İçeriğe geç

TEK BAŞINA

Bölüm 24 · 2 dk okuma

TEK BAŞINA

Bölüm 24

KIRILAN KAPI

Pazartesi sabahı alarm çaldığında parmağımı bile kıpırdatamadım.

Zihnimin üzeri devasa, simsiyah bir sis bulutuyla kaplanmıştı. İlaçların yarattığı o kimyasal ağırlık, hormon dalgalanmaları ve son bir haftadır yaşadığım o insanüstü gerilim birleşmiş, beni yatağın ortasına çivilemişti. Ağır bir depresyon dalgası vücudumdaki bütün organları kurşun gibi ağırlaştırmıştı.

Okula gitmedim. Yatakta doğrulaşacak gücü bile kendimde bulamadım.

Komodinin üzerindeki telefonum gün boyunca durmaksızın titredi. "Arda Arıyor...", "Batu Arıyor...", "Arda: Lara iyi misin? Kapındayım açmıyorsun."

Hiçbirine cevap vermedim. Ekrana bakacak, bir insana laf anlatacak halim yoktu. Telefonu yüzüstü çevirip karanlığa gömüldüm. Pazartesi bitip salı geldiğinde de durum değişmedi. Günler birbirine karıştı. Evin içinde bir hayalet gibi sürükleniyor, perdeyi bile açmıyordum. Ne yemek yiyebiliyordum ne de zihnimdeki o uğultuyu susturabiliyordum.

Çarşamba gecesi saat 02:00 civarı, o kriz yine geldi.

Bu seferki basit bir anksiyete atağı değildi. Göğsümün tam ortasına sanki tonlarca ağırlıkta bir beton blok oturmuş gibiydi. Nefes alamıyordum. Hava ciğerlerime ulaşmıyordu. Banyoya doğru sürüklenirken bacaklarım titredi, koridorun ortasında yere çöktüm. Ellerim titreyerek cebimdeki ilaç kutusunu aramaya çalıştı ama kutu halının üzerine saçıldı.

Gözlerimin önü kararıyordu. Kalbim öyle şiddetle çarpıyordu ki kulaklarımda sadece kendi şahdamarımın güm güm vuran sesi vardı. Yutkunamadım. Boğuluyordumu. Zihnimdeki o karanlık çukur beni tamamen yutmak üzereydi.

Gözlerimi kapatıp nefessizlikle boğuşurken devasa bir ses patladı.

GÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜM!

Çelik sokak kapısı büyük bir gürültüyle yerinden söküldü. Kilit mekanizması patlayarak duvara çarptı, kapının ahşap kasası parça parça etrafa saçıldı.

Görkem içeri daldı.

Karanlık koridorda dondurucu bir rüzgar estirerek saniyeler içinde yanımda belirdi. Gözleri kapıyı kırdığı andaki o yırtıcı öfkeyle doluydu ama yerdeki halimi, nefessizlikle kıvranışımı ve saçılan hapları gördüğü an o öfke yerini katıksız bir dehşete bıraktı.

İnsandışı bir hızla dizlerinin üzerine çöktü. Soğuk, dondurucu elleri hızla omuzlarımı kavradı.

"Lara!" dedi. Sesi ilk defa bu kadar kontrolsüz, ilk defa bu kadar pürüzlü ve panik doluydu. "Lara, bana bak!"

Nefes alamıyordum, konuşacak halim yoktu. Gözlerim kayıyordu.

Görkem beni hızla kucağına çekip sırtımı kendi buz gibi göğsüne yasladı. Sağ elini hızla göğsümün tam ortasına, kalbimin üzerine koydu. Teni dondurucu bir soğukluk yayıyordu ama o temas zihnimdeki o aşırı ısınmış, patlamak üzere olan kriz şalterlerine buz bastı sanki.

"Nefes al," diye gürledi kulağımın dibinde. Sesi bir emir gibi değil, beni o karanlık çukurdan çekip çıkarmak isteyen çaresiz bir haykırış gibiydi. "Nefes al amk, ölüyorsun!"

Görkem diğer eliyle çenemi tutup başımı yukarı kaldırdı. Siyah irisleri gözlerimin tam içine kilitlendi. Buz gibi nefesini doğrudan açık dudaklarıma doğru üfledi. Onun dondurucu aurası ve şahdamarımdaki o aşırı hızlı ritim çarpıştıkça, ciğerlerime ilk defa küçük bir hava dalgası doldu.

Zihnimdeki o kriz dalgası hafifçe kırılırken, sırtım onun buz gibi göğsünde, ellerim ise panikle tişörtünün kumaşına kenetlenmiş bir halde öylece kaldım. Koridorda kırık kapının arasından içeri dolan gece rüzgarı ve ikimizin ağır nefesleri dışında hiçbir ses yoktu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.