İçeriğe geç

Tek Yumruk

Bölüm 25 · 8 dk okuma

Tek Yumruk

Bölüm 25

22.bölüm/ Ceza

Ya bak yine a ile bitti!!!!!

Neyse vote vermeyi unutmayıııın

İyi okumalar 💜

(Hayırdır kısa kestim)

____________________________________________

Sağ elim boşta olduğu için elimin üzerinde bir el hissettim.

Elime baktığımda Barış'ın eli avuç içim ile oynuyordu.

Gözlerimi elimizden çekip Barış'a baktım. O ise sanki hiç birşey olmamış gibi yazı yazıyordu.

Ben de bu durumu sorgulamadan elimi onun eline kenetledim. Ve o esnada Barış'ın gülme sesi geldi kulağıma.

Hoca tahtaya yazı yazmakla meşguldü. Bu durumu fırsat bilerek Barış'a döndüm. “Ne gülüyon ne?”

O da bana bakarak “Garip geldi” dedi. Yani haklıydı. Çünkü bana da garip geliyordu. Bu ben değildim.

Çok şükür zil çaldığında rahat nefes verdim. Bi an hiç çalmayacak sandım. Kalemi defterin üzerine bırakarak bana doğru gelen Kumruya baktım. Yanıma gelerek sıramın üzerine oturdu. “Naber kız?”

“İyi” diye kısa cevap verdim. Kumru gözlerini benden çekerek etrafa bakış attı. Ve sanırım Burak'a bakıyordu. Çünkü bakışları arkamda durdu.

Arkamı döndüğümde Burak ona tiksinerek bakıyordu. Tekrar önüme döndüm. Ve Kumru'nun ona dil çıkardığını gördüm.

Ben Kumruya gülerken, Kumru kolundan tutarak yerimden kaldırmaya çalıştı. “Gel gezelim biraz”

Kabul ederek ayağa kalktım. Kumru beni kapıya doğru yürütürken arkasını döndü ve Ebru ile Yaren'e de seslendi. “Kızlar aşağı iniyoruz. Sizde gelin” sonra Sudeye döndü. “Sude sen de gel”

Ebru ve Yaren ve Sude de yanımıza geldiklerinde Kumru son kez Burak'a dil çıkardı. Sınıftan çıkmadan önce ise gördüğüm tek şey Burak'ın çok hafif yukarı doğru kıvrılan dudağıydı.

Tamam ben bunları ayarlarım dedi iç sesim.

Ben de yardım ederim canım.

Sınıftan çıkmıştık. Şu an kızlarla aşağıda sohbet ede ede geziyoruz. Az önce de Yaren'in platoniği olduğunu öğrendim. Başka sınıftan.

“Eee Sude. Var mı seninde bi sevdiğin?” diye sordu Kumru Sude'ye imâ ile. Sude kısa süre Kumruya baktıktan sonra gülerek önüne döndü. “Yok”

Aslında sanki yalan söylüyordu. Kurcalamak istemedim. Ama bana gerek kalmadan Kumru Sude'nin yanına geçti. “Ya hadi gerçeği söyle”

Sude onu yanından itmeye çalışarak “Yok diyorum ama” dedi. Bir yandan da gülüyordu. Kumru pes etmiş olacak ki Tekrardan yanıma geçti.

Kısa süre içinde zil çalmıştı. Sınıfa doğru giderken Kumru kantine gideceğini söyleyerek yanımızdan ayrıldı.

Ben ve kızlar sınıfa geçtik. Sırama doğru ilerledim ve yerime oturdum. Diğerleri kendi halindeydi.

Her zamanki gibi Burak, Mert ile uğraşıyor. Mert ondan kurtulmak için resmen Barış'a yalvarıyor. Sinan uyuyordu. Bu çocuk niye bu kadar çok uyuyor ya?

Benim yerime oturmam ile Barış önüne döndü. Ona bakarak “Sinan niye bu kadar çok uyuyor” diye sordum. Kısa bir an Sinan'a baktı. Sonra tekrar bana bakarak “Bilmiyorum. Bize de söylemiyor” dedi.

