İçeriğe geç

Tek Yürek // Fanfiction

Bölüm 21 · 4 dk okuma

Tek Yürek // Fanfiction

Bölüm 21

21🌸İkizi Kılıklı

"Günaydııınnn!"

Sevinç içerisinde bağırarak başımı uzattığım kapı aralığından Yoongi'ye baktım.

Beni görünce kendisi de yattığı yatakta gülmeye başladı.

Aralık olan kapıyı iterek açtım, odaya girerek kapıyı kapattım. Aynı tebessüm ve neşeyle Yoongi'nin yatağının hemen baş ucundaki siyah deri koltuğa oturdum. Tek ayağımı bacağımın altına koydum. Yoongi'ye döndüm.

"Bugün nasılsın bakalım? İyi hissediyor musun?"

"İyiyim iyiyim. Çok sıkıldım hatta. İyi ki geldin."

2 gündür hastanede yatıyordu. Ben de 2 gündür onun beni, yani Yoo Jung'u tanıyor olması nedeniyle sevinçten dört köşe oluyordum.

Hatırladığım şey, kesinlikle bir anımdı. Hatırlayamadığım kısımdan ufak bir parçaydı. Ve o anının içinde Yoongi vardı. Üstelik bir de bana söylemiş olduğu o kelimeler hatırladığımdan beri gram aklımdan çıkmıyordu. O bakışı... Ahhh! Sadece hatırlamak dahi kalbimi o tuhaf hisle dolduruyordu.

"Yejin... Ya aslında ben... Ben senden bir şey ricâ etmek istiyorum?"

"Neymiş?"

Yutkundu. Sustu. Dudaklarını dişlemeye başladı.

Hâliyle ben de iyice merak etmeye başladım.

"Hadisene! Söyle çabuk, merak ettim."

O da yatakta bana doğru döndü. Ellerini yatağın üzerine dayadı. Hafif üzerime eğilerek kısık sesle konuştu. Can kulağıyla onu dinledim.

"Benim birini görmem lâzım. Kaç gündür uyuyorum. Uyandıktan sonra da odadan çıkmama fırsat olmadı. Fırsat bulsam bu sefer de yakalandım ve izin verilmedi. Hazır şimdi annem yokken... Beni idare eder misin?"

Yine gülmemek için kendimi zor tuttum. Cevabı biliyordum. Ama onu sıkıştırmak ve kendi ağzından duymak istediğim için munzurca sırıtıp gözlerimi kısarak ona sordum.

"Kimi göreceksin?"

Yoongi biraz geri çekildi. O da belli ettirmemek için sürekli sırıtmaya başladı. Utandığı zaman hep yaptığı şeyi yapıp elini saçlarına daldırdı.

"Ah... Önemli değil."

Bu hâlinde gözlerim takılı kaldı. Tıpkı hatırladığım o anıdaki gibi utanmıştı.

Yerim seni Yoongi.

Ne diyorum ben ya?! Hemen kendime gelmeliydim. Eridim resmen. Onu yiyecek kişi değil de az sonra çocuğun ağzına düşecek kişi ben olacaktım.

Yutkundum ve silkinirek ben de kendimi geri çektim.

Yine sırıtmaya devam edip itiraz ettim.

"Yalancı. Şu an bu hâldeyken bile onu görebilmek için benden ricada bulunuyorsun. Oldukça önemli biri olmalı."

Yoongi ellerini birleştirdi. Parmaklarını birbirine kenetledi. Birbirine kenetlemiş olduğu parmaklarıyla oynarken oraya bakıp kabul etti.

"Tamam tamam, kabul. Önemli. Hem de çok."

Bunu duyunca yüzüm daha çok gülmeye başladı. İçim içime sığmıyordu yine. Yoongi yanımdayken daim olan o heyecan basmıştı üzerime.

Yoongi'nin üzerine gitmeye devam ettim. Neşe içerisinde, "Hmm... Kim peki?" diye sordum.

Kızdı ama şirin bir kızıştı bu. İsmimi uzatarak, uyarıcı bir şekilde gülerken dile getirdi.

"Yejin!"

"Merak ediyorum işte Yoongi. Ne olacak sanki? İsmini versen ölür müsün?"

"Ölürüm."

"Gıcık! Yok sana izin mizin! Ben de vermiyorum!"

Kollarımı birbirine bağladım. İnanamazcasına yüzüme baktı. Şaşkın ve oldukça şirin bir şekilde sitem etmeye başladı.

