Hellooooo naber?
İyisiniz iyisiniz
O zaman iyi okumalar 💜
____________________________________________
Pazartesi günü..
Sabah yine şu lanet olası alarm sesi ile uyandım. Alarmı takmayarak uyumaya devam etmeye çalıştım ama yok! Bu alarm beni uyandırmaya yemin etmiş gibi ötmeye devam ediyordu.
Homurdanarak elimi yastığın altına attım. Telefonu yüzümün üstüne gelecek şekilde tuttum ve bulanık gören gözlerimi açmaya çalıştım. Görüşüm netleşince alarmı sola kaydırarak telefonu rastgele bir yere attım.
Biraz daha lütfen
Annemin sesi kulağıma gelmeye başlamıştı. Yine homurdanak yavaş yavaş uzandığım yerden doğruldum. Annem de söylene söylene odaya giriş yapmıştı. “Kız sen inat mısın?” bana doğru yaklaştı. Sağ ayağını yatağın üstüne koyarak elini alnıma koydu. “Hasta falan mı oldun?” bir süre eli alnımda kaldı. Sonra elini çekip beni alnımdan öptü. “Yok. Ateşin de yok” yataktan kalkıp önümde dikildi. Ben de hâlâ ona uykulu gözlerle bakıyordum.
“Hadi kalk” deyip odadan çıktı.
Odadan çıktıktan sonra bir süre arkasından baktım. Sonra gözlerim ağır ağır yatağa kaydı. Resmen bana ‘beni bırakma’ der gibi bakıyordu. Kıyamazdım ki. Onu kırmayarak geri yattım.
Olmuyordu. Gözlerim geri kapanmıyordu. İçimden bir sabır çekerek en sonunda kalktım. Regl döneminin dördüncü günündeydim. Bunun hissi ile bir sabır daha çekerek banyoya doğru ilerledim. Önce aynadan kendime baktım. Uykumu almış görünüyordum ama yorgundum. Artık okulda uyurum diye düşünerek musluğu açtım ve buz gibi suyu yüzüme çarparak kendime geldim. Birkaç gerekli işlerimi de hallettikten sonra banyodan çıktım. Gardrobuma doğru ilerledim ve içinden kıyafetleri çıkardım.
Uykulu bir biçimde üstümü değiştirdikten sonra annemin yanına mutfağa gittim ve kahvaltımı yapmaya başladım.
***
Annem yine yüksek sesle açtığı müziği dinlerken ben uyumaya çalışıyordum. Sadece çalışıyordum çünkü uyumak mümkün değildi. Yarı uykulu gözlerimi açtığımda okula vardığımızı fark ettim. İçimden bir şükür diyerek duran arabadan indim. Tam ilerlerken kafama dank edenle arkamı döndüm ve bunu bekleyen anneme gülümseyerek baktım. “Görüşürüz” ona elimi salladığımda o da karşılık verdi.
İyi ki varsın be annem..
Annemin gidişini izledim. O gittikten sonra nedensiz yere düşündüm. Annem olmasaydı ne olurdu acaba? Benim için çabalayan birini kaybetmek? Düşünmek bile istemiyorum. O benim herşeyim. Eski okulumda insanlar bana duygusuz derdi ama benim de duygularım var. Birini kaybetmekten çok korkabilirim, sevdiğim biri giderse çok üzülebilirim hatta ağlayabilirim.
Duygusuz insan yoktur ki. Peki neden bana sanki ben insan değilmişim gibi davranıyorlar? Benim de bir kalbim var ve ben o kalpte çok duygu barındırıyorum. Sevgi, nefret, öfke, aşk...
Bunları düşünürken biri omuzumu dürttü. Kendime geldiğimde beni dürten kişinin Burak olduğunu fark ettim. Ona ‘n'oldu’ dercesine kafamı salladım. Kendisini düzeltip karşıma geçti. Boğazını temizledi ve bana baktı. “Öyle içli içli ananın gidişini izliyordun. İyi misin diyorum” ona karşılık olarak sadece başımı salladım. “Evet” dedim “İyiyim”
İnanmadığını belirterek göz devirdi. Ben de onu gülerek izledim. Gülerken gözüm Barış'a takıldı. Bana endişe ile bakıyordu. Burak'ı yavaşça kenara çekip karşıma geçti. “Gerçekten iyi misin?”
