İçeriğe geç

Tek Yürek // Fanfiction

Bölüm 13 · 4 dk okuma

Tek Yürek // Fanfiction

Bölüm 13

13🌸Kanlanan Gözyaşı

Ellerini ellerimin arasından çekti. Tek elini saçlarına daldırarak sesi titreye titreye bağırdı.

"Nasıl sakin olayım?! Jungkook! Yoongi! Yoongi yaralandı! Bizimkiler yanında! Çabuk... Çabuk yanına gidelim! Ambulans gelir şimdi!"

Yoongi mi? Yaralandı mı? A-ambulans mı?

Bu kelimeleri duyduğum o an durdu sanki zaman.

Beynimin içi boşaldı ve sadece o sardı düşüncelerimi. Yoongi...

Gözlerimden yaşların süzüldüğünü hissettim. Jungkook duyar duymaz hemen koştu. Jimin de bir bana baktı, bir Jungkook'a. Ardından o da fırlayıp gitti.

Olduğum yerde donakaldım. Yaş süzülen gözlerim ağır ağır o çocuğu buldu.

Ona öfkeyle baktım.

Neden bunu yaptığını sormak, deli gibi bağırıp çağırmak istesem de sınıftaki öğrenciler yüzünden bunu yapamadım. Sadece öfkeyle, kanlandığını düşündüğüm gözlerimle, ateş saçarak baktım.

Sonra gözlerimi devirdim ve ben de koştum.

Yoongi'nin yaralandığını duyup da burada duramazdım.

Merdivenleri son sürat inip okul bahçesine çıkan yolu geride bırakırken okuldan çıkar çıkmaz toplanan kalabalığı görerek oraya yöneldim.

Kimin ne diyeceğini umursamayarak insanları yara yara aralarından geçtim.

En sonunda durmak zorunda kaldım.

Çünkü hemen önümde Yoongi yerde uzanmış yatıyordu. Her yerinde kesikler vardı. Cam kırıkları olduğu gibi bedeninin üzerinde duruyordu. Dokunmamışlardı.

Bir tane daha cam parçası vardı ki... Hepsinden büyüktü. Bizim sınıftan son sürat düşerek Yoongi'nin omzuna saplanmış, dimdik duruyordu. Çevresinden kan süzülüyordu.

Ellerimi ağzıma kapattım. Görüşümü bulanıklaştıran perdeyi gözlerimi yumup yeniden açarak yok ettim. Gözlerimden gözyaşlarım süzülüyordu.

Sanki... Kanlı gözyaşı akıtıyormuş gibiydim.

Gönlümdeki yara kanıyor ve sanki gözyaşıma vuruyordu. Göz yaşım orada kanayan yarayı haber vermek istiyordu.

Umurumda değildi. Tek umurumda olan şey Yoongi'ydi. Lütfen Yoongi... Lütfen sana bir şey olmasın.

Ben de Jimin'in yanına ayağımın altında kalan cam kırıklarını ezip, çatır çutur ses çıkara çıkara ilerledim.

Hoseok beni fark edip hemen endişe içerisinde uyardı.

"Gelme Yejin! Her yer cam. Çok tehlikeli, gelme! Lanet olsun bir kere de söz dinle!"

Hoseok da endişesinden dolayı her zamanki gibi değildi. Herkes bağırıyor, çağırıyordu.

Yavaş yavaş yanlarına vardım. Jimin'in yanına dikkatli bir şekilde çöktüm. Ayaklarım yerdeki cam kırıklarının üzerindeydi.

Bana hastanedeyken yaptığı şey geldi gözlerimin önüne. Gerçi bana değil, Yejin'e. Ah... Bu gerçek neden bu kadar canımı yakıyordu?

Ben Yejin'in bedeninden çıktığımda onu görmüş ve duymuştum. Doktorlar Yejin için ölüyor diye avaz avaz bağırdıklarında Yoongi Yejin'in elini sıkıca tutmuş ve, "Yapma Yejin. Bırakma beni. Bırakma bizi lütfen. Sen de gidemezsin. Olmaz. Lütfen... Lütfen aç gözlerini. Yalvarırım Yejin aç gözlerini," demişti.

