Tuna, metal kartı eline alıp birkaç saniye boyunca yazıya baktı.
"Onları saklayamazsınız."
Yazı yeni yazılmıştı. Mürekkep henüz tam kurumamıştı.
Demek ki o kişi...
Saniyeler önce bu koridordaydı.
Tuna kartı cebine koydu ve telsizine uzandı.
"Kimse otelden çıkmayacak."
Koridordaki görevliler aynı anda cevap verdi.
"Emredersiniz."
Tuna merdiven boşluğuna yöneldi. Bir kat aşağı indiğinde hafif bir kapı sesi duydu.
Servis koridoru...
Kapıyı tek hamlede açtı.
Koridor bomboştu.
Sadece yerde devrilmiş bir temizlik arabası vardı.
Arabanın üzerindeki beyaz havlunun arasından küçük siyah bir telefon görünüyordu.
Tuna telefonu eline aldı.
Şifre yoktu.
Ekranda yalnızca tek bir mesaj açıktı.
«"Hedefler hâlâ içeride."»
Gönderen kısmında isim yazmıyordu.
Sadece tek harf vardı.
M
Tuna'nın bakışları sertleşti.
"Mert..."
---
Aynı dakikalarda...
Kıvanç otelin çatısında telefonla konuşuyordu.
"Hayır."
"...Henüz bir şey söylemeyin."
"Annemin haberi olmasın."
Karşı taraftaki kişi uzun uzun konuştuktan sonra Kıvanç derin bir nefes verdi.
"Tamam. Sabah ilk uçakla gelsin."
Telefon kapanır kapanmaz arkasından ayak sesleri duyuldu.
Kıvanç döndü.
Tuna...
Kapıda durmuş, onu izliyordu.
"Kimle konuşuyordun?"
"İş."
"Yalan söyleme."
Kıvanç kaşlarını kaldırdı.
"Ne ima ediyorsun?"
Tuna cebinden telefonu çıkarıp gösterdi.
"İçeride bize bilgi sızdıran biri var."
Kıvanç'ın yüzündeki ifade ciddileşti.
"Bulabildin mi?"
"Henüz değil."
İki kardeş birbirlerine bakarken aralarında görünmez bir gerginlik oluştu.
İkisi de aynı şeyi düşünüyordu.
Hain, dışarıdan biri değildi.
---
Alev uyuyamıyordu.
Pencerenin önüne oturmuş, otelin bahçesini izliyordu.
Gece rüzgârı ağaçları hafifçe sallıyordu.
Tam perdeyi kapatacakken bahçedeki çınar ağacının altında duran siyah giyimli bir adamı gördü.
Adam başını kaldırıp doğrudan onun penceresine baktı.
Yüzü seçilmiyordu.
Ama sağ elini yavaşça kaldırdı.
Avucunda...
Gümüş bir kolye vardı.
Alev'in nefesi kesildi.
"Benim kolyem..."
Adam hafifçe gülümsedi.
Sonra karanlığın içine karıştı.
Alev telaşla kapıyı açıp koridora koştu.
Tam o sırada Tuna merdivenlerden yukarı çıkıyordu.
"Nereye gidiyorsun?"
"Bahçede biri var!"
Tuna hiç vakit kaybetmeden aşağı koştu.
Güvenlik görevlileri de peşine takıldı.
Bahçenin her yeri arandı.
Çalılar...
Otopark...
Arka kapı...
Hiç kimse yoktu.
Görevlilerden biri başını salladı.
"Efendim, kimseyi bulamadık."
Alev şaşkınlıkla etrafına baktı.
"Buradaydı... Yemin ederim buradaydı."
Tuna birkaç saniye sessiz kaldı.
Sonra yerdeki çamurun içinde tek bir ayak izi fark etti.
Eğildi.
İzin hemen yanında küçük bir kâğıt parçası vardı.
Kâğıdı açtı.
İçinde tek satır yazıyordu.
«"Onları korumaya çalışıyorsun ama en büyük tehlike aynı çatı altında."»
Tuna yavaşça başını kaldırdı.
Otelin onlarca penceresi gecenin içinde sessizce parlıyordu.
Birisi...
Onları içeriden izliyordu.
