İçeriğe geç

TEK BAŞINA

Bölüm 8 · 2 dk okuma

TEK BAŞINA

Bölüm 8

BEDEN DERSİ

Cuma gününün son iki dersi beden eğitimiydi. Bütün 12. sınıflar aynı anda kapalı spor salonuna toplanmıştı: 12-A, 12-B ve bizim döküntü 12-C. Salon tam bir hengame alanıydı. Bir tarafta filenin yüksekliğini tartışan kızlar, diğer tarafta parkeyi inleten top sesleri ve soyunma odasının önünde çömelip sigara muhabbeti yapan Piyasa Tayfası.

Arda ile Batu tribünde yanıma çöktü. Batu elindeki çikolatayı kemirirken Arda sahadaki kavgayı işaret etti.

"Bak Lara, dünkü kafedeki muhabbetin rövanşı alınıyor," dedi sırıtarak.

Sahada Efe ve basket takımı ile bizim sınıftaki Berke’nin ekibi 5'e 5 maç yapıyordu. Ama maçtan çok mahalle kavgasına benziyordu. Her pozisyonda bir faul, her faulde ana bacı sövüşmeleri havada uçuşuyordu.

"Lan bacağına basma itin evladı!" diye bağırdı Efe, Berke'nin göğsüne doğru yürüyerek. "Futbol mu oynuyorsun kabile sporu mu?"

Berke parmağını Efe’nin burnuna sokar gibi salladı. "Kes lan sesini! Topa müdahale ettik işte, yavşaklık yapma!"

"Senin ananı..." diye başlayan cümleler, salonda yankılanan düdük sesiyle kesildi. Ama kimsenin bedenci hocayı taktığı falan yoktu.

("Harika amk. İki gram kafa dinleyecektik, beyinsiz ergenlerin horoz dövüşünü izliyoruz.")

Tam o sırada bizim sınıftan Görkem sıranın köşesinde, salondaki gürültüden kaçmak için kulaklığını takmış, kapüşonunu kafasına çekmiş oturuyordu. Berke sinirini alamayıp sahadan dışarı kaçan topa öyle bir hırsla vurdu ki, top güdümlü füze gibi gitti, doğrudan Görkem’in kafasına patladı.

Görkem’in kulaklığı fırladı, kafası arkadaki duvara "tık" diye çarptı.

Salondaki gürültü bir an kesildi. Berke ve ekibi kahkahayı bastı. "Özür dileriz prenses, karanlığına gölge düşürdük!"

Görkem sersemlemiş bir halde burnunu tutarken, ben oturduğum tribünden sakince kalktım. Merdivenleri ağır ağır indim. Sahadaki herkesin gözü bana döndü. Efe bile tartışmayı bırakıp durdu.

Topu ayağımın ucuyla çekip elime aldım. Berke’ye doğru yürüdüm.

"Ne oldu yeni kız? Sen de mi maça gireceksin?" dedi Berke sırıtarak.

("Şu sırıtan dişlerini tek tek toplatmazsam bana da Lara demesinler.")

Hiç cevap vermedim. Elimdeki basketbol topunu bütün gücümle, tam iki metre mesafeden Berke’nin bacak arasına doğru fırlattım.

Top tam hedefe oturdu. Berke’nin gözleri yuvalarından fırladı, sesi kısıldı, dizlerinin üstüne çöktü ve yere kapandı. Sınıftaki bütün erkekler aynı anda "OOF!" diye inleyerek ellerini refleks olarak kasıklarına götürdü.

Berke’nin Piyasa Tayfası’ndan iki kişi üzerime doğru yürüdü. "Lan naptın sen orospu?!"

Efe anında önüme atıldı, kolunu açtı. "Sıkıyorsa bir adım daha atın lan! Sikerim belanızı!"

Arda ve Batu da tribünden koşup yanıma geldi. Bir anda salon 12-A ve 12-C diye ikiye bölündü, herkes birbirinin yakasına yapıştı, küfürler havada uçuştu. Bedenci hoca araya girmeye çalışıyor ama kimse dinlemiyordu.

Ben ise yerdeki Berke’nin tepesine dikildim. Eğilip fısıldadım:

"Sana dün kafede dediklerimi iyi dinlememişsin kanka. Bir dahakine topu kafana fırlatırım, ayağını denk al."

Arkamı dönüp salondan dışarı adımımı attım. Arkamda sövüşen 50 tane erkek ve burnunu tutan Görkem kalmıştı. Bu okulu yakında benim üzerime yapacaklardı, hissediyordum.

Bölüm sonu

1 yorum