlı dikişlerle elimi birşeye sürmeme imkan yoktu. Patrona gelemeyeceğini dair mesaj attım.
Telefonumu masaya daha yeni bırakmışken mesaj geldi: paranın hesabıma yatırıldığı hakkında bir bilgilendirmeydi.
⛓️
Arabada ilerlerken beyaz bir araba aniden önümüze kırmıştı, şoförün anı freniyle araba durmuş, öne savrulmaktan kendimi son anda tutunarak kurtarmıştım.
Kafamı çevirip öndeki camdan arabaya baktım, beyaz arabanın ön camı açılıp bu sabah beni anlamaya gelen adamın yüzü görününce içimden küfür etmeye başlamıştım.
Bu işi çok kurcalıyorlardı sonunun hayır olmayacağı kesindi.
Şoför arkasını dönüp bana bakmaya başlayınca gözlerimi yoldan çevirmeden konuştum.
"Abi yandan ilerle"
Adam kafasıyla onaylanıp soldan gitmeye başlayınca arkamızdaki araba U dönüşü yapıp bizi takip etmeye başladı.
İşe gitmiyorken ehliyet almak için izinleri halletmeye gidiyordum ve daha bu sabah karşıma çıkan herif ayni şekilde yine önümü kesmişti.
Bankanın yanına gelince parayı ödeyip arabadan indim, beklemeden hemen bankaya girip işlerimi halletim, buraya yakın olan ehliyet kursuna gitmek için binadan çıkıp yürümeye başladım.
⛓️
Ben izini alıp sonunda oradan da ayrılırken güneş batmaya başlamış etraf kırmızıya yakın bir renge bürünmüştü.
Derin bir nefes alıp yürümeye başladım. Sonunda bu işten de kurtulmuştum, gerçi arabam yoktu ama yinede lazım olacağını düşünüyordum.
Siyah kaplı dükkanların önünden geçerken binadan çıktığından beri peşimde olan adamı farkettim, hala arkamdaydı ve artık tesadüf olduğuna inanmıyordum.
Elimdeki kağıdı cebime koyup gözüme kestirdiğim ilk yerden sola döndüm, ilerlemeyip duvara yaslandım aradaki mesafeden dolayı biraz geçtikten sonra daha yeni kendisini görmüştüm.
Döndüğü ilk anda dirseğimle ensesine vurdum, ensesine yediği darbeyle bayılan adam yere düşmeden uzanıp dirseğimi sırtının altına dayadım ve onu tuttum.
Etrafı kontrol edip kimsenin olmadığına emin olduktan sonra kollarında tutup onu duvarın kenarına çektim.
⛓️
O gün işlerimi bitirdikten sonra eve gelmiştim şimdide yatağımda uzanmış tavanı izliyordum.
Babam beni bildim bileli hep döverdi ama bugüne kadar asla para istemedi bu yüzden bütün param daima bana kalırdı
Küçük yaştan beri çalışıyordum. Kendime yetmeyi annem öldükten sonra öğrenmiştim, ayaklarımın üzerine küçük yaşta basmıştım ben, çünkü beni taşıyacak ne bir annem, ne de bir babam vardı.
Ben düşünürken telefonumun sesi odayı doldurdu elimi uzatıp yanımdaki dolabın üzerinden telefonumu aldım.
(Bilinmeyen numara) arıyordu, ister istemez kaşlarım çatılırken açıp kulağıma götürdüm.
"Merhaba Masal hanım ben avukat Murat ER, bugün hastanede karşılaşmıştık"
Bu bayıldığm zaman hastanede beni hastaneyi getirdiğini söyleyen adam dı, sonrada dikiş sırasında karşılaşmıştık.
"Evet"
Dedim çok beklemeden. Adamın avukat olduğunu bilmiyordum ve başıma bela olacak gibi duruyordu.
"Sizinle konuşmak istediğim bir konu var sizin için uygunsa buluşabilir miyiz?"
Ne diyeceği belliydi o bir avukatı nede olsa, kendince adaleti sağlayabileceğini düşünüyordu. Ama başımdan göndermezsem sonradan bela olacağını biliyordum ne kadar erken o kadar iyi.
"Tamam. dedim aynı soğuklukla. Gereksiz samimiyete asla gerek yoktu.
"O zaman yarın dokuzda sizi almaya gelirim"
Bazı insanlar gerçekten çok gevşekler.
"Adres at"
Biraz bekledi ama sesini bozmadan cevap verdi.
"Pekala. o zaman size bürömun adresini atıyorum?"
Soru sorar gibi konuşmuştu, daha çok benden emin olmak istiyordu.
"Olur"
Dedim beklmeden.
O da "İyi geceler" diyince birşey demeden kapattım.
Numarayı kaydettim ve gönderdiği adrese baktım, telefonu yanıma bırakıp, eski halimi aldım.
