🌺
"Yah! 10 numara!"
Onu görünce seslenip parmak uçlarımda yükseldim ve el salladım.
Beni duydu. Oturduğu sırada arkasına dönerek kalabalığa baktı. Kalabalık arasında beni görünce, "Yoo Jung," diyerek hemen ayağa kalktı.
Az önce çok net bakıyordu. Yani beni görene kadar. Beni görünce bakışları değişti. Yüzü her zaman görmeye alışık olduğum gibi gülümsemeye başladı.
Sınıftaki kalabalığı âdeta yararak aralarından çıktım ve Yoongi'nin karşısına geçtim.
"Senin ne işin var burada?" diye sordu.
Arkadaki kalabalığı işaret ederek cevap verdim.
"Sınıflarda karma oldu. Bu sınıfta olduğum kesinleşti."
"Sen ciddi misin? Bu harika. Seninle aynı sınıfta olmak... Ah, çok sevindim gerçekten."
"Arkadaşım Taehyung da yüksek ihtimalle bu sınıfta olur. Ama onun haricinde tanıdık bir yüz görmek beni de çok memnun etti."
Biz birbirimize gülümserken 10 numaranın yanına bir çocuk geldi. Kolunu onun omzuna atıp şaşkınca yüzüne baktı.
"Gözlerime inanamıyorum. Bizim Yoongi okul sınırları içerisinde gülüyor. Yah! Yejin! Cadı buraya bak! Yoongi'nin tek gülümsediği kişi biz değilmişiz. Kendi üzerine alınma! Yah! Neredesin?!"
"Buradayım burada! Ne oldu?!"
Sınıfın ön kapısından bir kız içeriye girdi. Yanımıza gelmeye başladı. Beni görünce merakla kaşlarını çattı.
Hafif sırıtıp, "Neler oluyor burada?" dedi ve Yoongi'ye imalı imalı bakmaya başladı.
Hemen ardından sağ elini yumruk yaparak Yoongi'nin göğsüne yavaşça geçirdi ve konuşmaya devam etti.
"Bizim Yoongi'miz âşık mı oldu yoksa?"
Yoongi'nin yanında olan erkekle birbirlerine bakıp gülmeye başladılar. Ben utanarak başımı eğdim.
Yoongi'nin de benden farkı yoktu. Hatta Yejin isimli kız sözlerini söylerken gözlerini olabildiğince irileştirdi. Utandı. Sesini çıkaramadı.
Daha fazla bu durumda kalamayacağımı bildiğim için kaçma yöntemine başvurdum.
"Neyse, artık buradayım. Ben Taehyung'a bakayım. Sonra görüşürüz."
Tam gidecektim ki birisi bileğimden tutarak bana engel oldu.
İnce parmaklarından bunun Yejin isimli kıza ait olduğunu anlamıştım zaten.
"Utandın ve kaçıyorsun şu an. Aranızda gerçekten çok güçlü bir bağ seziyorum. Tanışalım önce. Sonra gidersin. Ben Yejin. Bu da kardeşim Jimin."
"Kardeş mi? Abi abi. Abisiyim ben onun."
"Hayır abim değil, kardeşim. Ben ondan birkaç saniye önce doğdum. Birkaç saniye farkla büyüğüm."
"Yalan. İkiziz biz."
"Komiksin Jimin. Az önce büyük olan benim diyordun. Ne oldu da birdenbire ikiz olduk? Büyük olduğumu kabul etmek istemedin, küçük kalmamak için de ikiziz deme yoluna gittin değil mi?"
"Şu zekânı birazcık derslerde kullanmayı denesene cadı."
"Bana diyene de bak. Sanırsın kendisi Albert Einstein."
...
Onlar didişmeye devam ederken bakışlarımı 10 numaraya çevirdim. O da bana 'özür dilerim' dermişçesine mahçup gözlerle bakıyordu.
Tebessüm ettim ve onu rahatlatmaya çalıştım.
Biraz sesimi yükselterek, "Ben de Yoo Jung!" diye bağırdım ve araya girdim.
Kavgaları kesildi. İkisi de bana baktı. En azından dikkatlerini dağıttım aksi takdirde sabaha kadar kavga edecek gibi duruyorlardı.
"Tanıştığımıza göre şimdilik kaçıyorum. Sonra görüşürüz," dedim. Hızlı adımlarla ilerlemeye başladım.
Yine kalbim gümbür gümbür atıyordu. Üstelik... Yejin'in 'aranızda gerçekten güçlü bir bağ seziyorum' sözüne karşılık Yoongi'nin itiraz etmeyişi beni daha da heyecanlandırıyordu.
Kalabalık sınıftan çıkıp sırtımı koridordaki duvara yasladım. Elimi gümbür gümbür atan kalbimin üzerine götürüp dudaklarımı dişledim.
Gülen yüzümle az önce yaşananları, daha çok Yoongi'yi ve şirin tepkilerini tekrar tekrar gözümün önüne getirdim.
...