İçeriğe geç

TEK BAŞINA

Bölüm 19 · 3 dk okuma

TEK BAŞINA

Bölüm 19

GECE TEMASI

Gözlerimi açtığıma pişman eden o dehşet krampla uyandım. Karnımın alt kısmına sanki kızgın bir demir saplanmış gibiydi. Yatağımda doğrulmaya çalışırken bacaklarımın arasında beliren o ıslak ve sıcak hisle panikledim.

Sızıntı olmuştu. Hem de berbat bir şekilde. Çarşafın üzerine yayılan lekeyi gördüğümde başımdan aşağı buz gibi sular döküldü.

("Şansımı sikeyim... İlaçlar yüzünden zaten patlamaya hazır bomba gibiydi bünye.")

Sancının şiddetinden inlememek için dudaklarımı ısırdım. Yatağımdan zorlukla kalkıp hızlıca banyoya fırladım. İçerideki koku ve leke yüzünden anksiyetem yine tavan yapmıştı. Hemen üzerimdekileri fırlatıp kendimi sıcak suyun altına attım. Saçlarımı da yıkayıp sıcak suyla kasıklarımı gevşetmeye çalıştım. Buhar bir nebze olsun sancımı hafifletti. Banyodan çıkarken kurulanıp siyah, önü derin V kesim bornozumu üzerime geçirdim. Saçlarımı havluyla sarıp belimdeki kuşağı sıkıca bağladım.

Temiz giysiler almak ve yatak odamdaki o felaketi toplamak için odaya adım attığımda güm diye duraksadım.

Görkem oradaydı.

Odamdaki açık gardrobun önünde durmuş, bana temiz bir pijama takımı ve yeni bir çarşaf arıyordu. Kanlı çarşafı yatağın kenarına çoktan toplamıştı bile. Banyodan yükselen sıcak su buharı, şampuan kokusu ve tenimdeki taze kan kokusu odaya yayıldığında havadaki gerilim bir anda katlandı.

"Görkem?" dedim, sesim duşun etkisiyle hafif pürüzlü ve kısıktı. "Ne yapıyorsun burada?"

Görkem elindeki çarşafla yavaşça bana doğru döndü.

Gözleri... Simsiyah olmuştu. İrisleri tamamen kaybolmuş, o yırtıcı karanlık gözlerini kaplamıştı. Bakışları bornozun açıkta bıraktığı ıslak boynuma, saçlarımdan süzülüp şakaklarıma akan su damlalarına ve bornozun göğüs kısmına kaydı. Çene kasları gerilmiş, soluk alıp vermeyen göğsü kilitlenmişti.

Elindeki çarşafı yere bıraktı. Aramızdaki mesafeyi tek bir insandışı akıcılıkla kapattı. Saniyeler içinde tam önümde belirdi.

Teni dondurucu bir soğukluk yayıyordu ama odadaki atmosfer o kadar sıcaktı ki, aradaki tezatlık nefesimi kesti.

"Odayı ve yatağı temizleyecektim..." dedi Görkem. Sesi öyle derin, öyle boğuk bir hırıltıyla çıktı ki içimdeki bütün teller titredi. "Ama kokun... Tenin, nefesin... Her şeyin çok sıcak."

Geri adım atmaya çalıştım ama sırtım gardrobun ahşap kapağına çarptı.

Görkem sağ elini kaldırıp başımın yanındaki ahşap kapağa dayadı. Soğuk parmaklarının ucu çeneme dokundu. Yavaşça kafamı yukarı kaldırdı. Bakışları doğrudan dudaklarıma kilitlenmişti.

"Ne yapıyorsun?" dedim. Sesimdeki o titremeyi engelleyemedim. Korku değildi bu; içimi kaplayan garip, yırtıcı bir çekim ve tehlikeli bir heyecan dalgasıydı.

Görkem öne doğru eğildi. Yüzü yüzüme o kadar yaklaştı ki, burnunun ucu yanağıma hafifçe sürttü. Şakaklarımdan aşağı, boynumun tam şahdamarı üzerine doğru yavaşça indi. Dudakları boynumun hemen üzerindeki sıcak deriye dokunduğunda vücudumdan dev bir elektrik akımı geçti. Bornozun altındaki tenim ürperdi, istemsizce derin bir nefes aldım.

Sivri dişlerinin ucunun boynumdaki deriye hafifçe bastırdığını hissediyordum. Canımı acıtmıyordu; aksine kışkırtıcı, tehlikeli bir baskı uyguluyordu.

"Kokun çıldırtıyor Lara," dedi boynuma doğru fısıldayarak. Buz gibi dudakları derimde iz bırakırken bir eli belime kaydı. Bornozun kumaşı üzerinden belimi sıkıca kavradı ve beni tamamen kendi buz gibi bedenine yapıştırdı. "Seni burada, şu an tamamen tüketebilirim."

Nefesim tıkandı. Ellerim kendiliğinden kalkıp onun o dondurucu soğukluktaki sert göğsüne dayandı. Onu itmem gerekiyordu ama parmaklarım tişörtünün kumaşına kenetlendi.

"Tüket o zaman..." diye fısıldadım, gözlerinin içine dik dik bakarak. "Durmanı söyleyen oldu mu?"

Görkem’in gözlerinde çakan o karanlık arzuyu gördüm. Belimdeki tutuşunu daha da sertleştirdi, başını kaldırıp doğrudan dudaklarıma kilitlendi. Aramızdaki o tehlikeli çizgi tamamen buharlaşmak üzereydi.

Bölüm sonu

2 yorum