Ben tekrar düşünmeye dalmışken bu sefer telefonumun mesaj sesi geldi, oflayıp telefonu aldım yine.
Bilinmeyen numara
(Yarın akşam sekizde sizi almaya geleceğim lütfen gelin sizinle konuşmak istediklerim var. Onur)
Kaşlarım tekrar çatılırken sinirlenmeye başlıyordum. Gerçekten kimi başımdan def etsem yenisi çıkıyordu. Dayaksa dayak. İtlerine dövdürüp rahatlamak varken neden bu kadar uğraşıyordu bu herif?
Etrafımdaki adamlardan kurtulmak için mesaj yazdım
Konum at
Mesajıma hemen cevap verip konumu attı.
Telefonu komidinin üzerine koydum, yanımdaki anahtarla ışığı kapatıp yatağın içine girdim...
🍀
Gözlerim odaya vuran ışıklara kamaşırken, gözrelimi açıp yatakta doğruldum ve sırtımı başlığa yasladım. Beynim yavaş yavaş algılamaya başlayınca telefonumu alıp saate baktım.
Ayağa kalktım, telefonumu aldığım yere geri bırakıp banyoya girdim. Duş aldıktan sonra lavabonun altındaki çekmeceden havlumu alıp üzerime sardım.
Odaya girince deri tayt siyah tişört ve deri ceketimi giyip saçlarımı fön makinesiyle kuruttum. Kuruttuğum saçlarım düzleşirken telefonumu cebime koydum, çekmeceden bir bisküvi alıp ağzıma atarken aynı zamanda aşşağıya indim.
Babam bu sıralar eve gelmemeye başlamıştı bu her nekadar kafamı kurcalasada umursmayıp sporlarımı giydim, anahtarı da alıp dışarıya çıktım.
🍀
Avukatın gönderdiği adrese gelince beklemeden iki katlı binadan içeriye girdim. Masanın başında oturan iki kıza doğru ilerlerken masanın sol tarafına yakın oturan kız gözlerini ojeli tırnaklarından alıp bana baktı üzerimi süzerken gözleri alayla harmanlandı, aynı zamanda kendini beyenmişlik yüzünde kol geziyordu.
Masanın başında birşeyler yazan kız kafasını kaldırıp bana bakınca tişörtünün açık bıraktığı omuzundaki morluk gözüme çarptı, kız gözlüğünü düzeltip gülümsedi masanın yanına gelince kız konuştu:
-Hoş geldiniz, Murat bey sizi bekliyor"
Kafamı sallayıp arkamı döndüm,merdivenlerden yukarı çıkıp ikinci kata geldim önümdeki büyük kapıyı iki kere tıklattım
"Gir"
Kapıyı açıp içeriye girdim Murat bey sandalyesinde otururken kafasını kaldırıp bana baktı ardından ayağa kalkıp yanıma geldi
"Hoş geldiniz Masal hanım, davetimi geri çevirmediğiniz için teşekkür ederim"
Bir adama birde uzattığı eline bakarken tutup tutmamak arasında kararsız kalmıştım, sonunda elimi uzatıp elini sıktım. Eliyle karşıdaki koltuklardan birini gösterince
"Ne söyleyeceksiniz söyleyin zamanım yok" dedim.
Adamın samimi tavrı canımı sıkıyordu ama her ne kadar samimi davransada mesafesini koyuyordu.
"Lütfen buyrun çok tutmayacağım"
Gözlerim kahve gözlerinde gezinirken oturup oturma arasında kalmıştım.
Sonunda oturunca oda kendi koltuğuna oturdu. Adam bakışlarımdan anlamış olacak ki hemen konuşmaya başladı
"Bakın masal hanım ben sizi o gece yolda baygın ve kanlar içinde gördüm ardından hastaneye gidince vücudunuzun bir çok yerinde darp izi bulundu"
Avukatın sözleriyle kaşlarım her zaman olduğu gibi çatılırken bana hangisini söyleyecegini düşünüyordum.
Suskunluğum üzerine devam ederken aynı zamanda nazik tutumuyla ona karşı çıkma olasılığımı biraz olsun azaltmaya çalışıyordu.
"Darp edildiğiniz ortada ayrıca bu ilk değilmiş daha önceden birçok kez, hastaneye geldiğiniz başka sebeplerde bile vücudunuzda darp izi bulunmuş"
Adam kararlılıkla ve nefes almadan konuşurken gözlerindeki merak okunuyordu. Bana söyleyebilecekleri yavaş yavaş kafama otururken gerilmemi engelleyemiyordum.
"Ama hiç bir zaman darp raporu çıkarmamışsınız veya bir şikayette bulunmamışsınız neden?"
Avukatın sözlerine verebileceğim bir cevap yoktu, ki ona hesap vermek zorunda da değilim ama yüzündeki ifade bu durumun peşini bırakmayacağını anlatıyordu.
