İçeriğe geç

Teoden enemies to lovers

Bölüm 15 · 2 dk okuma

Teoden enemies to lovers

Bölüm 15

Bölüm 15 - fısıltılar

Bölüm 15 – Fısıltılar

Ertesi sabah...

Okula adımımı attığım an herkes bana bakıyordu.

Koridorda yürürken konuşmalar bir anda kesiliyor, ben uzaklaşınca yeniden başlıyordu.

"Ne oluyor böyle?" diye mırıldandım.

Elif yanıma koşarak geldi.

"Deniz!"

"Neler oluyor?"

Elif derin bir nefes aldı.

"Bütün okul sizi konuşuyor."

"Kimi?"

"Seni ve Teoman'ı."

Şaşkınlıkla durdum.

"Neden?"

"Dün seni onun elini sararken görenler olmuş."

Gözlerimi devirdim.

"Abartıyorlar."

"Bir de sen müdürün odasında onu savunmuşsun."

"Doğruyu söyledim."

"İşte sorun da bu."

Sınıfa girdiğimde Teoman çoktan yerine oturmuştu.

Her zamanki gibi pencereye bakıyordu.

Altın sarısı saçları sabah güneşinde parlıyordu.

Kollarını sıvamıştı.

Sağ elindeki yara bandı hâlâ duruyordu.

İster istemez gülümsedim.

O sırada öğretmen sınıfa girdi.

"Festival için son hazırlıkları yapacağız."

"Herkes spor salonuna."

Öğrenciler sıralarından kalktı.

Ben de çantamı alıp kapıya yöneldim.

Tam çıkarken Teoman önümde durdu.

"Ne var?"

Sessizce elini kaldırdı.

Yara bandını gösterdi.

"Çıkmadı."

"Ee?"

"İyi yapıştırmışsın."

Şaşkınlıkla ona baktım.

Bu...

Teoman'ın teşekkür etme şekli miydi?

Ben daha cevap veremeden yürüyüp gitti.

Spor salonu her zamankinden daha kalabalıktı.

Sahneler kurulmuş, ışıklar yerleştiriliyordu.

Ben afişleri düzenlerken Mert yanıma geldi.

"Deniz."

"Efendim?"

"Bir şey soracağım."

"Sor."

"Festival bitince hep birlikte kafeye gideceğiz."

"Tamam."

"Sen de gelir misin?"

"Düşünürüm."

Tam o sırada ağır adımlar duyuldu.

Teoman...

Elinde birkaç kutuyla yanımızdan geçti.

Mert ona baktı.

"Yardım edeyim mi?"

Teoman hiç durmadan cevap verdi.

"Gerek yok."

Kutuları tek başına kaldırıp sahnenin arkasına götürdü.

Mert başını iki yana salladı.

"Bu çocuk hep böyle mi?"

Ben istemsizce gülümsedim.

"Evet."

Hazırlıklar sürerken elektrik kablolarından biri yere düştü.

Ben eğilip almaya çalışırken tavandaki projektör hafifçe sallandı.

Kimse fark etmemişti.

Ama biri fark etmişti.

"Deniz!"

Başımı kaldırdım.

Teoman hızla bana doğru koşuyordu.

Kolumdan tuttuğu gibi beni geriye çekti.

Aynı anda projektör büyük bir gürültüyle yere düştü.

GÜÜM!

Salondaki herkes irkilmişti.

Bir an sessizlik oldu.

Sonra öğretmenler koşmaya başladı.

"İyi misiniz?"

Ben hâlâ şoktaydım.

Kalbim deli gibi atıyordu.

Teoman hâlâ kolumu bırakmamıştı.

Ben ona baktığım anda bunu fark etti.

Elini hemen çekti.

"Önüne baksana."

Nefes nefeseydim.

"...Teşekkür ederim."

Başını çevirip başka tarafa baktı.

"Büyütecek bir şey yok."

Ama sesi eskisi kadar sert değildi.

Akşam çıkışında hava yine kapalıydı.

Otobüs durağında tek başıma bekliyordum.

Bir araba yavaşça okulun önünde durdu.

İçinden siyah takım elbiseli iki adam indi.

Doğrudan Teoman'ın yanına gittiler.

Adamlardan biri sert bir sesle konuştu.

"Arabaya bin."

Teoman'ın yüzü bir anda değişti.

"İşim var."

"Bu bir rica değildi."

Ben uzaktan olanları izliyordum.

Teoman birkaç saniye sustu.

Sonra istemeden arabaya bindi.

Araba hızla okuldan uzaklaştı.

Ben hâlâ olduğum yerde duruyordum.

İçimde tek bir soru vardı.

Teoman'ın peşindeki bu insanlar kimdi?

Ve neden onun yüzündeki o korkusuz ifade, o siyah arabayı görünce bir anda kaybolmuştu?

Devam edecek... 💖

Bölüm sonu

1 yorum

  • Bence bu projeksiyon düşmesi yalan ya o kağşunlu çocuk yaptı