Gülerek başımı salladım. O da inanmamış gibi güldüğünde okula doğru ilerlemeye başladık. Dersimiz yine matematikdi. Sınıfa girerek önce Barış'ın geçmesi için ayakta bekledim o geçince ben de oturdum. Gözlerim açılıp kapanıyordu ben de bunu fırsat bilerek sıraya kafamı koydum. Zaten birkaç kişi vardı, çok ses çıkarmazlardı. Yani umarım.
Sıraya kafamı koyduğumda Barış beni dürttü. Kafamı kaldırıp ona baktığımda nazikçe omuzumdan tutarak kendine doğru çekti. Ne yaptığını anladığımda rahatça başımı omuzuma yasladım.
O sırada yanımıza Sinan geldi. Sıranın üstüne oturarak rahat konuma geçti ve bize bakarak konuştu. “Mesajı atan kişiyi buldum” bir anda söylediği şey ile şaşkınlıkla ona baktım ve yavaşça kafamı Barış'ın omuzundan kaldırdım. “Kimmiş?”
Yerinde dikleşti. “İnci Baysel” sonra Barış'a baktı. Aralarında birkaç dakika sözsüz bakışma geçti ve ben buna çok yabancıydım. Ardından tekrar bana bakarken “Tanıyor musunuz?” diye sordum ikisine bakarak. Sinan kafasını ağır ağır sallarken “Evet” dedi “Hem de çok yakından” söylerken sesi isteksizdi ve sanki kızdan tiksiniyormuş gibi konuşuyordu.
“Birşey mi oldu,” diye başka soru sordum. “Yani kızla?..” Sınıf yavaş yavaş doluyordu. Sude de sınıfa girdiğinde Sinan hiç düşünmeden “Kız onunla olmam için beni zorluyordu” dedi. Şaşkınca Sinan'a baktığımda gözündeki o nefreti gördüm. Bu resmen tacize giriyordu.
Peki kimdi bu kız?
Sinan tekrar yerinde dikleşti. “Böyle işte. O kızı maalesef tanıyorum.” bana baktı. “Sana gösteririm” kafamı salladığımda sıradan kalkmak için doğruldu ve yan sırada kafasını sıraya katmış uyuyan Sudeyi gördü. Çok kısa bir an ona baktıktan sonra kendi sırasına doğru ilerledi.
Ben de tam kafamı Barış'ın omuzuna katacaktım ki nöbetçi hoca gelip İstiklal Marşı'na çağırdı. Hepimiz aşağı indik.
**
İstiklal Marşı'nı okuduktan sonra sınıfa girdik. Barış geçtikten sonra ben de yerime oturdum. Sınıf dolmaya başlamıştı. Kumru da girdiğinde otomatik olarak Burak'a baktım. Gerizekalı Mert'in omuzuna kafasını koymuş uyuyordu. Ben de önüme döndüm. Sınıfa en son bir çocuk girdi. Gelirken “HOCA GELMEMİİŞ!” diye bağırdı.
Bağırması ile herkes sevinerek bir yana dağıldı. Ben de Barış'ın omuzuna yaslanarak uyumaya çalıştım.
*
Zilin çalması ile Sinan yanımıza geldi. Ona ‘n'oldu” dercesine kafamı salladım. O da boş gözlerle bana bakarak “Kalk hadi. Sana İnciyi gösterecem” dedi. Bide o vardı değil mi? Sıramdan kalkarak Sinan'ın yanında yerimi aldım. Koridora çıktığımızda Sinan'ı takip etmeye başladım ama bir anda merdivenlere yönelince afalladım. 11 ve birkaç 10. Sınıf bu kattaydı. Biz niye aşağı iniyorduk ki?