Tıpkı o gün Yejin'e yaptığı gibi ben de onun eline uzandım.

Kimse ona elini sürmemişti. Çünkü tüm bedeninin üzerinde cam parçaları vardı. Ona dokunup daha fazla parçanın bedeniyle temas etmesini engellemek için dokunmuyorlardı sanırım.

Bir de sırtı... Yine o kadar cam kırığının üzerine sırt üstü düşmüştü. Büyük ihtimalle cam patladığında Yoongi bu noktada, ayaktadı. Kırıklar üzerine düşmüştü. O kendisini savunmaya, başını korumaya çalışmıştı. Bunun için de kollarını başına siper etmişti çünkü kollarına saplanan kırıklar çok fazlaydı.

Ama sonra... Omzuna saplanan cam yüzünden baygınlık geçirmiş ve bayılarak sırt üstü, diğer kırıkların üzerine düşmüş olmalıydı.

Canım yanıyodu.

İçim çok buruktu.

Nefes alamadığımı hissediyordum. Onu öyle gördükçe daha çok sıkılıyordu kalbim. Daha çok daralıyordu yüreğim.

Ben kimsenin yapmadığı şeyi yaptım. Eline uzanarak sağ elini ellerimin arasına çok dikkatli bir şekilde aldım.

Düğümlenen boğazımla, titreyen dudaklarımın arasından güçlükle konuşabildim.

"Yapma Yoongi. Bırakma beni. Bırakma bizi lütfen. Lütfen... Lütfen aç gözlerini. Yalvarırım Yoongi aç gözlerini."

Beklemediğim bir şey oldu.

Yoongi yüzünü buruşturdu ve güçlükle, gerçekten gözlerini araladı.

Benim de ağzım aralandı.

İçimdeki ümit biraz daha arttı. Şu an gözlerini açtığını gördüm ya... İçim biraz daha rahatlıyordu sanki.

Başını hareket ettirmedi. Gözleri beni buldu. Sadece benim gözlerime baktı. Kaşları çatıldı.

Acıdan dolayı yüzünü buruşturuyordu büyük ihtimalle. Bizimkilerden her biri ona bir şeyler söylüyordu.

Jungkook: "Sakın hareket etme Yoongi! Sakın!"

Jin: "İyi misin? Çok canın yanıyor mu?"

Jimin: "Geçecek kardeşim. Az daha dayan! Sakın hareket etme! Başını hiç!"

Hoseok: "Seni şu kaçan lanet topu almaya zorla gönderdiğim için özür dilerim Yoongi. Çok özür dilerim. Çok özür dilerim."

Aslında ne dediklerini ben de tam olarak anlayamıyordum. Uğultu gibi geliyordu sesleri kulağıma.

Yoongi sadece benim gözlerime bakarken, hem de bu kadar güzel bakarken âdeta sadece ikimizin olduğu bambaşka bir dünyaya geçiş yapmış gibi hissettim.

Sadece ikimiz vardık. Sadece ikimiz...

Bana bakan gözlerine bakarak tebessüm ettim.

O gün hastanede Yejin gözlerini açtığında, "Teşekkür ederim Yejin. Çok teşekkür ederim," diyerek ona teşekkür etmişti. Ben de aynısını yaptım.

"Teşekkür ederim Yoongi. Çok teşekkür ederim..." dedim ve onun gözlerinin içine derin derin bakmaya devam ettim.

Ağzını araladı.

Gözlerime bakarken acıyla, oldukça güç bir şekilde iki kelime söyledi.

Bu kelimeler ağzından çıkarken gözlerini hiç kırpmadan göz yaşı akıttı. O gözyaşları yanaklarındaki kanla karıştı. Kanlı bir şekilde yanaklarından süzülüp yerdeki cam kırıklarının üzerine düştü.

Ve...

Ve en önemlisi de... Ağzından çıkardığı o iki kelime bana bir anda neye uğradığımı şaşırttı.

"Yo-Yoo... Jung."

...

Bölüm sonu

1 yorum

  • Noluyo şu anda tam olarak nasıl anladı onun yoo jung olduğunu

    1Yanıt