Hellloooo nasılsınııız?
Umarım iyisinizdir
Neyse vote vermeyi unutmayıııın
İyi okumalaaaar 💜
____________________________________________
Siz:
Evet
Kabul ettim
Burak:
NE?
ŞAKA MI BUU?
GERÇEKTEN Mİİ??
Mert:
NE?
Burak:
BARIIŞ
KABUL ETTİ
KABUL ETTİ LAAAAAN
Mert:
Sinan?
Barış?
Burak bunlara bişe oldu
Siz:
Yani bı deneyecez
Mert:
NERDESİNİZ LAAAAN!!!
Lan İdil bunlara bişe oldu
Buraaaaaaak
İdil Barış'ı arasana
Siz:
Peki
WhatsApp dan çıkıp kişilere girdim. Barış'ın adına tıkladım ve kulağıma koydum.
Bir süre çaldı. Çaldı. En sonunda açıldı.
İkimizden de ses çıkmıyordu. Bir süre öyle konuşmasını bekledim. Ama konuşmayınca sessizliği ben böldüm. “Barış. Orada mısın?”
Yine ses gelmedi.
Sabırlı ol çocuğa inme indi dedi iç sesim
Öyle pat diye söylersem olacağı budur tabi. Biraz daha bekledim. Sonra telefonu eline alıyormuş gibi ses geldi. “Barış? Beni duyuyor musun?”
“İ-idil” sonunda konuşmuştu. Sesi şaşırmış geliyordu. Ben susmuş ne diyeceğini merak ederken devam etti. “Gerçekten kabul ettin mi?
Sorduğu soru karşısında gülmeden edemedim. Ben gülünce o da güldü. Ama sanki şaşkınlığını üzerinden atamıyor gibiydi gülüşü.
“Yani. Evet” diye yanıt verdim. O biraz daha güldü. Onunla beraber bende güldüm. Kısa bir gülüşün ardından tekrar konuştu. Neden güldüğümüzü biz bile bilmiyorduk.
Ama gülüyorduk.
“İnsanlar yüzyüze konuşur. Ben beni kabul ettiğini telefonda öğreniyorum. Hem de hiç beklemediğim anda” diye devam ettiğinde söylediği ile güldüm.
Ben gülmeye devam ederken o konuşmaya devam etti. “İdil gerçekten kabul ettin değil mi?”
Sesi bir anda ciddileşti ve sanki her an birşey olacakmış gibi çıkıyordu.
Hiç düşünmeden “Evet” dedim. “Gerçekten kabul ediyorum. Sanırım denemekten zarar gelmez” diye de devam ettim.
Yine ses çıkmadı.
“Barış. Sana birşey sorabilir miyim?” diye yine sessizliği böldüm. Aslında merak ettiğim bir şeydi. Bir kenara atmıştım ama şu an merak ediyordum.
“Tabi. Konu- ay yani sor. Sora bilirsin tabi ki” diye konuştu heyecanlı çıkan sesi ile. Bu haline ilk olarak güldüm.
Hayırdır sen şu sıralar çok gülüyorsun?. Bak ben diyorum başına birşey gelecek
İç sesim ne kadar haklı olsada onu umursamdım. Ama gerçekten de böyle olur. Yani bazen. Çok güldüğüm gün birşey olur. Olmazsa olmaz zaten.
“Neden hiç aşık olmadın?” pat diye sordum. Sanırım bu soruyu beklemiyordu ki önce bı sessiz kaldı. Yine
Sonra sessizliği bozdu. “Ben hep seni sevdim İdil. Diğer kızlar umrumda bile değildi” diye hiç beklemediğim şekilde konuştu.
Şahsen ben eridim bittim. Size kolay gelsin.
Dediklerini bir süre sindirmeye çalıştım. O kadar kız varken bir tek beni sevmesine mi şaşırayım, yoksa hiç aşık olmamasına mı?
Allah aşkına başkasına aşık olmaması ne kadar mantıklı olabilir. Bizi sevdiğini söylüyor.
İç sesim haklı.
“Hiç mi olmadın?” diye tekrar sordum. Ne duymak istediğimi ben de bilmiyorum. Ama yine de soruyorum.
“Hiç” diye yanıt verdi. Neden bilmiyom ama buna sevindim. Evet baya baya sevindim hiç aşık olmamasına.