Bir anda durması ile ben de durdum. Ben ona bön bön bakarken o bir basamak çıkıp sadece benim duyacağım şekilde; “Onların sınıfında engelli bir çocuk var. O yüzden alt kattalar” dedi. Kafamı aşağı yukarı “anladım” diyerek salladım. Ben de diyorum ki neden aşağı iniyoruz?
İnmeye devam ettiğimizde alt kata gelmiştik. Sinan beni durdurdu ve burada kalmamı söyledi. Onu onaylayarak kafamı duvara yasladım ve onun gidişini izledim. 11/B'nin önünde durdu sonra yavaş yavaş kapı eşiğine adımladı. Onu gören çocuklar ne olduğunu anlamayarak yanına gitti. Sinan'da onları umursamayarak sınıfı taradı. Sonra içeri doğru bir adım attığında görüş açımdan çıkmıştı. Bulunduğum yerden kalktığımda Sinan'ı görebilmek için biraz sağ tarafa doğru yürüdüm ve onu sırasında oturan, sınıf'ın sessizi olduğunu düşündüğüm bir kızla konuşurken gördüm. Sanırım gelip gelmediğini soruyordu. Akıllıcaydı. Çünkü yanına gelenlere sorsa yanlış anlayacaklardı. O da, benim gibi sınıfın sessizi olduğunu düşündüğü kıza sormaya karar vermişti.
Ben hâla onu izlerken o, cevabını almış olacak ki kıza bakarak kafasını salladı ve arkasını dönüp sınıftan çıkacak iken tekrar geri o kıza döndü. Bir şeyler söyledi ve kızda başını salladı. Sonra tekrar arkasını dönüp sınıftan çıktı. Yanıma doğru gelirken o kızın etrafını Sinan'ın yanına gelen çocuklar sarmıştı. Sanırım ne dediğini merak ediyorlardı ve kızın ağzından laf alacaklardı. Ama kız konuşmayarak çocukları başından attı.
Ona gülümseyerek bakarken Sinan yanıma gelmişti. “Hayırdır neye gülüyon?” ona bakıp gözümle o kızı işaret ettim. “Hiç birşey söylemedi” Sinan'da baktığında gülümseyerek önüne döndü. “Okula gelmemiş” konuşması ile ona döndüm. Suratındaki gülümseme gitmişti ve o kızdan tiksinerek bahsediyordu. “Yarına artık” diyerek fazla olmayacak şekilde sesli nefes verdim.
Tam gideceğimiz esnada Sinan'ın koluna bir kız yapıştı. Mavi gözlü, sarışın, boyu tahmini 1.65 olan kız'a yaratık görmüş gibi bakıyordum. Ne yapıyor bu şimdi? Sinan'da kıza şaşkınlıkla bakarken kolunu kızdan kurtarmaya çalışıyordu. Ama nafile. kız koala gibi yapıştı kaldı. Sinan hâla kıza şaşkınlıkla bakarken kız incelttiği belli olan sesi ile konuştu. “Gelsene. Biraz gezeriz, takılırız” ağzında çiğnediği sakız ile midem bulanmaya başlamıştı. O sakıza acıdım desem?
Sinan kafasını kaldırıp bana, onu kurtarmam için yalvararak bakarken gözü benim arkama takıldı. Onun baktığı yere baktığımda Sude'yi gördüm.
Birileri yakalanmaktan korkuyo
Aynen öyle
Tekrar önüme döndüğümde kızı kendinden iteklemişti. Kız neye uğradığını şaşırırken Sinan hiç birşey olmamış gibi bana bakıp ‘gidelim’ diyerek kafası ile işaret etti. O önden ben de arkasından ilerlediğimde gözüm Sude'ye takıldı. O ise Sinan'ın arkasından bakıyordu.
Ona bakmayı kesip merdivenlerden çıkmaya başladım. Sinan'ın yanına vardığımda sınıfa girdik. Yerime oturduğumda Barış “N'oldu” diye sordu. “Okula gelmemiş” diye kısaca cevapladım. O da ‘anladım’ şeklinde kafasını salladığında başımı yavaşça omuzuna doğru götürdüm.