Ben arkamı dönerek Sinan'a baktım. Yeni uyandığı belli olan gözleri ile sınıfı tarıyordu. Ama sonra durdu. Baktığı yere baktığımda Sude'ye baktığını gördüm.

Sonra tekrar Sinan'a baktığımda onu bana bakarken yakaladım.

Yakalandık

Ona tebessüm ederek tekrar önüme döndüm. Barış “Birşey mi oldu?” diyerek sorduğunda kafam ile Sinan'ı gösterdim.

Sinan'a bakıp güldü.

O sırada da içeri Kumru girdi. Ardından da bir çocuk kapıda belirdi. Kumruya bakarak “Bakar mısın?” dedi.

Kumru arkasını dönüp çocuğa baktığında yanına doğru ilerledi. Çocuk ona gülerek bakarken Kumru tepkisizdi.

Birşeyler konuşuyorlardı ama sınıfın sesinden onları duyamıyordum.

Kumru ise birkaç şey söyledikten sonra arkasını dönüp sırasına ilerlemeye başladı. Ama daha gitmeden çocuk onu kolundan tuttu.

Aniden arkamda bir kıpırdanma hissettim. Ve sonra o çocuğun üzerine doğru yürüyen Burak'ı gördüm.

Burak'ın birşey yapacağından emin olduğumuz için biz de kalktık. Burak daha çocuğun yanına varmazken Kumru buna engel oldu.

“Napıyorsun sen be!?” diye bağırdı Burak'a bakarak. Burak, Kumruya bakarak “Salak mısın sen kızım? Neden sana dokunmasına izin veriyon!?”

O çocuk ise çoktan gitmişti.

“Ya sana ne oluyo!?” diyerek çıkıştı Kumru. İkisi de şu an birbirine bağırarak konuşuyordu.

Sınıf hocamız İsmail hoca kapıda belirdi. “Ne oluyor burada?” dedi sakin tutmaya çalıştığı sesi ile.

Herkes ona döndüğünde kimse birşey demedi. Hoca bunun farkına vararak “Oturun yerinize” dedi ve gitti.

Bu adamın sakinliğinden istiyorum.

Herkes dağıldı. Kumru ve Burak sinirle yerlerine otururken sınıftan içeri Zeynep girdi.

Bana nefretle bakarak yerine oturdu.

Dersimiz yine matematikdi. Hoca sınıfa girdi ve sanki az önce hiçbir şey olmamış gibi ders işlemek için defterleri açtırdı.

💜

Son dersteydik. Burak yine dakika tutuyor. Mert ile Sinan da uyuyordu-ki Sinan her zaman uyuyor.

“Aha birazdan çalacak” Burak'ın konuşması ile zil zaten çalmıştı. Burak zafer gülüşü atarak önden yürümeye başladı.

Tam sınıftan çıkacakken durdu. Bize doğru döndü. Yanıma geldi. “Zeynep'i unutmayın. Bugün biraz canı yanacak” dedi. Ve Zeynep'in yanına doğru yürüdü. “Hadi kız. Bizimle geliyorsun”

Zeynep ona cevap vermeden yanıma geldi. Kısık sesiyle “Napacaksın?” diye sordu. Ben de gülerek kulağına eğildim. “Seni biraz çalıştıracam” dedim.

Aslında yalan sayılmazdı. Kendini benden korurken belki ufak tefek hareket öğrenirdi.

Göz devirerek sınıfın kapısına doğru ilerledi. Biz de Sinan ile Mert'in yanına gittik. Barış Mert'i dürterek konuştu. “Hadi. Kalkın lan!”

Mert korkuyla uyandığında Sinan da uyanmıştı. Ben ve Burak onların bu haline gülerken. Onlar Barış'a öfkeyle bakıyordu.

Mert yorgun sesiyle konuştu. “N'olurdu biraz daha yatsak?” Burak yanlarına giderek Mert'in kolunu tuttu. “Hadi lan seni mi bekleyeceğiz?”

Mert ve Sinan en sonunda kalktıklarında sınıftan çıktık. Bahçe kapısında bizi bekleyen Zeynep'i gördüm.