“İdil. Orada mısın?” bir mal gibi sevindiğim için çocuğu unutmuştum. Kendimi toparlayıp konuştum. “Evet. Buradayım”
Yine araya sessizlik girdi. Ne diyeceğimi bilemiyordum. O yüzden susuyordum.
“Tamam o zaman. Yarın görüşürüz” diyerek kısa sessizliği yine böldü. “Görüşürüz” diyerek karşılık verdim. Sonra kapattım.
Elimi yüzüme attığımda yanaklarımın ne kadar sıcak olduğunu fark ettim. Ben hiç böyle değildim. Niye şimdi böyle oldu?
Ben eli yanağımda öyle kalırken telefonuma bildirim sesleri geldi. Telefonu açıp baktığımda gruptan olduğunu gördüm.
Gruba girdim.
“Göklerde kuş gibi, G*tlerde bok gibi olanlar”
Burak:
Geri döndüm arkadaşlar
Bayılmışım sadece
Rahat olun
Mert:
Sinan ile Barış nerde?
İdil barışla konuştun mu?
Siz:
Evet
Konuştum
Mert:
Ha iyi
Burak:
SİNAAAAAN
BARIIIIIŞ!
GELİN LAN BURAYA!!
Sis:
Ben yatıyom
İyi geceler
Burak:
İyi geceler YENGE
Mert:
İyi geceler:)
Burak:
YENGE DESENE LAAN!
Mert:
İyi geceler yenge:)
Siz:
Size de :)
Mesajı attıktan sonra telefonu kapattım. Biraz olanları düşündüm. Hayatımda küçükken duyduğum hoşlantı dışında başka hiçbir zaman bu duyguyu tatmamıştım.
Küçükken hoşlantı duyduğum kişide. Barıştı.
Oyun arkadaşım..
Bu düşüncelerle beraber uykum geldiği için gözlerimi kapattım.
💜
Perşembe günü
Sabah çalan alarm ile gözlerimi yavaş yavaş araladım.
Elimi yastığın altına attığımda alarmı kapatıp birkaç dakika daha uyudum. Telefonu komidin'in üzerine değilde yastığımın altına katıyorum çünkü sabah yerimden doğrulmaya üşeniyorum.
Birkaç dakika daha uykunun ardından annemin sesi ile uyandım. “Kız İdil! Uyansana kız! Kahvaltı hazır”
Yavaşça doğruldum. Belim ağrıyordu. Yataktan kalktığımda ayağımı yere bastım. Ama çok soğuk.
Bugün ilk iki ders Felsefe, ardından iki ders beden. Beden olduğu için iyiydim. Voleybol oynamayı biliyorum. Kızlarla oynardım. En azından canım sıkılmazdı.
Yatağımdan kalkıp elimi yüzümü yıkamak için banyoya ilerledim. Musluğu açtığımda buz gibi soğuk suyu yüzüme çarptım. Bu iyi gelmişti.
Sonra banyodan çıkıp üstümü giyinmek için odama ilerledim. Beden olduğu için rahat giyinmek istedim.
Giyindikten sonra mutfağa,annemin yanına gittim. Oturmuş kahvaltı yapıyordu. Beni görünce “Günaydıın” dedi gülümseyerek. Ben de ona “Günaydın” diye karşılık verince kahvaltımı yapmaya başladım. Nedense şu sıralar sabah kahvaltı yapıyordum.
Sonunda kahvaltımızı bitirmiş okulun yolunu tutmuştuk. Arabada annemin sevdiği şarkılar çalarken ben de itiraz etmeden şarkıyı dinliyordum.
Biraz zevkimiz benziyordu. Bu yönden iyiydik.
Araba okulun yanındaki kırtasiyenin önünde durduğunda arabadan indim. Diğerleri de beni bekliyordu. Burak koşarak yanıma geldiğinde annem genişçe gülümsedi ve arabadan indi. Burak yanımıza geldiğinde diğerleri de arkalarından geliyordu.
Burak anneme bakarak “Günaydın” dedi. Annem de gülümseyerek karşılık verdiğinde diğerleri de yanımıza gelmişti.
Hepsi aynı anda anneme “Günaydın” dediğinde annemin gülüşü büyüdü. “Günaydın” diyerek karşılık verdikten sonra gözü Barış'a kaydı.
Kısa süre baktıktan sonra bana döndü. “Görüşürüz” diyerek arabaya bindi ve hepimize el salladı. Biz de ona el salladığımız da Burak birden üstüme atladı.
