İçeriğe geç

Tek Yürek // Fanfiction

Bölüm 28 · 5 dk okuma

Tek Yürek // Fanfiction

Bölüm 28

28🌸 Geçmiş 5

🌺

Bahçedeydim.

Evimin güzel, cennet bahçesinde.

Elimdeki çamaşırlar mis gibi kokuyordu. Kokusunu koklaya koklaya onları bahçede çamaşırlar için ayırdığımız ipin üzerine asıyordum.

Yüzüm gülüyordu.

Elimdeki yeşil renkli mandalı tişörtlerimden birinin üzerine yerleştirerek yerini sabitledim. Hemen ardından arkama koyduğum çamaşır sepetinden yeni bir çamaşır alıp asmak için arkama döndüm.

Ancak döner dönmez Yoongi ile karşı karşıya kaldım.

Onun burada ne işi vardı?

Şaşkınlık içerisinde direkt sordum.

"Senin ne işin var burada?"

Şirin şirin gözlerime bakmaya başladı. Utanmış gibi elini saçlarına daldırdı. Saçlarını karıştırdı. Daha sonra ellerini nereye koyacağını bilemedi.

En son ikisini de arkasına attı ve ellerini arkasında birleştirdi.

Hâlâ aynı şaşkınlıkla onu izlemeye devam ediyordum. Ayrıca bir cevap da bekliyordum.

Yoongi de bunun farkındaydı. Ancak çok heyecanlı görünüyordu. Üstüne gitmek istemedim.

Bir müddet daha bu şekilde, şaşkın bakışlarımızla birbirimize bakıp durduk. Çok geçmeden de sonunda söze girdi.

"Aaah! Şey ben... Düştüm."

Ne? Düşmüş mü? Bahçemize mi? Nereden? Nasıl?

Şaşkınlığım 2 kat daha arttı. Bunu hemen dillendirdim.

"Düştün mü? Nasıl? Nereye?"

Yoongi birkaç adım daha atarak bana iyice yaklaştı. Tam karşımda durup yakın mesafeden gözlerimin içine gülen gözleriyle bakmaya devam etti. Yüzünde hafif bir tebessüm mevcuttu.

Ben nasıl bu zamana kadar gözlerimi onun gözlerinden kaçırmadım bilemiyorum. Çünkü normalde kimsenin gözünün içine bu kadar uzun bakamazdım ben.

Ama... Çok güzellerdi. Yani onun güzel gözleri sanki beni çekiyormuş gibi hissediyordum. O kadar güzellerdi ki, bakmadan yapamıyordum. Hatta eminim, hissetmekle kalmıyordum. Gerçekten bir mıknatıs misali o gözler, beni kendisine çekiyordu.

Yutkundum.

Yoongi'nin ayrıca bana bu kadar yaklaşması da heyecanlanmama neden olmuştu. Kalbim yerinden fırlayacakmış gibi atıyordu.

Yoongi, yüzündeki gülümsemeyi biraz daha artırıp konuştu. Ağzından çıkan kelimelerle kalbimin depar atmasına neden oldu.

"Nasıl olduğunu ben de bilmiyorum. Ama 'aşka' düştüm Yoo Jung. Düştüğüm yer, senin aşkın."

Bir dakika, bir dakika!

Bu bir itiraf mı?

Ben yanlış mı duymuştum?

Açılan ağzımla karşımdaki Yoongi'nin gözlerine bakmaya devam ettim. Bana iyice yaklaştı.

Sağ elini kaldırarak eliyle sol elimi tuttu. Havaya kaldırdı. Baş parmağı ile elinin üzerindeki elimin üstünü hafif gelgitlerle okşamaya başladı.

Gözlerim bu sefer de elimdeydi.

Yine yutkundum.

O yeniden konuşmaya başlayınca cesaretimi zar zor toparlayıp gözlerimi yüzüne çıkardım.

"Bir Yejin kadar cesaretli olamadım. Yejin'in yaptığı cesur hareketten dolayı öyle olmadığım için kendimi suçlayıp durdum. Yejin'in cesur hareketi sayesinde yeni bir aşk doğdu. İkisi de yeniden doğmuş, yeniden hayat bulmuş gibiydi. Kaç zamandır düşüncelerimle boğuşuyorum Yoo Jung. Bunu sana söyleyebilmek için gerçekten tam emin olacağım bir zamanı bekledim. Aslında çok önce oldum da. Sadece hayatımda ilk defa böyle bir şey yapacağım için bir türlü cesaretimi toplayamadım."

Diğer eliyle de boşta kalan diğer elimi tuttu. İkisini de ellerinin arasına sıkıca alıp heyecandan dolayı olan titrek nefesini dışarı verdi.

Ardından yeniden söze girdi. İtirafını tamamladı.

"Ben... Senin aşkına düştüm Kim Yoo Jung. Sen... Benim kalbime düştün."

Aslında duymayı en çok istediğim şeyi şu anda duymuştum. Lâkin kendime gelmekte oldukça zorlandım.

Bana da ilk defa biri itirafta bulunuyordu. Üstelik... Hislerimin karşılıklı olduğu, hoşlandığım kişi.

Ama o kadar acemiydim ki ben de ne tepki vereceğimi bilmiyordum. O itirafını yapacak cesareti buldu ama ben kabul edecek cesareti o an kendimde bulamadım.

Yüzüm her zamankinden daha çok gülüyordu ve yüzümü gören Yoongi iyice umutlanıyor, o da yüzündeki gülümsemeyi artırıyordu. İçindeki gerginlik azalıyordu sanki.