Aslında bize değil de Barış'a bakıyordu.

Ona yapacaklarımı düşünerek yanına vardım. Bana bakarak “Ee çalıştıracak mısın beni?” diye sordu. Kafamı aşağı yukarı sallayarak onayladım. “Evet. Sana zarar verme gibi niyetim yok. Hazır gelmişken seni çalıştırırım”

Bu dediğimi duyan Burak hemen lafa atladı. “NE! Onu sadece çalıştıracak mısın? E hani kafatasını kırmak, hani ağzını yüzünü yamultmak, hani az önce Barış'a bakan gözlerini oymak?”

Evet. Barış'a baktığı doğruydu.

Zaten bunun hesabını onu çalıştırırken verecektim.

Son cümleyi duyan Zeynep kendini korumaya geçti. “Ben Barış'a bakmadım” ben de inanmış gibi yaparak kolundan tutup onu yürütmeye başladım.

Burak hemen yanımıza geldi. “E biz?”

Diğerleri de yanımıza geldiğinde ben Burak'a bakarak konuştum. “Aslında sizin gelmenize gerek yok. Ben hallederim” dedim.

Burak yine tam birşey diyecekken Sinan onu susturdu. “Bırakın kız yalnız gitsin. Hallederim diyorsa halleder”

Sağol be Sinan.

“Tamam o zaman. Hadi görüşürüz” diyip el sallayarak yanımızdan ayrıldı Mert. Biz de ona el salladık.

Sinan da “E o zaman ben de gidiyom. Size iyi eğlenceler” diyerek yanımızdan ayrıldı. Son cümlesini de bize bakıp gülerek söylemişti.

Sinan da gittiğinde ben, Barış ve Zeynep kalmıştık.

Barış bana bakıp“Gelmemi ister misin?” diye sordu. Kafamı iki yana sallayarak “Gerek yok. Evine git sen” dedim.

Ama beni dinlemedi.“Ben de geleyim. Seni yalnız bırakmayayım şimdi” diyerek elimi tuttu. Ona gülerek baktım. “Tamam o zaman”

Zeynep'e baktığımda bana göz devirdi. Ve yürümeye başladı. Biz de arkasından yürüyerek kurs'un yolunu tuttuk.

💜

Kursa gelmiştik. Ben soyunma odasına gideceğimi söyleyerek yanından ayrıldım. Barış da “Bununla beni yalnız bırakma” diyerek benimle gelmişti. Ve şu an kapıda beni bekliyordu.

Üstümü giyindiğimde odadan çıktım. Barış yaslandığı duvardan bedenini çekip bana gülerek baktı.

Beraber Zeynep'i bıraktığımız yere döndük. Zeynep üstündekiler ile duracaktı. Yanında rahat birşeyler yoktu. Bende de yoktu.

Elime bir bandaj aldım. Benim zaten vardı. Bunu Zeynep'e verecektim. “Getir elini” diyerek elini tuttum. Kollarını biraz sıyırıp bandajı eline doladım. Cırt bantlar ile sabitledikten sonra eline önceden aldığım boks eldivenlerini geçirdim.

“İşte. Hazırsın” diyerek yanından ayrıldım. O ise tiksinerek eldivenlere bakıyordu. “Iyy bunlar ne ya?”

Ona baktım. Sonra güldüm. “Eldiven işte. Nesini beğenmedin?” Barış kısık kısık gülerken. Ben de gülmemek için büyük bir çaba sarf ediyordum.

Önce bana göz devirdi sonra konuştu. “Kör değiliz herhalde. Bu iğrenç şeyleri takmak zorunda mıyım? Onu diyorum”

Barış bir yere oturmuş bizi izliyordu. Aslında daha doğrusu beni izliyordu. Ona bakmamaya çalışarak Zeynep'e karşı konuştum. “İstersen çıkaralım. Ama şimdiden söyleyim ellerin yara alır. Düşünsene. Odaklanarak oje sürdüğün tırnakların da kırılıyor?” yüzüme üzülür gibi ifade takındım. “Ne fena”

Söylediklerimi duyduktan sonra hemen kabullendi. “Tamam tamam. Kalsınlar”

Ben de kafamı sallayarak elime bandajı takdım. Benim için hiç zor olmayacaktı. O yüzden eldiven takma gereği duymadım.