Ben hafif sarsılırken Burak kulağıma eğilip “Sevgiline günaydın demeyecek misin?” diye sordu gülerek. Ben ona şaşkınca bakarken o daha çok güldü.
“İn lan kızın üstünden!” Sinan,Burak'ın kolunu tutup benim üzerimden aldı. Burak hâlâ bana gülerken ben kafamı ağır ağır çevirip Barış'a baktım.
Ama onu yine bana bakarken yakaladım.
Bana bakarken gülümsedi. Ben de ona gülümsedim. Ve okula doğru ilerlemeye başladık.
Sınıfa girdiğimizde sırasında sessizce ve tek başına oturan Zeynep ile karşılaştım. Ben ona bakarken o da kafasını çevirip benimle göz göze geldi.
1-2 saniye öyle baktı. Sonra kulaklığını takıp pencereden dışarıya bakmaya devam etti.
Ben de onu takmayarak sırama doğru ilerleyecektim ki biri sırtıma atladı. İlk başta neye uğradığımı şaşırsamda kafamı çevirip sırtıma atlayan kişiye baktığımda Kumru ile karşılaştım.
Bana gülerek bakıyordu. “Günaydıın” dedi gülümsemeye devam ederken. Ben de ona gülümseyerek bakıp “Günaydın” dedim. Yaren ve Ebru da yanımıza geldiğinde onlara da “Günaydın” dedim.
Yaren dün gelmediği için ona bakıp “Dün gelmemiştin. İyi misin?” diye sordum. O da bana bakıp gülümseyerek “Hastaydım. Ondan” dedi.
“Geçmiş olsun” dediğimde Kumru da sırtımdan inmişti. Ben sırama doğru ilerlerken sınıfa hoca girdi. Erken mi geldi diye düşünerek telefonuma baktım. Saat 08.28 di. Birkaç dakika erken gelmişti.
Ben de zaten ayakta olduğum için kalkmama gerek yoktu. Hoca herkesi oturttuktan sonra Burak'ın sesini duydum.
“‘Allah yok’ derse çarparım”
Ona güldüğümde derse başlamıştık.
💜
Sonunda iki ders bitmişti. Şimdi ders beden di. Hepimiz aşağı indiğimizde hoca bankta oturuyordu. Bazıları da sıraya girmişti.
Bizde sıraya girdiğimizde solumda Barış, sağımda da Burak vardı. Hoca da oturduğu banktan kalkıp bizim önümüzde dikildi.
Rahat. Hazır ol yaptıktan sonra konuşmaya başladı. “Voleybol oynayacaklar gidin top getirin kendinize”
Zaten ayağının altında önceki beden dersi olanlardan kalma futbol topu vardı. Voleybol topu yoktu.
Kumru kendisini göstererek “Ben gideyim mi hocam?” diye sordu. Hoca da kafasını sallayarak “Git bakalım” dedi.
Kumru giderken Burak öne atılıp konuştu. “Kimler voleybol oynayacak?”
Ben, Barış, Sinan, Mert, Yaren, Ebru ve Birkaç kişi daha el kaldırdık. Burak “tamam” diyerek yerine oturdu. Ve hepimiz Kumru'un gelmesini bekledik.
Etrafa baktığımda Zeynep'in olmadığını gördüm.
Kısa süre içinde Kumru'nun merdiveden indiğini gördüm. Burak'a baktığımda Kumruya baktığını ve dudaklarının hafifçe yukarı doğru kıvrıldığını gördüm.
Oğlum bu çocuk kör kütük aşık lan.
Kumru yanımıza geldi. “Eee kimler oynuyor?”
Sorusu ile oynayan kişiler ayağa kalktı. Ve hepimiz sahada yerimizi aldık.
Ben, Barış, Sinan, Mert, Burak ve bir kişi daha bir takım. Karşımızda Kumru, Ebru, Yaren ve üç kişi daha bir takım oldular.
Oyun başladığında servisi ben attım. Valla çok iyi atmıştım.
Servise Kumru karşılık verdi. Sonra pas atarak Yaren, Yaren'de Ebruya, Ebru da bize gönderdi.
Bize geldiğinde Burak karşılık vererek Mert'e attı, Mert de bana attığında topa smaç vurarak karşı takıma attım. Sanırım biraz hızlı atmıştım çünkü elim yanıyordu.
Ama bir sayı almıştık.
