Helllooooo yine beeen!
Duyuru:
Öhm öhm bildiğiniz (ya da bilmediğiniz) gibi dün yeni kurgumun ilk bölümünü attım kurgumun adı FERİŞTAH okuyup destek çıkarsanız çok sevinirim şimdiden teşekkürler 💜
Medya=Aleyna tilki -Nasılsın aşkta?
Vote vermeyi unutmayıııın
İyi okumalaaaar 💜
____________________________________________
Şu an nasıl bir haldeydim hiç bilmiyorum ama bundan şikayetçi miydim?
Hayır.
Öyle güzel öpüyordu ki hiç bitmesin istedim. Sanırım annem den sonra ilk defa böyle seviliyorum.
Peki Barıştan hoşlanıyor muydum?
İşte bunun cevabını net olarak ben de bilmiyorum. Ama içimdeki o duyguya herhangi bir ad veremiyorum.
Hoşlantı mı,aşk mı?
Yoksa sadece arkadaş mı?
Düşüncelerimi bir kenara atarak hâlâ beni öpen Barış'a döndüm. Burak da hâlâ sevinç çığlıkları atıyordu. Sonra bir ses geldi kamera sesi. Lan Burak bizi çekiyordu!
Bazen bazı şeyleri umursamamak gerek.
Aynen öyle yaptım. Bizi çekmesini umursamadan, hatta belki Burak'ı saatlerce kovalayıp ona kızacağımı bile umursamadan Barış'ın beni öpmesini hissettim.
Kısa süre sonra benden ayrılmış gözlerimin tam içine bakıyordu. Ben de ona şaşkınca baktığımda bu sefer burnumun ucuna küçük bir öpücük bırakmış beni yere indirmişti.
Burak, sırıtarak yanımıza geldiğinde çektiği fotoğrafı bize gösterdi.

(Aşklaar temsili bir foto bulamadım. Kucağında, bok kursun da ,yanağından öpüyor gibi hayal ediin 💜)
Bir fotoğrafa bir Barış'a baktım. Açıkcası ne tepki vereceğini merak etmiştim.
Fotoğrafa bakarak gülümsedi. Sonra Burak'a bakıp “Bunu bana at” dedi.
Burak kafasını iki yana salladı. “Bence gruba atayım. İlânı aşk olur” dedi ve güldü.
Telefona döndü ama sonra aklına birşey gelmiş gibi bana baktı.“Kız yeng- amaan İdil. Kız sen bizim grupta yoksun” Ona cevap verecekken benim yerime Barış konuştu. “E İdil'i de ekle”
Ayakta beklemek yerine çantaların yanına yere oturdum. Zaten numaram Burak'da vardı. Sadece beni gruba eklemesi gerekiyordu o kadar.
Beni eklemiş olacak ki çantada olan telefonumdan bildirim sesi geldi. Telefonu açıp baktığımda karşımda;
“Burak” adlı kişi sizi “Göklerde kuş gibi, Gö*tlerde bok gibi olanlar” grubuna ekledi.
Grubun adı hoşuma gittiği için güldüm. Burak yanıma oturarak “Neye gülüyon kız?” diye sordu.
Ona “Grubun adını çok düşündün mü?” diye gülerek soru yönelttim. O da benimle beraber güldüğünde kafasını iki yana salladı.
“Gerek kalmadı. G*t arkadaşların olunca insanın aklına herşey gelir” son cümlesini Barış'a bakarak söylemişti. Barış da Burak'ın ensesine silleyi çarparak onu susturdu.
Burak ensesini tutup,yüzüne de üzgün ifade takınarak bana baktı. “Gördün mü? Hep şiddet hep. Bıktım be!”
Valla haklıydı. Hep bu çocuğun ensesine vuruyorlar. Burak az bile dayanmış.
“Bugünlük bu kadar yeter. Şimdi eve gidelim” Barış saate bakarak konuşmuştu. Saat 17.02 idi.
Çantamı da alıp yerimden kalkarak soyunma odasına doğru ilerledim. Çok kısa sürdüğü için terlememiştim.
Üzerimdekileri çıkarıp yine de n'olur n'olmaz deodorant sıktım.
*
Üzerimi de değiştirdikten sonra odadan çıktım. Burak ve Barış çoktan hazır beni bekliyorlardı.
Onların yanına gittikten sonra ilerlemeye başladık.
Bir süre ilerledikten sonra sessizliği Burak'ın sesi böldü. “Park'a gidelim mi? Hadi n'olur n'olur”
Kolumdan tutup beni çekiştirmeye çalıştı. Ona gülerek baktım ve kabul ettim. Benle Burak parka doğru koşarken Barış arkamızdan yürüyerek geliyordu.
