İçeriğe geç

Teoden enemies to lovers

Bölüm 12 · 2 dk okuma

Teoden enemies to lovers

Bölüm 12

Bölüm 12 - gölge

Bölüm 12 – Gölge

Koridor...

Bir anda bomboş kalmış gibiydi.

Teoman, siyah kapüşonlu çocuğun arkasından hiç durmadan yürüyordu.

İçimde tarif edemediğim bir his vardı.

Merak...

Ve biraz da endişe.

"Deniz!"

Elif kolumu tuttu.

"Nereye gidiyorsun?"

"Bir şeye bakacağım."

"Boş ver."

Başımı salladım.

"Sonra gelirim."

Hiç düşünmeden onların peşinden yürümeye başladım.

Okulun arka bahçesi...

Burası neredeyse hiç kullanılmıyordu.

Eski basketbol potaları, kırık banklar ve depo binası vardı.

Kapüşonlu çocuk sonunda durdu.

Teoman da birkaç metre önünde durdu.

"Yine mi geldin?"

Kapüşonlu çocuk sırıttı.

"Özlemişim."

"Ben özlemedim."

"O fotoğraf hâlâ sende mi?"

Teoman'ın yüzü bir anda değişti.

Çenesi sıkıldı.

"Sana son kez söylüyorum."

"O konuyu açma."

Çocuk bir adım yaklaştı.

"Ya açarsam?"

Bir anda Teoman çocuğun yakasına yapıştı.

"Benim sabrımı zorlama."

Ben olduğum yerde donup kalmıştım.

İlk defa Teoman'ı bu kadar öfkeli görüyordum.

Kapüşonlu çocuk yine de gülmeye devam etti.

"Hâlâ onu unutamadın demek."

Teoman onu sertçe itti.

"Defol."

Çocuk ceketini düzeltti.

"Görüşeceğiz."

Arkasını dönüp okulun dış kapısından çıktı.

Teoman birkaç saniye olduğu yerde kaldı.

Sonra yumruğunu duvara vurdu.

Tak!

Ses bütün bahçede yankılandı.

Nefes alışverişi hızlanmıştı.

Tam o sırada ayağımın altındaki kuru dal kırıldı.

Çıt!

Teoman başını hızla bana çevirdi.

"Kim var orada?"

Kaçamadım.

Yavaşça saklandığım yerden çıktım.

Yüzündeki ifade daha da sertleşti.

"Sen..."

"Ben..."

"Bizi mi dinliyordun?"

"Hayır..."

"Yalan söyleme."

Sesini yükseltmemişti.

Ama her kelimesi buz gibiydi.

"Sadece..."

"Cevap verme."

Bana doğru birkaç adım attı.

Artık aramızda bir metreden az vardı.

"Burada gördüğün hiçbir şeyi kimseye anlatmayacaksın."

"Zaten anlamadım."

"Anlamaya da çalışma."

Omzumun yanından geçip gitmek istedi.

Ama bu kez ben onu durdurdum.

"Teoman."

Durdu.

"İyi misin?"

İlk kez yüzüme uzun uzun baktı.

Kahverengi gözlerim onun kahve rengi gözleriyle buluştu.

Bir anlığına...

Sertliği kayboldu.

Sonra tekrar eski hâline döndü.

"Benim iyi olup olmamam seni ilgilendirmez."

"Belki ilgilendiriyordur."

Kaşlarını çattı.

"Neden?"

Buna cevap veremedim.

Çünkü gerçekten bilmiyordum.

Ona hâlâ sinir oluyordum.

Ama başına bir şey gelmesini de istemiyordum.

Teoman başını iki yana salladı.

"Sen çok soru soruyorsun."

"Sen de hiç cevap vermiyorsun."

Dudaklarının kenarı çok hafif kıvrıldı.

Belki de bir saniyeliğine...

Sonra yine kayboldu.

"Evine git."

"Ya gitmezsem?"

"İnat etme."

"Emir vermeyi bırak."

İkimiz de birkaç saniye birbirimize baktık.

Tam o sırada okul zilinin sesi duyuldu.

Teoman arkasını döndü.

Birkaç adım attı.

Sonra durdu.

Hiç arkasına bakmadan konuştu.

"Deniz."

"Efendim?"

"Bir daha tek başına okulun arka tarafına gelme."

"Neden?"

Bu kez cevap vermedi.

Yürümeye devam etti.

Ben ise olduğu yerde kalmıştım.

İçimdeki merak her geçen gün daha da büyüyordu.

Teoman'ın sakladığı sır neydi?

Ve o kapüşonlu çocuk neden eski bir fotoğraftan bahsetmişti?

Bunu öğrenmeden vazgeçmeye hiç niyetim yoktu.

Devam edecek... 💖

Bölüm sonu

1 yorum