İçeriğe geç

Teoden enemies to lovers

Bölüm 5 · 2 dk okuma

Teoden enemies to lovers

Bölüm 5

Bölüm 5 - Yanlış anlaşılma

Bölüm 5 – Yanlış Anlaşılma

Ertesi sabah okul her zamankinden daha hareketliydi.

Koridorlarda yaklaşan sonbahar festivali konuşuluyordu.

Ben ise öğretmenin verdiği cezayı düşünüyordum.

Üç saat boyunca Teoman'la aynı masada çalışmak...

Bundan daha kötü ne olabilirdi?

---

Kütüphaneye girdiğimde Teoman çoktan gelmişti.

Masanın başında oturuyor, önündeki kitabı sessizce inceliyordu.

Beni görünce başını bile kaldırmadı.

Saatime baktım.

Tam vaktindeydim.

"Senden önce gelmiş olmam seni şaşırttı mı?"

İlk kez konuşan o olmuştu.

"Biraz."

"Geç kalmaktan hoşlanmam."

"Dün öyle görünmüyordu."

Kitabın sayfasını çevirdi.

"Dersler umurumda değil."

"Peki ne umrunda?"

Cevap vermedi.

Sessizlik yeniden aramıza çöktü.

---

Yaklaşık bir saat boyunca tek kelime etmeden çalıştık.

Ben not çıkarıyor, Teoman ise eksik yerleri düzeltiyordu.

Tam bir konu hakkında tartışmaya başlamıştık ki kütüphanenin kapısı açıldı.

İçeri Ece girdi.

Doğruca Teoman'ın yanına geldi.

"Teo."

Teoman başını kaldırdı.

"Ne var?"

"Bugün çıkışta konuşabilir miyiz?"

"İşim var."

"Elli dakika sürmez."

"Hayır."

Ece'nin yüzü düştü.

O sırada bana baktı.

Sonra tekrar Teoman'a döndü.

"Onunla mı uğraşacaksın?"

Teoman kısa bir cevap verdi.

"Evet."

Ece hiçbir şey söylemeden uzaklaştı.

Onun giderken bana attığı bakış hiç hoş değildi.

---

Ders çıkışı dolabımı kapatırken biri yolumu kesti.

Ece.

"Kendini ne sanıyorsun?"

"Anlamadım."

"Teoman'ın yanında dolaşmayı bırak."

"Ben dolaşmıyorum."

"Görüyorum."

"Biz sadece proje hazırlıyoruz."

Ece alaycı bir şekilde güldü.

"Teoman kimseye zaman ayırmaz."

"Demek ki bu proje önemli."

"Emin misin?"

Sabrım taşmaya başlamıştı.

"Bak, senin onunla aranda ne var bilmiyorum."

"Eğer bilmiyorsan öğren."

"Ece."

İkimiz de aynı anda arkamıza döndük.

Teoman birkaç adım ötede durmuş bize bakıyordu.

Yüzü her zamanki gibi ifadesizdi.

"Ece."

"Sana bir şey mi söyledi?"

"Hayır."

"O zaman neden Deniz'in yolunu kesiyorsun?"

Ece şaşırmıştı.

"Ben sadece..."

"Git."

Sesini yükseltmedi.

Ama tek kelimesi bile yeterli olmuştu.

Ece sinirle arkasını döndü ve uzaklaştı.

Ben Teoman'a baktım.

"Beni savunduğunu sanmıyorum."

"Doğru düşünmüşsün."

"Öyleyse neden geldin?"

"Beni rahatsız eden gürültüyü kestim."

Yine aynı soğuk tavır...

Yine aynı umursamazlık...

"Bir gün normal cevap verecek misin?"

"Bilmiyorum."

"Sinir bozucusun."

"Bunu biliyorum."

---

Okulun çıkış zili çaldığında hava yağmurluydu.

Otobüs durağına doğru yürürken yağmur bir anda hızlandı.

Çantamı başıma tutmaya çalışıyordum.

Tam o sırada yanımda siyah bir şemsiye durdu.

Şaşkınlıkla baktım.

Teoman.

"Beni takip mi ediyorsun?"

"Hayır."

"O zaman?"

"Şemsiye tek kişilik değil."

"Seninle yürümem."

"Yürüme."

Bir adım öne geçti.

Şemsiyenin yarısı hâlâ üzerimdeydi.

Ben istemesem de aynı yönde yürümeye başladık.

Dakikalarca konuşmadık.

Sonunda sessizliği ben bozdum.

"Herkes senden neden korkuyor?"

Teoman'ın bakışları yolun üzerindeydi.

"Çünkü tanımıyorlar."

"Ben de tanımıyorum."

"Öyle kalsın."

"Herkesi kendinden uzaklaştırıyorsun."

"Bu daha kolay."

"Neden?"

Teoman cevap vermedi.

Tam otobüs durağına geldiğimizde şemsiyeyi bana uzattı.

"Al."

"Sen?"

"Ben yürürüm."

"Yağmur yağıyor."

"Alışığım."

Ben daha bir şey diyemeden arkasını dönüp yağmurun altında yürümeye başladı.

Elimde onun şemsiyesiyle arkasından baktım.

İlk kez aklımdan şu düşünce geçti:

Belki de Teoman göründüğü kadar taş kalpli değildi...

Ama bunu ona asla söylemeyecektim. Çünkü savaşımız daha yeni başlıyordu.

Bölüm sonu

1 yorum