"Gerekseydi yapardım"
Avukatın ifadesi değişirken yüzünden kendini anlatmaya çalıştığını anlayabiliyorum.
"Bakın Masal hanım şiddet görüyorsunuz. bunca yıl bunu saklıyor olabilirsiniz lakin ben bir avukat olarak size yardım ederim ve saklamanıza gerek kalmaz"
kendimi kontrol etmek için uğraşıyordum.dayanamayıp ayağa kalktım. Adam gideceğimi anlayınca endişeli sesiyle konuştu.
"Ben s-"
Kapı birden açılınca Avukatın sözleri yarıda kesildi. Kafamı kapıya cevirdim: ortadaki daha önde olmak üzere, üç tane adam içeriye girdi.
Ortdaki adamın sureti zihnimde birşeylerin canlanmasına sebep olmuştu gözlerim kısılırken dikkatle yüzüne baktım.
Hafızamı zorlarken yüzü birden gözümün önünde canlanmıştı. Bu, davette bana mutfaktan çıkmamı söyleyen erkekti.
Aras'dı adı sanırım, egosundan geçebilirsek adını kullanırdık tabi.
Aras'ın gözleri beni bulunca gözlerini kısıp kafasını biraz yana eğdi beni hatırlamış olacak ki sonunda kafasını tüzeltti bir an afallasada hemen kendini topladı,beni baştan aşağıya süzdükten sonra kafasını düzeltip avukata baktı.
Bakışlarımı avukata çevirdim, gözlerindeki öfkeyi görmemek için aptal olmak gerekirdi. Ayağa kalkarken sinirle konuştu.
"Ne işiniz var buarada? "
İlk defa sinirle konuştuğunu görmüştüm zira bana gösterdiği tutum o kadar yumuşakken onun sinirlendiği halini hiç görmemiştim.
Aras denilen adam ceketinin kolunu düzeltirken üzerindeki rahatlık şaşırtacak cinstendi.
"Sakin ol avukat, konuşmaya geldim"
Ciddi sesi ve rahat duruşu bir birine tezattı kafasını bana çevirdi sonra sağ tarafındaki adama işaret verince, benim tarafındaki herif ilerleyip koca iki adımla yanıma geldi, iki yanımda sarkık duran kolumu, bileğimden tuttu. Eliyle kapıyı gösterirken konuştu
"Buyrun"
O ileriye adım atacakken yerimde durdum. Sinirlerim tekrar tepeme çıkarken gözlerimin öfkeden yandığını hissediyordum.
Önce bakışlarımı bana bakan Aras' a çevirdim sonra kafamı döndürüp adamın bileğimi tutan eline baktım. bakışlarım sinirle yüzünü bulduktan sonra açıkta kalan parmaklarımı bileğine dolayıp ters çevirdim.
"Aaaah"
Adamın acı dolu iniltisi odayı doldururken, tüm bakışlar bana dönmüştü. Çevirdiğim kolunu sırtına yaslarken o tekrar bağırmıştı, kolunu sırtında sabitleyip yavaşça kulağına edildim ve tıslayarak konuştum.
"Eline koluna hakim ol, kırarlar"
Acıyla çırpınırken, diğer elimle de sol elinin parmaklarını avucumun içine almış yumruk yaparak sıkıyordum. Hızla kafasını sallayıp konuştu.
"Ta-tamam"
-her nekadar görmesede- ondan iğrendiğime dair bir bakış atıp onu ittim. Diyer arkadaşı onu düşmeden önce tuttu. Doğrulunca bileğini tutup acıyla ovuşturdu.
Ceketimi düzeltip kafamı avukata çevirdim. odadaki herkes bana şaşkınlıkla bakıyordu işte bunu sevmiyordum.
Avukata kafamla küçük bir işaret verdikten sonra yönümü çevirip dışarıya çıktım, merdivenlerden hızla inerken önüme gelen saçlarımı kulağımın arkasına yerleştirdim.
Telefonum çalınca elimi arka cebime atttım. Alt kata inmiştim, sol taraftan oturan kız ayağa kalkmıştı üzerindeki parıltılı, mini kırmızı eteği ve beyaz büstiyeri ile kulübe gider gibi giyinmişti. Telefonumu elime alınca arayana baktım
- bilinmeyen numara- çağrıyı cevaplarken kapıyı açıp bürodan çıktım.
Telefon kulağımda beklerken yanımdan geçen bir taksiye el kaldırdım. Telefon açılınca daha ses gelmeden kapandı. Telefonu cebime koyup adama adresi verdim.
⛓️
Biliyorum kitap şu anda sıkıcı, ama olaylara bir anda dalmak istemediğim için yavaş ilerliyorum.
Yorum yapmanız benim için çok önemli. Özellikle satır arası yorumlar hatalarımı görmeme yardımcı oluyor
Oy vermeyi unutmayın lütfen
⭐