Park az da olsa boştu. E haliyle salıncakta. Ben boş salıncaklardan birine otururken Burak da hemen yanımdaki salıncağa oturdu.
Yanımıza doğru yavaş yavaş gelen Barış'a doğru bağırdı Burak“Lan Barış gel salla lan beni!” ben de hızlı sallanmaktan nefret ettiğim için yavaşça kendimi sallıyordum.
Barış yanımıza geldiğinde Burak'ın arkasına geçti. Barış, Burak'ı hızlı hızlı sallarken Burak sevinç çığlıkları atıyordu.
Barış, kendi halinde yavaşça sallanan beni gördüğünde Burak'ı sallamayı bırakıp bana “Seni sallamamı ister misin?” diye sordu.
Burak onu sallamayı bıraktığı için Barış'a söverken, Barış onu umursamayıp sadece bana bakıyordu. Kafamı yavaşça aşağı yukarı salladım. Barış tam arkama geçecekken ona bakıp “Hızlı sallamasan olur mu?” diye sordum.
Hafif bir tebessüm ederek kafasını aşağı yukarı salladı. “Sen merak etme” sesinde güven vardı. Ve sanırım ben ona güveniyordum.
Barış arkama geçip beni yavaş yavaş sallarken Burak hâlâ Barış'a sövmekle meşguldü.
Burak belli sonra susmuştu. Barış da hâlâ beni yavaş yavaş sallıyordu. Park az da olsa azlamıştı. Sadece biz vardık.
Sessizce sallanıyorduk. Ama bu sessizliği Burak bozdu.
♪♬
Nasılsın aşkta?
Gir hadi dünyama,asla korkma
Çılgın, romantik gözü kara olsam da
Her tadı başka
♪♬
Bağırarak şarkı söyleyen Burak'a gülmeden edemedim. Bu çocuk nerede,nasıl eğlenmesi gerektiğini çok iyi biliyordu.
♪♬
Bu nasıl aşk? Bu nasıl yaz
Bu nasıl bir heyecan?
Eskidendi kalbim transparan
Dipteydim, koyuydum, soğuktum yani be
ISINDI KALBİM SENLEYKEN
♪♬
Son kısmı bağırarak söylemesi parka yeni girmiş ve bir banka oturmuş yaşlı amcanın bize dönüp bakmasına neden olmuştu.
Ama tabi Burak bunu umursamadı. Ama bu sefer şarkıyı mırıldanarak söylemeye başladı.
Barış hâlâ beni sallarken Burak bize bakıp “Oğlum yeter yen- amaan İdil'i salladığın. Birazda beni sallasana!” diye isyan edince Barış beni sallamayı bırakmadı.
Burak bu sefer biraz daha bağırdı. “LAN KİME DİYORUM!?” bağırması ile bankta oturan yaşlı amca yine bize döndü. Sonra tekrar önüne döndü.
Amca içinden sövmüyorsa ben de birşey bilmiyom.
Barış, Burak'ın ensesine vurdu. “Oğlum niye bağırıyon? Tamam sallayacağız” dedi ama beni sallamaya devam etti.
Burak dayanamayarak yine bağırdı. “LAN BARIŞ S/ÇARIM AĞZINA! GEL SALLA LAN BENİ!” bankta oturan amcaya baktığımda buraya doğru geldiğini gördüm.
Sıçtık.
Amca yanımıza geldiğinde Burak'ı gösterip “Arkadaşınız mı?” diye sordu. Benle Barış kafamızı yavaşça aşağı yukarı salladık. “Evet”
Amca Burak'a bakıp tekrar bize döndü. Burak'ı işaret edip “Söyleyin ona çok bağırmasın” dedi ve arkasını dönüp ağır ağır gitti.
Amca gider gitmez benle Barış gülme krizine girdik. Burak'da teessüf eder gibi amcanın arkasından bakıyordu. Barışla ben hâlâ gülerken, Burak amcanın arkasından bakmaya devam edip “Ayıp ettin amca” dedi kısık sesle.
Barışla ben nedensiz yere daha çok güldük.
Biz hâlâ gülerken Burak ayaklandı “Hadi gidelim artık. Yeterince rezil oldum zaten” gülmeyi bırakıp çantaları yerden aldık.
Parktan çıktık. Şu an kaldırımda Burak'ın isteği üzerine ilk kimi evine bırakmak için taş-kağıt-makas yapıyorduk.
“Hadi son kez. Taş-kağıt-makas” benle Barış makas yaparken Burak kağıt yapmıştı. Belli oldu ilk Burak'ı eve bırakacaktık.
