İçeriğe geç

Teoden enemies to lovers

Bölüm 16 · 2 dk okuma

Teoden enemies to lovers

Bölüm 16

Bölüm 16- Siyah araba

Bölüm 16 – Siyah Araba

Siyah araba okulun önünden uzaklaşırken olduğum yerde kalakaldım.

İçimde garip bir huzursuzluk vardı.

Teoman'ın yüzündeki o ifade...

İlk kez korkuya benziyordu.

---

"Deniz!"

Elif yanıma koştu.

"Nereye daldın?"

"Hiç..."

"Otobüs geldi."

Başımı sallayıp otobüse bindim.

Ama bütün yol boyunca aklım aynı sorudaydı.

O adamlar kimdi?

---

Ertesi sabah...

Okula her zamankinden erken geldim.

Belki de Teoman'ı görürüm diye...

Bunu kendime bile itiraf etmek istemiyordum.

Koridor bomboştu.

Sınıfa girdim.

Sırası boştu.

İçimden derin bir nefes verdim.

"Gelmeyecek galiba..."

Tam bunu söylediğim anda sınıfın kapısı açıldı.

Teoman.

Yavaş adımlarla içeri girdi.

Altın sarısı saçları dağınıktı.

Gömleğinin kolu dirseğine kadar sıyrılmıştı.

Kolunun iç kısmında morarmış bir iz vardı.

Sınıfın yarısı bunu fark etmedi.

Ama ben ettim.

Sessizce yerine oturdu.

Her zamanki gibi kimseyle konuşmadı.

---

İlk teneffüste dayanamadım.

Koridora çıktığında arkasından yürüdüm.

"Teoman."

Durmadı.

Biraz daha hızlı yürüdüm.

"Teoman!"

Bu kez durdu.

Ama arkasını dönmedi.

"Ne istiyorsun?"

"Dün..."

"Konuşmak istemiyorum."

"Koluna ne oldu?"

Birkaç saniye sessizlik oldu.

Sonra yavaşça bana döndü.

Bakışları her zamankinden daha sertti.

"Düştüm."

"Yalan."

Kaşlarını çattı.

"Bana yalancı mı diyorsun?"

"Evet."

İlk kez bu kadar net söylemiştim.

Çevremizden geçen öğrenciler istemsizce yavaşladı.

Kimse Teoman'a böyle konuşmaya cesaret edemezdi.

O ise sadece bana baktı.

Sonra dudaklarının kenarı çok hafif kıvrıldı.

"Cesursun."

"İnatçıyım."

"İkisi aynı şey değil."

"Benim için öyle."

Başını iki yana salladı.

"Bir gün başını belaya sokacaksın."

"Gerekirse sokarım."

Teoman cevap vermedi.

Yürüyüp gitti.

---

Öğleden sonra festival provası başladı.

Salon tıklım tıklımdı.

Ben sahnenin kenarında dekorları kontrol ediyordum.

Tam o sırada öğretmen seslendi.

"Deniz!"

"Efendim hocam?"

"Şu projektörleri kontrol eder misin?"

"Tabii."

Merdivene çıktım.

Projektörü düzeltirken aşağıdan bir ses geldi.

"Dikkat."

Teoman'dı.

Aşağıda durmuş bana bakıyordu.

"İyiyim."

"Cıvatası gevşek."

"Emin misin?"

"Evet."

Tam eğilip baktığım anda cıvatanın gerçekten gevşediğini gördüm.

Eğer fark etmeseydi...

Projektör yine düşebilirdi.

Aşağı indim.

"Haklıymışsın."

Omuz silkti.

"Gözün ayrıntıları kaçırıyor."

"Seninki kaçırmıyor."

"Bazen."

---

Prova bittikten sonra herkes dağılmaya başladı.

Ben çantamı toplarken spor salonunun kapısından Ece girdi.

Doğruca Teoman'ın yanına yürüdü.

"Seninle konuşacağım."

"Şimdi değil."

"Şimdi."

Teoman derin bir nefes verdi.

"Ne var?"

Ece bir an bana baktı.

Sonra tekrar Teoman'a döndü.

"Deniz'den uzak dur."

Salon sessizleşti.

Ben istemeden onların konuşmasını duyuyordum.

Teoman'ın yüzünde hiçbir ifade yoktu.

"Neden?"

"Çünkü bütün okul konuşuyor."

"Konuşsun."

"Sen böyle biri değildin."

Teoman'ın sesi buz gibiydi.

"Ben zaten hiçbir zaman 'öyle biri' olmadım."

Ece'nin gözleri doldu.

"Seni tanıyamıyorum."

"Buna alış."

Ece hiçbir şey söylemeden salondan çıktı.

Ben olduğum yerde kalmıştım.

Teoman ise sanki hiçbir şey yaşanmamış gibi kutuları toplamaya devam ediyordu.

Ama ben...

İlk kez onun yalnız kalmayı seçmediğini düşündüm.

Belki de...

Yalnız kalmaya mecbur bırakılmıştı.

Tam o anda Teoman başını kaldırıp bana baktı.

İkimiz de tek kelime etmedik.

Ama sessizliğin içinde cevaplanmamış yüzlerce soru vardı.

Devam edecek... 💖

Bölüm sonu

1 yorum