Bu en sevdiğim ikinci şeydi. Birincisi annem ile babamın yanı, ikincisi Barış’ın omuzları.
Babamı da sayıyorum çünkü o hep benim yanımdaydı ve benim yanımda kalmaya devam edecekti. Bunu hiçbir şey değiştiremez.
Kafam hâla Barış'ın omuzunda iken sınıfa Sude girdi. Gözü arkamda bir yere takıldı. Sanırım Sinan'a bakıyordu. Sonra bakışmayı keserek yerine oturdu ve kafasını sıraya koydu. Ona tebessüm ederek baktım ve gözlerimi kapattım.
Sonra yine açtım. Kumruya baktım ve onun birine baktığını gördüğümde ben de oraya baktım. Burak'a bakıyordu. Sırıtarak önüme döndüm ve huzur bulduğum yerde uyumaya başladım.
***
Çok şükür son dersteydik. Burak yine saate bakıyor, Sinan da uyuyordu. Geriye kalan herkes kendi halinde takılıyordu. Barış hariç. O da uyumuştu. Gülümseyerek kafamı ona dönüp sıraya koydum ve onu incelemeye başladım. Hafif dolgun dudakları, belli olan elmacık kemikleri, yukarı doğru kıvrılmış kirpikleri, yeni çıkmaya başlayan sakalı, elleri... Herşeyi ile mükemmel görünüyordu.
O mükemmeldi. Hem de çok
Bir anda zilin çalması ile irkildim. Kafamı kaldırdım ve Barış'ı uyandırmaya başladım. “Barış. Uyan” dürttüm ama uyanmadı. Hoca da dahil çoğu kişi sınıftan çıkmıştı.
Diğerleri de bizi bekliyordu. Ama Barış bir türlü uyanmıyordu. Bu sefer daha şiddetli dürttüm. “Lan uyan!” en sonunda korku ile uyandığında kahkaha atmamak için kendimi zor tuttum. Ama benim yerime bu işi Burak devraldı ve sınıfta gür bir kahkaha patlattı. Ben, Sinan ve Mert de gülerek eşlik ettiğimizde Barış uykulu bir biçimde ne olduğunu sorguluyordu.
Sinan gülmeyi kesip “Hadi kalk. Gidiyoruz” diyerek önden yürümeye başladı. Mert de arkasından ilerledi. Burak da hâlâ gülerken gidenlerin arkasından seslendi. “Beni de bekleyin ayol” ona güldüğümde Barış'a baktım. Gözleri bir açılıp bir kapanıyordu.
En sonunda omuzuma yattığında hareket etmemeye özen gösterdim. Rahatsızlık vermemek için. O omuzumda uyurken sessizce mırıldanarak konuştum. “Gitmemiz lazım” ‘hı hı’ diye mırıldandığında kısık sesle güldüm ve tekrar kısık sesle konuştum. “Bizi bekliyorlar” yine ‘hı hı’ diye mırıldanınca bu sefer ‘Eğer kalkarsan seni öperim’ dedim.
Dediğim şey ile tam yine mırıldanacak iken bir hışımla kafasını omuzumdan kaldırdı. Şaşkın gözlerle bana bakarken “Ney!” döküldü dudaklarından. “Gerçekten mi?” kafamı yavaş yavaş sallayarak ona doğru yaklaştım. O da şaşkınlığı bir kenara atarak onu öpmemi beklerken hızlıca çantasını kaptım ve kapıya doğdu koşmaya başladım.
O, şaşkınca bir elimdeki çantaya bir bana bakarken, ben sırıtarak merdivenlere yönelmeye başlamıştım bile. O da arkamdan “İdil!” diye bağırıyordu.
Ben de onu takmayarak daha hızlı koştum. Bahçeye çıktığımda Sinan, Burak ve Mert'in bizi beklediğini fark ettim. Onların yanına gittiğim de Sinan “Barış nerde?” diye sordu. Nefes nefese kalmıştım. Bir yandan elim çok hızlı atan kalbimin üstündeyken, diğer yandan da Sinan'a cevap verebilmek için nefesimi dizayn ediyordum.