Hazır olduktan sonra son olarak Barış'a baktım. Dudaklarını oynatarak yaparsın dedi. Ona karşılık olarak güldüm.

Zeynep'in tam önüne geçtim. Benim başlamama gerek yoktu o yüzden o başlasın istedim. “Başla”

Ellerini sanki kırk yıllık boks eğitimi almış gibi kaldırdı. Ben onun bu haline gülerken o atağına geçti. Elini bana göre yavaşça yanağıma doğru götürdü. Ama kendimi kurtardım.

Yalan yok iyi başlamıştı.

Onun aksine ben dizine tekme attım. O attığım tekme ile yere düşerken ben geri çekildim.

Yavaş yavaş ilerliyordum.

Zeynep dizlerinin üstüne sert bir şekilde yere düştüğü için bağırmıştı. Ve sanırım canı çok yanmış olacak ki gözleri dolmuştu.

Elleri ile destek alıp yerden kalkarken bir yandan da dizlerini tutuyordu. “Çok ağrıyo”

“Yapacak birşey yok” dedim. E yapacak birşey yoktu. Ağrıdı mı? Ağrıdı.

Zeynep güç bela ayağı kalkarken bir süre bekledi. Sonra kendine gelerek yavaş yavaş üzerime doğru yürüdü.

Ben de olduğum yerde onu bekliyordum.

O tam tekrar yumruk atacak iken ondan önce davranarak yavaşça yanağına yumruk attım. Ama ona göre bu yumruk bayağı sertti.

Zeynep acı ile bağırıp yanağını tutarken ben yanına ilerleyip saçından tutarak bana bakmasını sağladım. “Bak bana. Kendini neden savunmuyorsun? Ha?” ağlayarak yüzüme baktı. “Bana iftira atarken kendini çok iyi savunuyordun ama?”

Sessizce bana bakıp ağlamaya devam etti. Ben de tekrar diz kapağına vurup yere düşmesini sağladım.

Bir kızın en çok dizleri ağrırdı.

Zeynep yere düştükten sonra ben tam yanından ayrılacak iken kolumdan biri tuttu. Kafamı çevirip kolumu tutan kişiye baktım. Bir erkek.

“Merh-” tam birşey diyecekken çocuğun yüzüne bir yumruk indi. Hayır ben değil yumruğu atan kişi Barış'tı.

Öyle sert vurmuştu ki.

Çocuk yere düşerken Barış onu umursamadan yanıma geldi. Ve sanki bana birşey olmuş gibi ellerini yanağıma koydu. “Birşey yaptı mı sana? Ne yaptı? Niye yanına geldi?”

Art arda sıraladığı sorular ile istemsizce güldüm. Güldüğümü gören Barış afalladı. Ben hâlâ gülerken Barış'ın gözü dudağıma inmişti ama hemen kendini düzelterek tekrar gözlerimin içine baktı.

“Niye gülüyorsun ki?” diye sorduğunda gülmeyi kestim. Ela gözlerine bakarak “Hiç birşey yapmadı ki” dedim.

Rahatlayarak nefesini verdiğinde yanağıma bir buse kondurdu.

Barış beni uzunca öperken bu ânı hâlâ ağlamaya devam eden Zeynep bozdu. “Yanağım çok ağrıyo”

Bı rahat yok be

____________________________________________

Helllooo

Nasılsınız. Umarım iyisinizdir.

Neyse

BİLİN BAKALIM

YARIN KİMİN DOĞUM GÜNÜÜ 🎂🥳

(evet. Tahmin ettiğin kişi:))

Sizleri seviyorum. Kendinizi sevin TAMAM MI?

Kalbe basmayı unutmayın. (Bu da hediyeniz olsun) 💜

Yeni bölümde görüşmek üzere babaaay

Bölüm sonu

8 yorum