Burak bana doğru koşup üstüme atladı. “Harikaydı lan!”
“Eyvallah” diyerek karşılık verdim. Gülerek benden ayrıldı. Üstümden indikten sonra Kumruyu göstererek “Civcivleri sahadan alabilir miyiz lütfen?” dedi.
Kumru sinirle Burak'a bakarken, Burak bundan keyif alarak bize döndü. Topu bir çocuk almaya gitmişti. Neydi bu çocuğun adı ya. Ha Ahmet. Kumru, Ahmet'in elinden topu alıp Burak'ın kafasına sert bir şekilde fırlatmıştı.
Top Burak'ın kafasına geldiğinde, Burak önce arkasını döndü. Sonra “Kim attı lan bunu!?” diye sordu. Kumru hiç birşey olmamış gibi gülerek kendisini gösterdi. “Ben”
Burak bunu beklemiyor olacak ki afalladı. Sonra yerde olan su şişesini alıp Kumruyu kovalamaya başladı. Kumru kaçarken bir yandan da gülüyordu.
Burak da sinirle onu kovalıyordu. “Gel lan buraya çiyan!”
Burak en sonunda kapağını açmış olduğu suyu Kumruya doğru fırlattı. Kumru üstü su olduğu için koşmayı bıraktı.
Bir süre öyle kaldılar. Bu sefer Burak keyifli Kumru ise sinirliydi. Bizde hiçbir şey yapmadan onları izliyorduk.
Kumru bir anda Burak'ın üstüne doğru koşmaya başlayınca bu sefer kaçan Burak oldu.
Onlar birbirlerini kovalarken omuzuma bir el atıldı. Bu Barıştı. Bana baktı. “N'oldu?” diye sorduğumda önce sırıttı sonra nereden getirdiğini bilmediğim suyu başımdan aşağı döktü.
O bana gülerken ben de Sinan'ın kapağını açmış,yeni aldığı suyu tam içecekken elinden aldım ve Barış'ı kovalamaya başladım.
Sana yenisini alırım Sinan.
arış bilerek yavaş koşuyordu. Bunu anlamak zor değildi. Ben de hızlıca Barış'ın kapşonundan tutarak bütün suyu üstüne döktüm.
Bu sefer gülen bendim.
💜
Beden dersi bittiğinde sınıfa çıkmıştık. Susadığım için suyumu içerken Kumru'nun sesi geldi.
“Param çalınmış”
Ona baktığımda cüzdanını sıraya koyduğunu emin olmak için ceplerini kontrol ettiğini gördüm.
Birkaç kişi etrafına toplanmıştı bile. Bazıları da paraları çalınmış mı diye çantalarına, cüzdanlarına bakıyorlardı.
Yanına gittim. “Ne kadar dı?” diye sordum. Kumru bana bakıp “200” diye yanıt verdi.
O sırada da sınıfa Zeynep girdi. Yanımıza gelerek “N'oldu” diye sordu. Diğerleri olayı anlattığında Kumruya baktım. Hâlâ parasını arıyordu.
Zeynep de birşeyi çalınmış mı diye çantasına baktı. Sonra şaşkınlıkla bize döndü. “Benimde param yok”
Sınıfa kim girmiş olabilir ki?
Herkes nedensiz biraz telaş yaparken Zeynep bir fikir ortaya attı. “Bence herkesin çantasına bakalım”
“Neden sınıftan biri yapsın ki?” diye sordu Ahmet. Zeynep ona bakıp “Herşey olabilir” diyerek geçiştirdi.
Sonunda herkes kabul etmişti. Zeynep teker teker herkesin çantasını gezdi. En sonunda bana geldi. “İzin var mı?” diyerek çantayı gösterdi. Kafamı aşağı yukarı salladım.
Sonuçta ben çalmamıştım.
Ama gördüğüm şey ile yerimde kaskatı kesildim. Çantamın küçük cebinden toplam 300 TL çıkmıştı.
Ben şaşkınken Zeynep parayı havaya kaldırdı ve “Hırsız bulundu” dedi.
Herkes bana bakarken ben Barı
ş'a baktım.
Bana güvenen tek oymuş gibi bakıyordu.
____________________________________________
Helllooooo
Burada bitirmek istedim ❤️
Kumru & Burak
Yıldıza basmayı unutmayın 💜
Sonraki bölümde görüşürüz baaaaaay