Burak gelip sırtıma vururken rahatlamıştım. Kendime geldiğimde Sinan'a bakıp “Geliyo” dedim. O da kafasını ‘anladım’ şeklinde salladı.
Hepimiz Barış'ı beklerken Barış bir türlü gelmedi. Mert endişeli sesi ile bana bakıp “Geleceğinden emin misin?” diye sordu. Ona bakarak kafamı salladım. “Evet”
Birkaç adım atarak okulun içine baktım. Ama yok! Yer yarıldı da yerin içine mi girdi bu çocuk? Biraz daha ilerledim ve biraz daha. En sonunda okula doğru yürüdüm. Arkamdan da diğerlerinin geldiğini ayak seslerinden anladım. Her katta etrafıma baktım. Yavaş yavaş telaş yapıyordum ve bu bana hiç iyi gelmiyordu. Bizim kata kadar çıktığım da sınıftan içeri girdim. Yoktu. Hiçbir yerde yoktu.
“İdil?”
Barış?
Sesin geldiği yöne döndüğümde arkamda Barış'ı fark ettim. Yüzü ıslaktı. Ona doğru koşup direkt sarıldım. O da bana sıkıca sarılırken ne olduğunu anlamıyor gibiydi. Ama ben korkmuştum. Hem de çok
“Ne oluyor?” Barış'ın sorusu ile ona bakamadım. Benim yerime Sinan cevap verdi. “Sana birşey oldu sandık” ben hâla sıkıca sarılırken o da başıma öpücük bıraktı. “Nerdesin lan sen?” Burak kızarak sorduğunda Barış beni daha da sıkı sararak yanıt verdi. “Oğlum uykudan yeni uyanmıştım. Gittim yüzüme su çarptım” bedenimi ondan çekerek omuzuna sertçe yumruk attım. “Ben çarpacam şimdi sana!” bir tane daha. Ve bir tane daha.
Ben art arda yumruk atarken gözlerim dolmaya başlamıştı. Sonra ona vurmayı kesip gözümü sildim. O da yanıma gelerek sıkıca bana sarıldı ve alnımdan öptü. “Söz bir daha olmayacak” yine öptü “Söz”
Ben da sarılışına karşılık verirken artık göz yaşlarım dayanamamış yanaklarıma firar etmişti. O sırada Sinan'ın sesini duydum. “Bu kadar doz bana yeter. Artık gidelim” yavaşça ondan ayrıldığımda çenemi tutarak kafamı kaldırdı. Ellerini yanaklarıma atıp göz yaşlarımı sildi. “Şşş ağlama” kafamı salladığımda hızlıca gözlerimi sildim.
Kapıya doğru ilerlemeye başladık. Okuldan dışarı çıktığımızda Sinan'ın gözüne bir kız takıldı. Hepimiz o kıza baktığımızda kız gözüme tanıdık gelmişti. Ama yine de Sinan'a bakıp “O kim?” diye sordum. Sinan kısa bir an bana bakıp tekrar kıza döndü. Emin olmak istiyormuş gibi kıza baktığında yanıtladı. “Sanırım İnci” bir kere daha emin olmak için baktı. “Evet bu o” şaşkınlıkla kıza bakakaldım.
Bu o kız mıydı?
O ‘komik’ şakayı yapan?
Biz hâla kıza bakarken İnci bizi fark etti. Sıçtık. Sinan boş bir ifade ile bize doğru gelen İnci'ye bakarken biz ne yapacağımızı bilemez haldeydik. Yüzü buradan tam görünmüyordu ama hâla bize doğru geliyordu.
Kız tam dibimize gelirken gördüğüm kişi ile yerimde donup kaldım.
Bu okula ilk geldiğimde bana şaşkınca bakan kızdı.
____________________________________________
Hellooooo nabersiniiiz?
Ben iyiyim
RAMAZAN GELDİİİİ!
Kimler oruç tutuyo bakem?
Bu arada sınav zamanı
geldi. Ramazan gedli (bahanaye bak) bölüm haftada bir gelebilir şimdiden söyluyom
Sonraki bölümde görüşürüz
