Bölüm 7 – Kural
Festivale iki gün kalmıştı.
Okulun koridorları rengârenk süslenmişti.
Her sınıf kendi standını hazırlıyor, öğretmenler son kontrolleri yapıyordu.
Ben ise spor salonuna taşınacak kutuların listesini hazırlıyordum.
Tam o sırada sınıfın kapısı açıldı.
"Deniz."
Başımı kaldırdım.
Kapıda Mert vardı.
"Bir dakika konuşabilir miyiz?"
Defterimi kapattım.
"Olur."
Koridora çıktık.
"Ne oldu?"
Mert hafifçe gülümsedi.
"Dün teşekkür edemedim."
"Neden?"
"Festival hazırlığında çok yardım ettin."
"Önemli değil."
"Aslında..."
Cümlesini tamamlayamadan arkamızdan ağır adımlar duyuldu.
Teoman...
Hiçbir şey söylemeden yanımızdan geçti.
Ama tam geçerken omzuyla Mert'e sertçe çarptı.
Mert arkasını döndü.
"Bir sorun mu var?"
Teoman durdu.
"Bana mı sordun?"
"Evet."
"Soğuk."
"Ne?"
"Yol dar."
Mert sinirlenmeye başladı.
"Bunu bilerek yaptın."
Teoman omuz silkti.
"Kanıtla."
Ben ikisinin arasına girdim.
"Yeter."
Teoman bana baktı.
"Soğuk."
"Ne var?"
"Çekil."
"Çekilmiyorum."
Bir an göz göze geldik.
Koridor sessizleşmişti.
Teoman'ın yüzünde yine o sert ifade vardı.
"Son kez söylüyorum."
"Hayır."
Birkaç saniye birbirimize baktık.
Sonra Teoman hiçbir şey demeden arkasını dönüp uzaklaştı.
Arkasından bakarken içimden,
"Bu çocuk gerçekten bir gün beni çıldırtacak." diye geçirdim.
---
Öğleden sonra spor salonunda çalışıyorduk.
Sahnenin arkasındaki perdeleri asarken merdivene çıktım.
Tam perdeyi düzeltirken merdiven sallandı.
Dengem bozuldu.
Ayağım kaydı.
Bir anda aşağı düşeceğimi sandım.
Belimden biri tuttu.
Nefesim kesildi.
Yere sağlam basınca arkamı döndüm.
Teoman.
Elini hemen çekti.
"Dikkat etsene."
"Sana teşekkür etmeyeceğim."
"İstemiyorum."
"Neden sürekli yardım ediyorsun?"
Yüzü bir anda soğudu.
"Yanlış düşünme."
"Ne demek istiyorsun?"
"Sadece iş uzamasın diye."
Bunu söyledikten sonra tekrar kutuları taşımaya başladı.
Ben ise onun arkasından baktım.
Bir insan bu kadar mı duvar örerdi?
---
Akşamüstü hazırlıklar bitti.
Bahçede herkes dağılmaya başlamıştı.
Tam çıkacakken Ece yanıma geldi.
"Sana bir şey söyleyeceğim."
"Söyle."
"Teoman'dan uzak dur."
"Yine mi başladın?"
"Ciddiyim."
"Neden?"
"Çünkü sonunda üzülen sen olursun."
"Onunla arkadaş bile değilim."
Ece gözlerini kıstı.
"Şimdilik."
Arkasını dönüp gitti.
Sözleri aklımı kurcalıyordu.
---
Okulun çıkış kapısına geldiğimde hava kararmaya başlamıştı.
Kapının yanında siyah motosikletine yaslanmış biri vardı.
Teoman.
Kollarını bağlamış beni bekliyordu.
Yanına yaklaşınca doğruldu.
"Ne var?"
"Defterin."
Elindeki defteri uzattı.
Şaşkınlıkla aldım.
"Ben bunu sınıfta unutmuştum."
"Biliyorum."
"Teşekkür ederim."
Başını hafifçe salladı.
Tam gidecekken sesi arkamdan geldi.
"Deniz."
İlk kez adımı söylemişti.
Durup arkamı döndüm.
"Ne?"
Yüzü her zamanki kadar sertti.
"Bir kuralım var."
"Neymiş?"
"Benim yüzümden başın belaya girerse..."
Sözünü yarıda kesti.
"...seni yine kurtarırım."
Kaşlarımı çattım.
"Bu nasıl kural?"
"Cevabını öğrenmek istemezsin."
Kaskını taktı.
Motorunu çalıştırdı.
Ve bir saniye bile beklemeden okuldan uzaklaştı.
Ben ise elimde defterle olduğum yerde kaldım.
Teoman...
Her geçen gün onu daha az anlıyor, ama daha çok merak ediyordum.
Ve bu merakın, ikimizin hayatını değiştirecek ilk adım olduğundan henüz haberim yoktu.