İçeriğe geç

Tek Yürek // Fanfiction

Bölüm 25 · 3 dk okuma

Tek Yürek // Fanfiction

Bölüm 25

25🌸 Geçmiş 2

🌺

"Hadi Tae, hadi. Akşam oldu."

Kolumdaki saate baktım. Gerçekten çok geç olmuştu ama Taehyung hâlâ içeriden çıkmamıştı. Üzerini değiştirmek için girmişti oysa. Hemen değiştirip gelirdi.

Ben dersteyken o da antremandaydı. Ders saatimizin bitiminde onun da antremanı bitmişti. Haberleşmiştik. Spor salonuna giderek onu binanın önünde bekleyecektim.

Bekliyordum da. Ama neredeyse saatlerdir yoktu. Onca kişi ta ne zamandan dağılmıştı? Telefonu da sessizdeydi galiba. Arıyordum, mesaj atıyordum ama cevap gelmiyordu.

Soyunma odasına girip Tae'yi de alamazdım ki? Erkek değildim sonuçta. Keşke önce çıkanlara sorsaydım ama o zaman şimdi çıkar düşüncesiyle Tae'yi beklediğim için sormak aklımın ucundan dahi geçmedi.

Kollarımı birbirine bağlayarak spor salonu binasının önünde bir ileri bir geri gitmeye başladım.

"Yoo Jung?"

Heyecanlı bir şekilde ağzından çıktığını işittiğim ismimi, günlerdir duymadığım o farklı ve güzel sesten duyunca oldukça şaşırdım.

Kollarım hâlâ birbirine bağlı bir vaziyetteyken sesin geldiği yöne döndüm.

Ben de açılan ağzımla şaşkın bir şekilde, "10 numara?" dedim.

Spor salonundan çıktı. Basamakları inerek yanıma geldi. Karşıma geçti.

Gülümsüyordu.

"Hâlâ mı 10 numara? Sana ismimi söylemiştim."

Ben de gülümsedim. Bağlı olan kollarımı çözdüm.

"Ah, özür dilerim. Öyle kalmış bende. Seni bir anda yeniden görünce şaşırdım Yoongi."

İsmini de söyleyince rahatladı. Gülümseyişi daha çok arttı.

"İsmimi unuttun zannettim bir an. Çok korktum."

"Ne-neden?"

"Hiç... Öylesine. Burada ne yapıyorsun?"

"Bir arkadaşımı bekliyorum. Ama hâlâ çıkmadı. Sahi... Onu görmüş olabilirsin. İsmi Tae. Aman yani Taehyung."

"Onu tanıyorum. Ama içeride kimse kalmadı. Onu da görmedim. En son ben vardım. Uzun süre tek başıma atış yaptım. Yalnızdım. Zaten az sonra da görevli kapatır salonu."

"Ama nasıl olur? Uzun süredir onu bekliyorum. Çıktığını da görmedim."

"Belki acil bir işi çıkmıştır. Hemen çıkmak zorunda kalmıştır. En son ne zaman haberleştiniz?"

"Ders bitince. Yaklaşık bir-bir buçuk saat önce. Telefondan haberleştik."

"Belki de haberleşir haberleşmez bir şey oldu. Çıkmak zorunda kaldı."

"Olabilir. Ancak... Ne olmuş olabilir ki? Arıyorum, açmıyor da. Merak ettim şimdi. Hemen eve gitmem lâzım."

Endişeyle biraz da panik yaparak hızla arkama döndüm. İlerlemek için adım atmıştım ki bir anda Yoongi bileğimden tutup beni durdurdu.

"Bekle! Bir dakika!"

Bileğimi saran eline baktım. Onun dokunuşuyla garip hisleri yeniden hissetmeye başladım.

"Bu saatte yalnız gitme. Ben seni bırakayım."

Çevreme baktım. Hava kararıyordu. İtiraz edemedim. Zaten etmek de istemedim.

"Aaa... Pe-peki olur."

Bileğimi bıraktı. Yanıma geçti. Yan yana ilerlemeye başladık.

Sağ omzunda spor çantası asılıydı. Tek eliyle çantasını tutuyordu. Sessiz sessiz ilerlerken birkaç dakika sonra sessizliği bozdu.

"Çok mu yakınsınız? Neyin oluyor? Eve gitmem lâzım dedin. Evinizde mi kalıyor? Kardeşin mi yoksa?"

Tae hakkında sorular sorduğu belliydi. Ama öyle bir sormuştu ki, âdeta eridim. Sanki kıskanmış gibi...

O böyle yaptıkça ben kendimi bir şey zannediyordum.

"Kardeşim gibi. Beraber büyüdük biz. Ayrıca evlerimiz pek uzak sayılmaz."

"Anladım."

O önüne bakarken ve bu kadar yakınımdayken ben de yan profilden ona baktım.

Bu esnada sessiz sokaktan, arkamızdan gelen sesi duyunca merak ederek arkama döndüm.

Yanlış duymamışım.

Bir köpek hızla bize doğru geliyordu.

Korkarak hızla, "O bize doğru mu geliyor?" diye sordum.

Yoongi de baktığım yere bakabilmek için başını arkasına çevirdi.

Köpeği gördü.

Gözlerini irileştirerek bir anda elimden tuttu ve koşmaya başladı.

"Koş Yoo Jung koş! Niyeti iyi görünmüyor. Şu apartmana girelim."

Bir tane apartman vardı zaten. O da çok uzağımızda değildi. Yoongi elimden tutup koştuğu için beni de koşturuyordu.

Köpek bize çok yaklaşmışken milim farkla kendimizi apartmandan içeri atabildik. Yoongi hızla diğer eliyle kapıyı kapattı. Tamamen cam olan giriş kapısını eliyle tutmaya başladı.

Şanslıydık ki açıktı. Çoğu apartmanda giriş kısmındaki iki kapı da kilitli olabiliyor çünkü.

Köpek cama yapıştı ve havlamaya, camı patilemeye devam etti.

Korkudan dizlerim titriyordu.

Yoongi bunu fark etmiş olmalıydı. Hâlâ birleşik olan ellerimizden beni kendisine çekti. Başım onun göğsüne yaslandı.

Diğer eliyle hâlâ kapıyı tutarken, "Korkma, geçti," dedi.

Ama köpek rahat bırakacağa benzemiyordu. Gitmiyordu kapının önünden. Hâlâ havlıyor ve bizi gördüğü için saldırmaya çabalıyordu.

Elimden elini çekti ve o eliyle beni omzumdan tutup biraz daha kendisine yapıştırdı. Elini bir aşağı bir yukarı indirerek kolumu sıvazlıyordu.

Güvende hissettiğim için sesimi çıkarmadım. Ya da itiraz etmedim. Yoongi'nin kokusunu soluyarak gözlerimi kapattım ve sakinleşmeye çalıştım.

O gün... Birkaç saat boyunca Yoongi ile beraber apartman girişinde mahsur kaldık.

O gün deli gibi korktuğumuz ve korkudan titrediğimiz bu olay, birkaç ay sonra gülünerek anlatılan tatlı bir anıya dönüştü.

...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.