"Ben... Şu an gerçekten ne diyeceğimi bilemiyorum 10 numara. Çünkü ben de ilk defa böyle bir itiraf karşısında kalıyorum. Ama... Şunu bil ki... Hislerin karşılıklı."

Sanırım bu cevabım bile ona yetti. Beni tutmuş olduğu ellerimden hızla kendisine çekti ve kollarını anında belime sardı.

Ağzımdan çok ufak bir çığlık kaçırdım çünkü beklemiyordum böyle ani bir hareketti.

Ama yine karşı koymadım. Çünkü mutluydum. Mutluyduk. Ben de gelecek hayatımda mutluluğuma mutluluk katacak insanı bulduğum için huzurla gözlerimi kapattım.

Başımı onun göğsüne iyice bastırdım. Kollarımı ona sıkıca sardım. Sadece anın tadını çıkardım.

🌸

Yoongi ile basketbol oynarken benim topu sektirdiğim an, topu elimden almak isteyen Yoongi'nin bulduğu her fırsatta belime sarılıp beni bırakmayışı ve sahada atılan kahkahalar... Yorgunlukla sırt üstü yere uzanan biz ve şen gülüşlerimiz...

Yejin ile gülümseyerek ve dostça hatta kardeşçe geçirdiğimiz günlerimiz...

Taehyung ve benim kardeşliğim...

10 numaramın beni her seferinde Tae'den dahi tatlı kıskanışları...

Jin ve Hoseok'un çatlaklıklarına ayak uydurup onlarla delirmecelerim...

Jimin'in muhteşem gülüşünü sevdiğim için onu hep güldürme çabalarım ve yine kıskanan bir adet 10 numaranın tatlı triplerine karşılıklarım...

Jungkook'un her defterimi not çıkarmak için alışlarına ve uzun süre vermeyişlerine tatlı isyanım...

Acı bir kaza...

Yıkılan bir adet Kim Yoo Jung...

Hayatı değişen, mahvolan, günleri yalnızca ağlamakla geçen acılı bir kalp...

Kavgalar...

Yejin ile karşılıklı ağlayarak tartışmalarım... Birbirimize yalvarışlarımız...

Bana güç vermeye, destek vermeye çalışan 10 numaram ve Tae...

10 numaramın bana, üzerinde '10 numara' yazan kolyemi hediye edişi...

Çığlığım...

Kanlar içinde kalan bedenim...

Ölümün soğuk nefesi...

🌸

Son hatırladıklarım silik silik kafamda canlandı.

Gözlerimi açtım. Yatıyordum.

Yattığım yerden çevreme baktım.

Herkes buradaydı. Yoongi'nin odasında.

Yoongi de yatağında düşünceli bir şekilde oturuyordu.

Yerimden doğruldum. Benim kalktığımı gören ve ayakta gezeleyen Jungkook, Jimin ve annem anında yanımda bitti.

Jimin endişe ve sinirle sitem etmeye başladı.

"İyisin değil mi Yejin? Ama vallahi bak, şurama kadar geldi. Sürekli bayılıyorsun, bizi sürekli korkutuyorsun, bu normal değil! Seni çok daha iyi bir hastaneye götürüp tedavi ettireceğim. İyi olacaksın."

Yüzlerine anlamsız anlamsız bakmaya başladım. Oldukça sessizdim ve çıtımı dahi çıkarmamıştım.

Asıl merak ettiğim yerler silik olarak hatırladığım yerlerdi ve hatırlayamasam dahi içimde çok derin bir burukluk vardı.

Kalbime ağır bir hüzün çökmüştü. Ama çok ağır...

Gözlerim beni yattığı yerden meraklı gözlerle seyreden Yoongi'ye kaydı. 10 numaram... Neden hatırladığım anılarımıza rağmen mutlu hissedemiyordum? Neden?

Neler yaşanmıştı?

Ben neden Yejin'in bedeninin içindeydim ve başka bir bedene değil de sadece Yejin'in bedenine girip çıkabiliyordum?

Nasıl bir kaza geçirmiştim?

Aramız nasıl bozulmuştu?

Kafamı kurcalayan o kadar çok soru vardı ki...

Ben sessiz kalıp düşüne durmaya devam ederken Tae'yi gördüm. Açık olan kapıdan içeri girdi.

Ama yalnız değildi. Yanında yüzünü göremediğim bir kişi daha vardı. Onu da görüyordum.

Yanıma doğru ilerlemeye başladılar. Bu esnada Tae'nin yanındaki kişinin yüzünü de gördüm.

Şaşkınlığıma engel olamayarak onun ağlamaktan kanlanan gözlerinin içine baktım.

Ayağa kalktım.

İlerledim.

Sessizliğimi bozarak karşısında durdum. Herkes bana meraklı gözlerle bakarken ben sadece ona odaklanabildim. Gözlerimi onun üzerinden çekmedim.

İsmini, içine düşmüş olduğum hayretle dile getirdim.

"Yejin."

...

*Neler olup bittiğiyle ilgili hâlâ bir tahmininiz yok mu gençler?😂 Varsa buraya alalım lütfen.

*Sonraki birkaç bölüm yazar ağzıyla yazılacaktır bilginiz olsun. Çünkü tüm olaylar birbiriyle bağlantılı ve yaşananlar çözülürken bunu sadece Yoo Jung'un ağzından anlatamam.☺️

*Finale doğru gidiyoruz. Heyecanlı mısınız?

Bölüm sonu

1 yorum

  • Abla ileride açıklanöazsa ben asla anlamam bunu nolur biri oturup her şeyi anlatsın yada her şeyi anlasın offf zaten karışan kafam an itibariyle çorba oldu şuanda

    1Yanıt