"Bana gıcık diyene de bak."

Bağlamış olduğum kollarımı çözdüm. Ona yandan bir bakış atıp Jimin'den bol bol yediğim taktiği uyguladım.

Ne mi?

Tabii ki de pazarlık.

"Ah... Anlaşabiliriz aslında canım. Bu çok önemli kişinin ismine karşılık seni ona sorunsuz bir şekilde götüreceğim."

Gözlerini devirdi.

Dudaklarını büzüp büzmüş olduğu dudaklarının arasından konuştu.

"Sen götüreceksen görürsün zaten."

Beynimde ampul yanmış gibi parmağımı şıklattım.

"Bu çok iyi bir fikir. Hadi kalk, gidelim o hâlde."

"Yah!"

Ayağa kalktım enerjik bir şekilde. Onu da kaldırmaya çalıştım.

"Hadi hadi kalk. Annene doktor tavsiyesiyle seni yürütmek için çıkardığımı söyleyeceğim. Hadi!"

El mahkûm kabul etmek zorunda kaldı. Gitmeyi bayağı istiyor gibi duruyordu.

"Peki, tamam. Öyle olsun bakalım. İkizi kılıklı. Pazarlıkçı seni."

Ona dil çıkardım.

Ayağa kalkmasına yardım ettim. Yanı başına koymuş olduğu hırkasını alıp üzerine giymesine de yardımcı oldum.

Ardından ona kolumu açtım. Açmış olduğum koluma bakarak gülümsedi ve kendi kolunu koluma kenetledi. Benden destek aldı.

Kapıyı açtım. Öncelikle ben başımı uzatarak şöyle bir bakındım gelen giden var mı diye. Kimseyi göremeyince de Yoongi'yi kenetlemiş olduğumuz kolumdan çekerek işaret verdim. Anladı. Birlikte yürümeye devam ettik.

Bu kattaki koridorda ilerlemeye devam ediyorduk. Yoongi sürekli etrafına ve kapı üzerlerinde yazılı olan numaralara bakıyordu.

Benim odama doğru ilerlemeye devam ettikçe içimdeki heyecan giderek artmaya devam ediyordu. Gerçekten nefes alamıyormuş gibi hissediyordum. Ama o kadar güzel bir histi ki...

Bu arada... Tuvaletim geliyormuş gibi hissediyordum.

Ne? Gülünecek bir şey yok bunda. Fazla heyecanın belirtileri sadece. O kadar.

Bana gittiğinden neredeyse eminim. Bu olaydan sonra başıma gelenleri iyice düşünüp tarttım.

Hatırlıyor musunuz? Yejin'in bedeninde gözlerimi açtığım ilk zamanlarda Jungkook beni bahçeye indirmişti. Hatta Yoongi'yi gördüğüm ilk günü o gün zannediyordum.

Ben banka oturmuştum. Bana yakın bir diğer bankta da Yoongi'yi ağlarken görmüştüm.Onu ağlarken görüp bir erkeğin ağlamasından da etkilenerek kendi dertlerim yüzünden ben de ağlamaya başlamış ve Yoongi yanıma gelmişti.

O gün hastanedeydi ve çok büyük ihtimalle benim için ağlıyordu. Yani Yoo Jung için. Sonra... Ben kolumdaki ağrı üzerine hastaneye geldiğimde Yoongi de hastaneden çıkmak üzereydi. Yine karşılaşmıştık.

Ayrıca bedenimle ilgilenen hemşirelerden Yoo Jung'un arkadaşı olduğumu söyleyip bilgi almak istediğimde durumuma ek olarak Yoongi isminde bir çocuğun her gün ziyarete geldiğini söylemişti.

Başka Yoongi yoktu herhâlde?

Bu Yoongi kesin bizim Yoongi'ydi.

Ahh! Gerçekten ne kadar mutlu olduğumu anlatamazdım.

Yoongi durdu. Ben de dalmış olduğum düşüncelerden sıyrılıp çevreme baktım. Gerçekten... Benim odamın önünde durdu.

32 diş gülümsedim.

"Yejin. Ben giriyorum. Bu arada içerideki kişiyi hatırlamazsın. Sen git istersen annem endişelenmesin."

"Tamam."

Yoongi kolumdan çıktı.

Peki ben gidecek miyim?

Tabii ki hayır.

...

Bölüm sonu

1 yorum