Bölüm 8 – Söylentiler
Sabah okula girdiğim anda herkesin bana baktığını hissettim.
Fısıldaşmalar...
Meraklı bakışlar...
Koridorun ortasında yürürken iki kızın konuşmasına istemeden kulak misafiri oldum.
"Dün yine birlikteymişler."
"İmkânsız."
"Festival hazırlığında sürekli yan yanalarmış."
"Teoman kimseyle vakit geçirmez."
Başımı iki yana salladım.
İnsanlar olmayan şeyleri konuşmayı ne kadar seviyordu.
Dolabıma doğru yürürken arkamdan tanıdık bir ses geldi.
"Deniz."
Mert'ti.
Elinde iki meyve suyu vardı.
"Bunu sana almıştım."
Şaşırdım.
"Gerek yoktu."
"Arkadaş olarak."
Gülümseyerek uzattığı meyve suyunu aldım.
"Teşekkür ederim."
Tam o sırada koridor sessizleşti.
Nedense herkes aynı yöne bakıyordu.
Başımı kaldırınca sebebini anladım.
Teoman...
Her zamanki gibi elleri cebinde, ağır adımlarla koridorda yürüyordu.
Altın sarısı saçları koridordan süzülen sabah ışığında dikkat çekiyordu. Uzun boyu ve geniş omuzları nedeniyle kalabalığın arasında hemen fark ediliyordu. Sporcu olduğu belli olan kaslı yapısı yüzünden öğrenciler ona yol veriyordu.
Kimse önüne çıkmaya cesaret edemiyordu.
Teoman önce bana baktı.
Sonra elimdeki meyve suyuna.
Yüzünde hiçbir ifade yoktu.
Sadece yürümeye devam etti.
Ama nedense koridordaki hava değişmişti.
---
İkinci ders boştu.
Festival için spor salonuna gitmemiz gerekiyordu.
Ben sahnenin kenarındaki afişleri düzeltirken merdivene çıktım.
"Biraz daha sola..."
Afişi düzeltmeye çalışırken bant elimden kaydı.
Tam eğildiğim sırada merdiven yeniden sallandı.
"Ah!"
Dengemi kaybettim.
Bu kez düşmedim.
Merdivenin iki yanından güçlü iki el tuttu.
Başımı aşağı çevirdim.
Teoman...
Hiç konuşmadan merdiveni sabit tutuyordu.
"İn."
"Bir dakika."
"İn dedim."
Sesindeki sertlik tartışmaya izin vermiyordu.
Yavaşça aşağı indim.
Merdivenden iner inmez ellerini çekti.
"Bunu tek başına yapma."
"Neden?"
"Düşersen festival iptal olur."
Kaşımı kaldırdım.
"Sadece festivali düşündüğüne inanmamı mı bekliyorsun?"
"Soğuk."
Yine aynı lakap...
Artık sinir olmaya başlamıştım.
"Benim adım Deniz."
"Biliyorum."
"O zaman neden bana sürekli 'Soğuk' diyorsun?"
İlk kez gözlerimin içine baktı.
"Kendini kimseye göstermiyorsun."
Şaşkınlıkla sustum.
Ben onun duvarlarını konuştuğumu sanıyordum.
Meğer o da benimkileri fark etmişti.
---
Öğle arasında kantin her zamankinden daha kalabalıktı.
Tepsimi alıp boş masa ararken Ece yine karşıma çıktı.
"Yanına oturabilir miyim?"
"Tabii."
Ece birkaç saniye sessiz kaldı.
Sonra doğrudan konuya girdi.
"Teoman'ın sana yardım ettiğini gördüm."
"Ne olmuş?"
"Kimseye yardım etmez."
"Abartıyorsunuz."
"Hayır."
Ece'nin sesi ciddiydi.
"Bu okulda onu dört yıldır tanıyorum."
"Kimseye yaklaşmaz."
"Kimseyi hayatına sokmaz."
"Kimseye güvenmez."
Sözlerini dikkatle dinledim.
"O zaman bana neden yardım ediyor?"
Ece acı bir gülümsemeyle başını salladı.
"İşte ben de onu anlamıyorum."
Tam o sırada kantinin kapısı açıldı.
Teoman içeri girdi.
Elindeki suyu alıp en arka köşedeki masaya tek başına oturdu.
Koskoca kantinde onlarca boş masa vardı.
Ama yine de yalnız kalmayı seçmişti.
Bir süre fark ettirmeden onu izledim.
Kimseyle konuşmuyordu.
Telefonuyla bile ilgilenmiyordu.
Sadece pencereden dışarı bakıyordu.
Sanki aklı çok uzaklardaydı.
---
Son ders çıkışında yağmur yeniden başlamıştı.
Okulun önünde otobüsü bekliyordum.
Çantam ağırlaşmıştı.
Tam otobüs yaklaşırken çantamın fermuarı açıldı.
Kitaplarım kaldırıma dağıldı.
Rüzgâr sayfaları savurmaya başladı.
Eğilip toplamaya çalışıyordum.
Bir çift spor ayakkabı önümde durdu.
Hiç konuşmadan yere eğildi.
Kitaplarımı toplamaya başladı.
Teoman...
Son kitabı da uzattığında sessizce elime verdi.
"Teşekkür ederim."
Başını hafifçe salladı.
Tam gidecekken cesaretimi toplayıp sordum.
"Teoman."
Durdu.
"Neden herkes senden korkuyor?"
Uzun süre cevap vermedi.
Yağmurun sesi ikimizin arasını dolduruyordu.
Sonunda yavaşça konuştu.
"Çünkü korkmaları daha kolay."
"Bundan sen mi hoşlanıyorsun?"
Bakışlarını benden kaçırdı.
"Hoşlanmakla ilgisi yok."
"Öyleyse neyle ilgili?"
Bir an sustu.
Sonra beklemediğim kadar sakin bir sesle konuştu.
"Bazen insanlar seni tanımadan nefret etmeyi seçer."
Bu cümleyi söyledikten sonra arkasını döndü.
Yağmurun altında tek başına yürüyüp gitti.
Ben ise olduğum yerde kaldım.
İlk kez...
Teoman'ın öfkesinin altında sakladığı başka bir şey olduğunu hissetmiştim.
Ama bunun ne olduğunu henüz bilmiyordum.