Burak “Ben kabul etmiyom. Yine yapalım” diyerek itiraz etmeye başladı. Barış kafasını iki yana salladı “Olmaz öyle şey. Hadi yürü”
Burak bıkkın bir şekilde nefes vererek yürümeye başladı.
*
Birkaç dakika sonra Burak'ın evinin önüne geldik. Burak içeri tam girecekken bana bakıp “İyi akşamlar yenge. Oh sonunda be söyledim” diyip gülerek içeri girdi.
Arkasında da şaşkınca ona bakan beni bıraktı. Yenge mi? Barış'a baktığımda Burak'ın arkasından gülerek bakıyordu. Bana baktığında ona kaşları çatık baktığım için sustu. Bu sefer ben gülmeye başladım
“Taş-kağıt-makas?” diyerek sordum. O ise omuzumdan tutup beni yanına aldı. “Hiç gerek yok çünkü seni ben bırakıyorum”
Tam birşey diyecekken işaret parmagını dudağımın üzerine katarak beni susturdu “Sana konuşmayı yasaklıyorum”
Ben kaşlarımı çatarak omuzuna bir tane çarptığımda gülerek “Şaka şaka” dedi. “Ama gerçekten itiraz istemiyorum”
Kafamı salladığımda evime doğru yürümeye başladık.
*
Evimin önüne geldiğimizde ona elimi sallayarak “İyi akşamlar” dedim. O da bana “İyi akşamlar” dedikten sonra içeri girmek için zili çaldım. Arkama baktığımda gitmiş olduğunu düşünmüştüm.
Ama gitmemiş benim eve girmemi bekliyordu.
Kapı açıldığında içeri girdim.kapıyı kapatmadan önce son kez baktığımda bana el sallayarak evimin önünden ayrıldı.
Görmese de arkasından el salladım
Kapıyı kapatıp içeri girdiğimde annemin yemeği hazırladığını gördüm. “Eee günün nasıl geçti?” annem sürahiyi masaya koyarken konuştu.
“İyiydi” diyerek geçiştirdim. Bana inanmamış olacak ki “Hadi hadi yeme beni. Sevgilin miydi o?” diyerek Barış'ı kastetti.
Ama salağa yatarak “Kimden bahsediyorsun?” diye sordum. Annem kafasını yavaş yavaş aşağı yukarı sallayarak “Sen kimden bahsettiğimi çok iyi biliyorsun ama hadi bakalım”
Annemden korkmaya başladım. Maşallah nasıl da herşeyi biliyor. Canım benim.
“Neyse ben üstümü değiştirmeye gidiyorum” diyerek merdivenlere yöneldim. Odama geldiğimde hızlıca üzerimi değiştirip yemeğe indim.
Valla ayı gibi açım.
***
Yemeğimi yedikten sonra yukarı odama çıktım. Yatağa kendimi atıp elime de telefonu aldım.
Gruptan mesajlar gelmişti.
Gruba girerek mesajları okumaya başladım.
“Göklerde kuş gibi, G*tlerde bok gibi olanlar”
Burak:
Lan beyinsizler NERDESİNİZ LAAN!?
Mert:
Noldu yine
Sinan:
Ne var lan
Burak:
Lan Barış nerdesin lan??
Barış:
Burdayım söyle
Burak:
İDİİL NERDESİİN?
Siz:
Buradayım
Burak:
Bilin bakalım bugün nolduuu??
Mert:
Noldu?
Sinan:
Noldu yine
Burak:
Bakıın

(Önceden dediğim gibi düşünün 💜)
Sinan:
LAN!
Mert:
OHA BU GERÇEKMİ?
Burak:
Tabi gerçek olum
Ne sandın
Mert:
Olum keşke orda olsaydım lan
Sinan:
İdil kabul ettin mi?
Sinan'ın sorusu ile düşündüm.
Kabul ettim mi? Edecek miyim?
Çocukluk arkadaşım olan, her seferinde kavga ettiğim, ama sadece onunla iken mutlu olduğum ve sadece onunla oynadığım çocukluk arkadaşımı kabul edecek miyim?
Tekrar gruba girdim
“Göklerde kuş gibi, G*tlerde bok gibi olanlar”
Siz:
Evet
Kabul ettim
__________________________________________
Hellloooo nabeer?
Bu bölümü atıp kaçim dedim. YARIN OKUL VAR
FERİŞTAH adlı yeni kurguma şans verirseniz şimdiden teşekkür ederim ❤️
Sonraki bölümde görüşürüz baaaaaay
Yıldıza basmayı unutma
Kocaman öpücük MUAHH




