İçeriğe geç

Teneffüste Görüşürüz.

Bölüm 3 · 3 dk okuma

Teneffüste Görüşürüz.

Bölüm 3

Bölüm 3 – Grup Çalışması Felaketi

İkinci gün.

İlk güne göre daha rahattım.

En azından artık sınıfa girerken “Acaba yanlış sınıfa mı girdim?” diye etrafa bakınmıyordum.

Defne beni kapıda görünce el salladı.

“Elaaa! Buraya!”

Yanına oturdum.

Defne: “Bugün çok önemli bir karar verdim.”

Ben: “Hayırdır?”

Defne: “Kantin tostunu deneyeceğim.”

Kafamı ona çevirdim.

“Dün dünyanın en kötü tostu olduğunu söyleyen sen değil miydin?”

Omuz silkti.

“Belki iftiradır.”

Tam cevap verecektim ki sınıfın kapısı açıldı.

Aras.

Arkasında da Ege.

Daha içeri girer girmez Ege’nin sesi duyuldu.

Ege: “Aras, iddiaya var mısın bugün de geç kalacağız?”

Aras: “Ama erken geldik.”

Ege: “Olsun. Ruhen geç kaldık.”

Ben istemsizce güldüm.

Defne bunu fark etti.

Bana sinsi sinsi baktı.

Defne: “Hayırdır?”

Ben: “Ne?”

Defne: “Çarpıştığın çocuğa gülüyorsun.”

Ben: “Ege’ye güldüm.”

Defne: “Hı hı.”

Tam o sırada Aras bizi gördü.

Kocaman bir gülümsemeyle el salladı.

“Selam!”

Ben de hafifçe el salladım.

Defne ise bana baktı.

Sonra Aras’a.

Sonra tekrar bana.

Sonra yine Aras’a.

“Ben hiçbir şey demiyorum.”

“Deme zaten.”

“Demedim.”

“…”

“Şimdilik.”

Tam o sırada öğretmen sınıfa girdi.

Herkes yerine geçti.

Öğretmen yoklamayı aldıktan sonra elindeki dosyayı masaya bıraktı.

Öğretmen: “Çocuklar, bu dönem bol bol grup çalışması yapacağız.”

Sınıfın yarısı aynı anda iç çekti.

Ben de.

Grup çalışmaları bana hep biraz korkutucu gelmişti.

Ya kimse beni grubuna istemezse?

Öğretmen listeye baktı.

“Grupları ben belirledim.”

Tamam.

Bu daha da korkutucuydu.

Öğretmen: “Birinci grup…”

İsimler okunmaya başladı.

Sonra…

“Ela.”

Başımı kaldırdım.

“Aras.”

Yanımdan bir ses geldi.

Ege (fısıldayarak): “Ohoo…”

Aras dirseğiyle Ege’ye vurdu.

Aras: “Kes.”

Öğretmen: “Defne.”

Defne el kaldırdı.

“Buradayım hocam.”

Öğretmen: “Ege.”

Sınıfın arkasından küçük bir alkış sesi geldi.

Ege kendi kendine alkışlıyordu.

Ege: “Muhteşem eşleşme.”

Defne: “Daha başlamadan pişman oldum.”

Sınıf gülmeye başladı.

Öğretmen bile gülümsemesini gizleyemedi.

“Son kişi de Emir.”

Emir başını kaldırdı.

“Tamam hocam.”

Böylece beş kişilik bir grup olmuştuk.

Ders bitince sıraları birleştirdik.

Aras daha sandalyeye oturmadan konuşmaya başladı.

Aras: “Bence önce görev dağılımı yapalım.”

Ege: “Bence önce kantine gidelim.”

Defne: “Bence de.”

Ben: “Bence önce ödevi öğrenelim.”

Üçü aynı anda bana baktı.

Ege: “Mantıklı konuşuyor.”

Defne: “Rahatsız oldum.”

Emir sessizce çantasını açtı.

İçinden renkli kalemler, not kâğıtları, küçük bir zımba, bant, makas…

Bitmek bilmeyen şeyler çıkıyordu.

Dayanamadım.

Ben: “Çantanda ev mi taşıyorsun?”

Emir durdu.

Biraz düşündü.

“Powerbank de var.”

Ege sandalyeden düşecek gibi oldu.

“Sen Afet ve Acil Durum Çantası mısın?”

Tam o sırada…

“Miyav.”

Hepimiz sustuk.

Kapıdan içeri ağır ağır Zımba girdi.

Sınıfta sanki kendi dersi varmış gibi yürüyordu.

Öğretmen tahtaya yazı yazdığı için henüz fark etmemişti.

Zımba doğruca bizim sıraya geldi.

Aras hemen eğildi.

Aras: “Hoş geldin müdür bey.”

Zımba ona hiç bakmadan Emir’in çantasının yanına oturdu.

Ege: “Beni yine seçmedi.”

Defne: “Kedi bile seni umursamıyor.”

Ege: “Bu çok kırıcıydı.”

Emir cebinden mama çıkardı.

Ben şaşkınlıkla ona baktım.

Ben: “Bunun da mı hazırlığını yapmıştın?”

Emir: “İhtimalleri severim.”

Tam o sırada öğretmen arkasını döndü.

Sessizlik.

Öğretmen.

Zımba.

Birbirlerine baktılar.

Yaklaşık üç saniye.

Sonra öğretmen derin bir nefes aldı.

Öğretmen: “Zımba…”

Zımba gözünü bile kırpmadı.

Öğretmen: “Çık dışarı.”

Zımba esnedi.

Ege (fısıldayarak): “Hocayı ciddiye almıyor.”

Öğretmen yürümeye başlayınca Zımba da yürümeye başladı.

Ama kapıya değil…

Öğretmen masasına.

Bir zıplayışta masanın üzerine çıktı.

Sonra da öğretmenin sandalyesine kıvrılıp yattı.

Sınıfta kahkahalar yükseldi.

Öğretmen bile gülmemek için dudağını ısırıyordu.

Sonunda Zımba’yı kucağına alıp dışarı çıkardı.

Kapıyı kapattı.

Arkasını döndü.

Tam dersi anlatmaya başlayacaktı ki…

Kapı hafifçe aralandı.

Zımba kafasını içeri uzattı.

“Miyav.”

Bu sefer öğretmen de dayanamadı.

Gülmeye başladı.

Sınıf zaten çoktan gülme krizine girmişti.

Ben de…

Sanırım uzun zamandır ilk kez bu kadar rahat gülüyordum.

İçimden tek bir şey geçti.

Belki de doğru okulu seçmiştim.

…

Ders çıkışında çantamı toplarken Aras yanıma geldi.

Aras: “Şey…”

Başımı kaldırdım.

Biraz çekingen görünüyordu.

Bu hâli, sürekli konuşan Aras’a hiç benzemiyordu.

Aras: “Yarın kütüphanede buluşup ödevi planlayalım mı?”

Bir an duraksadım.

Sonra başımı salladım.

“Olur.”

Aras’ın yüzündeki gülümseme bir anda büyüdü.

“Harika!”

O sırada Ege yanımıza geldi.

Ege: “Sence bugün çok mu konuştun?”

Aras düşündü.

“Biraz.”

Ege omzuna vurdu.

“Kardeşim sen bugün değil, doğduğundan beri çok konuşuyorsun.”

Bu kez gülen sadece ben değildim.

Aras bile kendi hâline kahkaha attı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.