Bölüm 19 – Geçmişin Gölgesi
Telefonumu çantama koydum.
Koridorda öğrencilerin sesi yankılanıyordu ama ben hiçbirini duymuyordum.
Aklım sadece mesajdaydı.
"Teoman'dan uzak dur."
Kim göndermişti?
Ve neden?
---
Son ders zili çaldığında hava kapalıydı.
Öğrenciler yavaş yavaş okuldan çıkıyordu.
Ben de çantamı omzuma takıp bahçeye indim.
Tam okul kapısından çıkacakken tanıdık bir ses duydum.
"Deniz."
Arkamı döndüm.
Teoman birkaç metre arkamda durmuştu.
Her zamanki gibi ciddi görünüyordu.
"Birlikte çıkıyoruz."
Kaşlarımı kaldırdım.
"Emir mi bu?"
"Hayır."
"O zaman neden?"
"Cevap isteme."
Kollarımı bağladım.
"Senin bu huyuna sinir oluyorum."
"Biliyorum."
"Her şeyi biliyorsun zaten."
"Hayır."
"Peki ne biliyorsun?"
Bana birkaç saniye baktı.
"Seni eve sağ salim göndermem gerektiğini."
İlk kez sesindeki sertliğin altında başka bir şey hissettim.
Endişe...
---
Beraber yürümeye başladık.
Sokak her zamanki kadar kalabalıktı.
İlk birkaç dakika hiç konuşmadık.
Sessizliği ben bozdum.
"Çocukken de böyle miydin?"
Teoman kısa bir kahkaha attı.
İlk kez...
Gerçek bir kahkaha.
"Hayır."
"Nasıldın?"
"Çok konuşurdum."
Şaşkınlıkla ona baktım.
"Sen mi?"
"Evet."
"İnanmıyorum."
"İnanma."
Gülmemek için kendimi zor tuttum.
"Bence yalan söylüyorsun."
"Canın nasıl isterse."
---
Tam o sırada karşı kaldırımda siyah kapüşonlu çocuğu gördüm.
Bize bakıyordu.
Elinde telefon vardı.
Teoman da onu fark etti.
Yüzündeki gülümseme bir anda silindi.
"Beni dinle."
"Ne oldu?"
"Yolun karşısına geç."
"Neden?"
"Deniz."
Ses tonu bu kez emreden değil, telaşlıydı.
İlk kez...
Gerçekten telaşlıydı.
Tam karşıya geçecekken kapüşonlu çocuk cebinden küçük bir zarf çıkarıp kaldırıma bıraktı.
Sonra arkasını dönüp uzaklaştı.
İkimiz de birkaç saniye boyunca zarfı izledik.
Teoman hızla gidip zarfı aldı.
Açmadan cebine koydu.
"Ne yazıyor?"
"Önemli değil."
"Yine mi?"
"Bunu konuşmayacağız."
Sinirle derin bir nefes aldım.
"Bir gün bana güvenmeyi denesen?"
Teoman yürümeyi bıraktı.
Bana döndü.
Uzun süre konuşmadı.
Sonra ilk kez gözlerimin içine bakarak,
"Tam da bu yüzden sana anlatmıyorum."
dedi.
"Neden?"
"Çünkü sana güvenirsem..."
Cümlesini yarıda kesti.
"...boş ver."
Arkasını dönüp yürümeye başladı.
Ben ise olduğu yerde kaldım.
İçimdeki merak artık dayanılmaz olmuştu.
---
Eve vardığımda telefonum yeniden titredi.
Aynı numara...
Bu kez yalnızca tek bir cümle vardı.
> "Yarın her şey değişecek."
Mesajı tekrar tekrar okudum.
Kalbim hızla atıyordu.
Perdeyi araladım.
Sokağa baktım.
Karşı kaldırımda siyah kapüşonlu çocuk birkaç saniye bana baktı.
Sonra karanlığın içinde kayboldu.
Ben ise pencereyi kapatırken farkında değildim...
Ertesi gün yalnızca benim değil, Teoman'ın da hayatını değiştirecek olay başlayacaktı.
Devam edecek... 💖
---