İçeriğe geç

TEK BAŞINA

Bölüm 3 · 2 dk okuma

TEK BAŞINA

Bölüm 3

İLK TEMAS

Teneffüs zili çaldığında sınıftaki erkek nüfusu aynı anda ayağa kalktı. Kimi sırasının üstüne oturdu, kimi kapının önüne yığıldı. Hepsinin gözü çaktırmadan bizim sıraya kayıyordu.

( "Sanki belgesel çekiyoruz amk, rahat bırakın da bir nefes alalım.")

Görkem zille birlikte hemen yerinden fırlayıp sınıftan dışarı süzüldü. Çocuğun gölgelerden yürüme çabası gerçekten komikti. Ben de termosumdaki su bitince cebime telefonumu attım, kulaklığımı takıp sıradan kalktım.

Koridora çıktığım an hafif bir fısıltı dalgası başladı. Merdivenlerden kantine indiğimde ise manzara tam bir mahşer alanıydı. 900 erkeğin en az yarısı aynı anda kantine yığılmıştı. Simit kokusu, tost yağı ve yoğun bir erkek parfümü karışımı havayı kaplamıştı.

Sıraya girdiğimde yanıma basketbol takımı kaptanı olduğu her halinden belli olan, uzun boylu bir lavuk yaklaştı. Elinde çevirdiği basketbol topuyla bana doğru sırıttı.

"Selam yeni kız. Sınıfını arıyorsan yanlış yerdesin, burası biraz serttir," dedi kendince karizmatik bir sesle.

Kafamı yavaşça ona doğru çevirdim. Sol elimle gözlüğümü burnumun üstünde hafifçe düzelttim. Suratımda sıfır mimik, ölü bakışlarımla doğrudan gözlerinin içine baktım.

("Burası serttir ne demek amk, Amerikan hapishane dizisinde miyiz? Şovunu sikeyim senin.")

"Kanka aksiyon filmi seçmelerinde değilsin, sıranı bekle," dedim düz ve umursamaz bir sesle.

Çocuk bir an ne diyeceğini bilemeyip öylece kaldı. "Öyle demek istemedim ya... Efe ben bu arada," diye mırıldandı.

"Ben de Lara” dedim ve parayı uzatıp sudan bir yudum aldım. Efe 'tamam abla kızma' der gibi ellerini kaldırıp arkadaşlarının yanına döndü. Arkasından fısıltıların yükseldiğini duydum: "Oğlum kız hiç prim vermiyor lan."

Suyu alıp bahçeye açılan kapıya doğru yürürken, köşedeki karanlık ağaç gölgesinde tek başına duran Görkem'i gördüm. Elinde siyah bir defter vardı ve bir şeyler çiziyordu. Beni görünce yine o karanlık, gizemli bakışını atmaya çalıştı.

Yanından geçerken adımlarımı yavaşlattım. "Görkem, kanka ağacın altında dikileceğine iki dakika güneşe çık da kemiklerin gelişsin amk," dedim ölü bakışlarımı bozmadan.

Görkem’in o gizemli pozu bir anda patladı, ne diyeceğini bilemeyip defterini arkasına sakladı. Bu okulda herkes kendi kafasında bir rol kesiyordu ama benim bu tiyatroyu izlemeye hiç niyetim yoktu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.