İçeriğe geç

Tek Çatı Altında Çifte Aşk

Bölüm 12 · 2 dk okuma

Tek Çatı Altında Çifte Aşk

Bölüm 12

Bölüm 12

Gece ilerledikçe otelin üzerindeki kasvet daha da ağırlaştı.

Tuna, kimseye tek kelime etmeden odasına çıktı.

Kapıyı kapatır kapatmaz cebindeki telefonu masaya bıraktı.

Ardından az önce gelen aramayı tekrar dinledi.

"...Yüzük, aileniz için özel üretilmiş."

Bu cümle aklından çıkmıyordu.

Çekmecesini açtı.

İçinden yıllardır boynunda taşıdığı asker künyesini ve eski bir aile fotoğrafını çıkardı.

Fotoğrafın en arkasında, çocukluğunda hiç dikkat etmediği küçük bir ayrıntı vardı.

Babasının sağ elinde...

Aynı yüzük.

Tuna derin bir nefes aldı.

"Demek..."

"Bu iş sandığımdan da büyük."

---

Aynı sırada Alev, avukat Selim'in getirdiği dosyayı açıyordu.

Dosyanın ilk sayfalarında eski tapular, banka kayıtları ve bazı isim listeleri vardı.

Hiçbiri ona bir şey ifade etmiyordu.

Son sayfaya geldiğinde ise küçük bir zarf düştü.

Üzerinde tek cümle yazıyordu.

«"Bunu yalnız kaldığında oku."»

Alev etrafına baktı.

Eftalya banyodaydı.

Zarfı sessizce açtı.

İçinden küçücük bir anahtar çıktı.

Anahtara bağlanmış sararmış bir etikette şu yazıyordu:

7 Numaralı Emanet Dolabı

Başka hiçbir açıklama yoktu.

Tam o anda kapı çalındı.

Alev hızla anahtarı cebine koydu.

Kapıyı açtığında karşısında Kıvanç vardı.

"Eğer müsaitseniz biraz konuşabilir miyiz?"

Alev başını salladı.

"Tabii."

Kıvanç içeri girmedi.

Koridorda kaldı.

"Bugün size sorduğum soruları unutun."

"Neden?"

"Çünkü yanlış yerden araştırıyormuşum."

"Ne demek istiyorsunuz?"

Kıvanç kısa süre sustu.

"Geçmişinizde eksik olan kişi babanız değil."

Alev'in kaşları çatıldı.

"O zaman?"

"...Anneniz."

---

Bu söz Alev'i olduğu yere çiviledi.

"Annem yıllar önce öldü."

"Bundan emin misiniz?"

Alev cevap veremedi.

Çünkü annesinin cenazesini hiç görmemişti.

Çocuktu.

O yıllara dair hatırladığı tek şey duman, bağırışlar ve Eftalya'nın elini sıkıca tutmasıydı.

Kıvanç sessizce uzaklaştı.

Koridorun köşesine dönerken kendi kendine mırıldandı.

"Birileri bütün geçmişi yeniden yazmış."

---

Ertesi sabah...

Otel restoranında kahvaltı hazırlanmıştı.

Masada alışılmadık bir sessizlik vardı.

Nur Hanım neredeyse hiç konuşmuyordu.

Tam çayını alacakken resepsiyon görevlisi telaşla içeri girdi.

"Efendim."

"Ne oldu?" diye sordu Kıvanç.

"Size bir kargo geldi."

"Kime?"

Görevli kutuyu masaya bıraktı.

Üzerinde gönderici yoktu.

Alıcı kısmında yalnızca şu yazıyordu:

Nur Hanım'a.

Kutunun kapağı açıldığında içeriden eski, mekanik bir cep saati çıktı.

Saat durmuştu.

Akreple yelkovan tam 03.17'yi gösteriyordu.

Saatin kapağının iç yüzüne kazınmış tek bir cümle vardı:

«"O gece zamanı burada durdurdun."»

Nur Hanım'ın eli titremeye başladı.

Saat elinden düşüp masaya çarptı.

Tuna bunu fark etti.

"Bu saati tanıyorsun."

Nur Hanım gözlerini kapattı.

"Evet."

"Kimin?"

Kadın cevap vermek üzereydi ki kutunun en altından katlanmış bir kâğıt düştü.

Tuna kâğıdı açtı.

Üzerinde yalnızca bir adres yazıyordu.

Merkez Garı - 7 Numaralı Emanet Dolabı

Alev'in kalbi hızla atmaya başladı.

Çünkü cebindeki küçük anahtarın etiketinde de aynı yazıyordu.

7 Numaralı Emanet Dolabı.

Bunu fark eden tek kişi ise...

Koridorun diğer ucundan sessizce onları izleyen otel müdürüydü.

Kimseye fark ettirmeden cebindeki telefonu çıkardı ve tek satırlık bir mesaj gönderdi:

«"Anahtar hâlâ Alev'de."»

Mesajın iletildiğini gösteren işaret belirir belirmez telefon çaldı.

Karşı taraftaki kişi tek cümle söyledi:

"Artık beklemeyin."

Otel müdürünün yüzü gerildi.

Yavaşça başını kaldırdı.

Bakışları doğrudan Alev'e çevrildi.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.