İçeriğe geç

Teneffüste Görüşürüz.

Bölüm 4 · 3 dk okuma

Teneffüste Görüşürüz.

Bölüm 4

Bölüm 4 – Kayıp Anahtar Operasyonu

Ertesi gün dersler beklediğimden sakin geçmişti.

Hatta o kadar sakindi ki son dersin bitmesini beklerken kalemimin kapağıyla oynuyordum.

Tam zil çaldığı anda sınıfta bir hareketlilik başladı.

Ben çantamı toplamaya çalışırken öğretmen masasına vurdu.

Öğretmen: “Bir dakika çocuklar!”

Herkes durdu.

“Bugün kütüphanede çalışacaktınız ya…”

Aras hemen ayağa kalktı.

Aras: “Evet hocam.”

Öğretmen cebini yokladı.

Sonra diğer cebini.

Sonra masasını.

Sonra çantasını.

Kaşları çatıldı.

“Hımm…”

Sınıfta sessizlik oldu.

Ege: “Hocam…”

Öğretmen: “Kütüphanenin anahtarını bulamıyorum.”

Üç saniye boyunca kimse konuşmadı.

Sonra Ege fısıldadı:

Ege: “İyi başlamadık.”

Öğretmen derin bir nefes aldı.

“Sanırım öğretmenler odasında unuttum.”

Tam çıkacakken kapıda durdu.

“Aslında…”

Hepimiz ona baktık.

“Siz de benimle gelir misiniz?”

Birbirimize baktık.

Niye?

Bilmiyorduk.

Ama gittik.

Öğretmenler odasına vardığımızda içerisi bomboştu.

Öğretmen çekmeceleri açıyor, masaların üstüne bakıyor, dolapları karıştırıyordu.

Anahtar yoktu.

Öğretmen: “İlginç…”

Ege yavaşça bana eğildi.

Ege: “Bence anahtar kaçtı.”

Gülmemek için dudaklarımı sıktım.

Aras: “Anahtar kaçamaz.”

Ege: “Nereden biliyorsun?”

Aras: “…”

Ege: “Belki özgürlüğünü istedi.”

Tam o sırada Defne masanın üzerindeki küçük notu fark etti.

Defne: “Hocam burada bir kâğıt var.”

Öğretmen notu aldı.

Üzerinde tek cümle yazıyordu.

“Beni arıyorsanız yanlış yere bakıyorsunuz.”

Hepimiz donduk.

Ben gözlerimi kırpıştırdım.

Ben: “Birisi şaka mı yapıyor?”

Ege: “Ben çok sevdim.”

Öğretmen başını iki yana salladı.

“Kesin son sınıflardan biri.”

Aras notu eline aldı.

“Arkasında da bir ok var.”

Gerçekten de okun gösterdiği yön koridordu.

Defne gözlerini açtı.

Defne: “Bu resmen hazine avı!”

Ege ellerini ovuşturdu.

“İşte beklediğim eğitim sistemi.”

Oku takip etmeye başladık.

İkinci katta başka bir not vardı.

“Sıcaktan hoşlanmam.”

Hepimiz birbirimize baktık.

Aras: “Kalorifer?”

Ben: “Yaz mevsimi?”

Defne: “Ben.”

Ege: “Mantıklı.”

Defne dirseğiyle Ege’ye vurdu.

“Kes.”

Emir sessizce duvarın yanındaki kaloriferi gösterdi.

Kaloriferin üstünde bir zarf vardı.

Ben şaşkınlıkla ona baktım.

“Nasıl fark ettin?”

Emir omuz silkti.

“Dikkat ettim.”

Zarfın içinden yeni bir not çıktı.

“Bir sonraki ipucunu okulun gerçek müdürü biliyor.”

Hepimiz aynı anda durduk.

Sonra aynı anda tek bir isim söyledik.

“Zımba.”

Yaklaşık on dakika boyunca okulun her yerinde Zımba’yı aradık.

Bahçe.

Kantin.

Koridor.

Laboratuvar önü.

Yok.

En sonunda Ege pes etti.

“Bu kedi istediği zaman görünmez oluyor.”

Tam bunu söylediği anda…

“Miyav.”

Hepimiz sesin geldiği yöne döndük.

Zımba pencerenin önünde oturuyordu.

Sanki başından beri oradaymış gibi.

Aras koşarak yanına gitti.

Aras: “Müdür bey!”

Zımba ayağa kalktı.

Gerindi.

Ve yürümeye başladı.

Biz de peşinden.

Koridorda yürüyen beş öğrenci…

Önde bir kedi…

Arkada şaşkın bir öğretmen…

Yanımızdan geçen öğrenciler bize tuhaf tuhaf bakıyordu.

Ege: “Hayatımda ilk defa bir kediyi takip ediyorum.”

Defne: “Hayatımda ilk defa bunu normal karşılıyorum.”

Zımba sonunda eski müzik sınıfının önünde durdu.

Kapının önünde yere oturdu.

Başka hiçbir şey yapmadı.

Aras kapıyı açtı.

İçeride kimse yoktu.

Tam çıkacakken Emir pencerenin kenarını işaret etti.

“Şurada.”

Küçücük bir anahtarlık.

Üzerinde kütüphane anahtarı duruyordu.

Öğretmen şaşkınlıkla gülümsedi.

“Kim koydu bunu?”

Ege: “Bence Zımba.”

Öğretmen: “Ege…”

Ege: “Hocam emin olamayız.”

Sonunda kütüphaneye ulaştık.

İçerisi sessizdi.

Herkes masalara oturdu.

Aras defterini açtı.

“Tamam.”

Kalemini eline aldı.

“Artık gerçekten çalışıyoruz.”

Tam o anda…

Çıt.

Kalem ikiye ayrıldı.

Aras elindeki parçaya baktı.

Sonra bize.

Aras: “Bu biraz moral bozucu.”

Defne gülmeye başladı.

Ege masaya kapanmış kahkahadan nefes alamıyordu.

Ben de kendimi tutamadım.

Aras bize bakıp omuz silkti.

“Tamam ya…”

“Evren bugün benimle uğraşıyor.”

İlk çarpışma.

Kayıp anahtar.

Kırılan kalem.

Ve daha okulun ilk haftası bile bitmemişti.

İçimden bir ses…

“Bu grubun başı hiç dertten kurtulmayacak.”

Nedense…

Bu düşünce beni korkutmaktan çok heyecanlandırıyordu.

Bölüm sonu

1 yorum