İçeriğe geç

TEK BAŞINA

Bölüm 20 · 3 dk okuma

TEK BAŞINA

Bölüm 20

SABAH BARİKATI

Görkem dudaklarıma kilitlendiği an odadaki sıcak su buharı ve buz gibi havanın çarpışması zihnimdeki bütün anksiyete şalterlerini indirdi. Dudaklarının soğukluğu dudaklarımı yakacak kadar keskindi. Bornozun üzerinden belimi kavrayan parmakları etime kenetlenmişti. Yırtıcı bir açlıkla hamle yapacak gibiydi ama tam o noktada, tam sınırın eşiğinde durdu.

Çene kasları kasıldı. Derin, ağır bir hırıltıyla başını geriye çekti. Gözlerindeki o katıksız kızıllık, yerini yavaş yavaş pürüzsüze yakın bir siyaha bıraktı.

"Şimdi değil..." diye fısıldadı. Sesi pürüzlüydü. "Bunu bu haldeyken yaparsam kontrolümü tamamen kaybederim."

Beni yavaşça bıraktı. Dolaptan çıkardığı temiz eşofman takımını yatağın üzerine koydu. Arkasını dönüp pencerenin kenarındaki berjere çekildi. Üzerimi giyinip yatağa girdiğimde zihnimdeki yorgunluk devasa bir dalga gibi çöktü.

Görkem gece boyunca odanın köşesinde, karanlığın içinde dikilerek beni izledi. Gözlerini bir an bile üzerimden çekmedi. Nefes alıp verişimi, şahdamarımın ritmini, uykumda sancıyla kıvranışımı sonuna kadar takip etti. Teni dışarıdan gelen soğuk havayı emerken, varlığı garip bir şekilde uykumu koruyan bir kalkana dönüştü.

Sabah saat 07:30'da telefonumun alarmıyla uyandım. Sancım hafiflemişti. Yatakta doğrulduğumda odada kimse yoktu ama Görkem’in bıraktığı o buz gibi aura hâlâ havada asılı duruyordu.

Giyinip dışarı adım attığımda sokak kapısını açtım. Arda’nın beni alması gerekiyordu ama kapının önündeki manzara tam bir saçmalıktı.

Bizim apartmanın girişindeki dar sokak, belediyenin devasa çöp konteyneri ve yol kenarındaki iki büyük ahşap paletle tamamen kapatılmıştı. Arda sokağın başında durmuş, şaşkınlıkla barier gibi duran çöpe bakıyordu. Bir insanın tek başına o koca metali oraya çekmesi imkansızdı.

"Lara!" diye seslendi Arda sokağın başından. "Ne olmuş buraya amk? Çöp kamyonu falan mı çarptı gece? Buradan geçiş yok, dolanmam lazım."

Sokağın yukarısındaki çatı katının gölgesine gözüm kaydı. Görkem orada, kollarını göğsünde birleştirmiş sakince aşağıyı izliyordu.

("Sırf Arda kapıma kadar gelemesin diye koca konteyneri yola sürüklemiş... Şizo vampir.")

"Boş ver Arda, ben sana doğru yürüyorum!" diye bağırdım. Konteynerin kenarındaki dar boşluktan geçip Arda’nın yanına ulaştım.

Arda hemen yanıma gelip elimi tuttu. Parmaklarını parmaklarımın arasından geçirdi. Sevgili değildik, aramızdaki şeyin adı henüz konmamıştı ama dün bahçedeki kriz anından sonra sınır buharlaşmış, o korumacı yakınlık garip bir boyuta taşınmıştı.

"Daha iyi misin?" dedi Arda gözlerimin içine bakarak. "Dün tuvaletteki halin hiç iyi değildi."

Dün gece odamda yaşanan o kışkırtıcı, tehlikeli anlar zihnimde şerit gibi geçti ama yüzüme en ufak bir renk vermedim. İlaçların ve anksiyetenin bana kazandırdığı en büyük yetenek, içimdeki kaosu dışarıya sıfır mimikle yansıtmaktı.

"Gayet iyiyim Arda," dedim hafifçe gülümseyerek. "Sadece biraz ağrıydı, geçti."

Okul kapısından içeri girdiğimizde bahçe yine her zamanki curcunasıyla bizi karşıladı. Basketbol takımının kaptanı olan Efe, sahanın kenarında elinde topla dikilmiş, Batu ile laflıyordu. Arda ile yan yana, ellerimiz birbirine değerek içeri girdiğimizi görünce Efe topu tek eliyle sıkıp kaşlarını kaldırdı.

"Hayırdır kanka?" dedi Efe bana bakıp hafif alaycı bir gülüşle. "Okulun en mesafeli kızını düşürmüşsün bakıyorum."

"Gevşeme Efe," dedi Arda, adımlarını yavaşlatmadan. "İşine bak sen."

Batu da elindeki poğaçadan bir ısırık alıp araya girdi: "Siz onu bırakın da dün geceki mevzuyu duydunuz mu? Efe'ler dün gece okulun arka bahçesindeki kilitli depoya girmeye çalışmış, kapı kendi kendine sarsılınca altlarına sıçayıp kaçmışlar. Okulda hayalet var muhabbeti dönüyor!"

"Oğlum kapı resmen kendi kendine yerinden sökülüyordu amk, ben niye kaçmayayım?" diye savundu kendini Efe, topu yere vurarak. "Kilitli demir kapı büküldü lan resmen!"

"Millet iyice kafayı yedi," dedi Arda gülerek. "Sizin sınıftaki gotik eleman yetmiyor gibi bir de hayaletimiz eksikti."

Bizim sınıfa doğru yürürken Arda kapının önünde durdu. "Ben kendi sınıfıma geçiyorum Lara, öğle arasında kantindeyiz," deyip yanağımdan öptü ve koridorda ilerledi.

Sınıfa girdiğimde Görkem çoktan sırasına oturmuştu. Siyah kapüşonunu çekmiş, kulaklığını takmıştı. İçeri girdiğimi gördüğü an kulaklığı çıkardı. Bakışları doğrudan bana ve koridordan arkamdan bakmaya devam eden Efe’ye kaydı. Odamdaki o karanlık ve arzulu adam gitmiş, yerine yine her an patlamaya hazır bir yırtıcı gelmişti.

Sırama geçip çantamı bıraktım. Hiçbir şey yaşanmamış gibi, en soğukkanlı halimle fısıldadım:

"Çöp konteynerini yola çekmek mi? Cidden mi Görkem?"

Görkem başını yavaşça bana çevirdi. Sivri dişleri dudaklarının arasından milimlik göründü. "Onun sana o kadar yakın durmasına izin vermeyecektin Lara. Mesafe koymazsan, o konteyner bir dahakine onun arabasının üzerine düşer."

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.