İçeriğe geç

TEK BAŞINA

Bölüm 14 · 3 dk okuma

TEK BAŞINA

Bölüm 14

GECE BASKINI

Okul çıkışı Arda beni yine eve kadar bıraktı. Apartmanın önüne geldiğimizde hava kararmıştı bile. Arda elimi bırakmadan önce yüzüme düşen bir tutam saçı kulağımın arkasına itti.

"Bu gece bir şey olursa ya da o kriz hissi yine gelirse anında ara beni, tamam mı?" dedi. Gözlerindeki o katıksız endişe içimi ısıtıyordu.

"Ararım," dedim hafifçe gülümseyip. "Merak etme, iyiyim ben."

Vedalaşıp eve çıktım. Kapıyı kilitler kilitlemez içimdeki o huzurlu an anında uçup gitti. Çünkü salona attığım ilk adımda, evin içindeki havanın dondurucu derecede soğuk olduğunu fark ettim.

Kombinin derecesi aynıydı ama salonda resmen nefesim buğulanıyordu.

İlaç kutumdan anksiyete hapımı çıkarıp mutfakta suyla yuttum. Kalbim ritmini artırmaya başlamıştı bile. Salona geri döndüğümde, ışığı açmama bile fırsat kalmadan arkamdan o pürüzsüz, soğuk ses duyuldu.

"Onun elini tuttun."

Aniden arkama döndüm. Görkem salondaki tekli koltukta oturuyordu. Bacak bacak üstüne atmış, karanlığın içinden bana bakıyordu. Evin kapısı kilitliydi, camlar kapalıydı ama çocuk bir şekilde içeri girmişti.

("Ulan kapıyı kilitlesek balkondan giriyorsun, balkonu kapatsak bacadan mı giriyorsun amk? Hayalet misin mübarek?")

"Sen benim evime nasıl girdin lan?!" diye çıkıştım, sesimin titrememesine gayret ederek. "Yetmedi mi dünkü şovun? Defol git evimden!"

Görkem koltuktan yavaşça kalktı. O kadar insandışı bir akıcılıkla hareket ediyordu ki, tek bir ayak sesi bile duyulmuyordu. Aramızdaki mesafeyi saniyeler içinde kapattı. Teni her zamankinden daha kireç gibiydi ve gözleri adeta simsiyah bir kuyu gibi derinleşmişti.

"Seni uyardım Lara," dedi. Sesi bir fısıltıdan farksızdı ama salondaki gürültülü sessizliği yarıp geçiyordu. "O çocuğun sana dokunmasına izin verme dedim. Ama sen bahçede sırf bana nispet yapmak için onun elini tuttun."

"Sana nispet falan yapmadım ben!" dedim geriye doğru bir adım atarak. Ama arkamdaki duvara tosladım. "Arda benim yanımda olan tek kişi! Sen kim oluyorsun da benim hayatıma, kimi seveceğime ya da kimin elini tutacağıma karışıyorsun?"

Görkem sağ elini kaldırıp hızla başımın yanındaki duvara vurdu. Duvar öyle bir sarsıldı ki üzerimizdeki sıva tozları aşağı döküldü. Yüzünü yüzüme o kadar yaklaştırdı ki, dudaklarının arasından beliren o sivri kanat dişlerini açıkça görebiliyordum.

"Sen benim yanımda oturuyorsun," dedi hırlayarak. "Senin kokunu iki aydır her gün çekiyorum. O sıradan, ezik insanın kokusu senin üzerine sindiğinde çıldırıyorum anlamıyor musun?"

"Ben senin malın değilim Görkem!" diye bağırdım. Göğsüm hızla naik kalkıyordu, anksiyete krizim yine kapıyı zorluyordu ama bu sefer korkudan çok öfke basıyordu. "Ne olduğun umurumda değil! İstediğin kadar dişini göster, istediğin kadar duvarları kır! Ben Arda'dan uzak durmayacağım. O bana iyi geliyor, sen ise sadece bir kabussun."

Görkem’in gözlerinde çakan o kızıl şimşeği gördüm. Bir anlığına kontrolünü tamamen kaybetti. Soğuk ve sert parmaklarıyla aniden çenemi kavradı. Tırnakları etime batsa da pes etmedim, doğrudan gözlerinin içine dik dik baktım.

"Onu öldürmem ne kadar sürer sanıyorsun?" diye fısıldadı kulağıma doğru. "O çok güvendiğin Arda'nın kalbini saniyeler içinde söküp atabilirim. Sana iyi gelmesi, benim elimden kurtulabileceği anlamına gelmez."

Çenemi elinden kurtarmak için kafamı geriye çektim. "Eğer Arda’ya tek bir zarar verirsen... Yemin ederim Görkem, beni öldürmek zorunda kalırsın. Çünkü seni bütün kasabaya, bütün okula rezil ederim. Ne olduğunu herkese anlatırım!"

Görkem donup kaldı. Yüzümdeki o korkusuz ve kararlı ifade onu bir anlığına afallatmıştı. Elini yavaşça çenemden çekti.

"Bana meydan okuyorsun," dedi, sesinde garip, tekinsiz bir hayranlık belirdi.

"Meydan okumuyorum, sınır çiziyorum," dedim soluk soluğa. "Şimdi evimden defol."

Görkem bir adım geri çekildi. Üst dudağını hafifçe kıvırıp o sivri dişlerini tekrar sakladı. "Arda’yı korumak için kendini ateşe atıyorsun Lara. Ama unutma... Karanlık çöktüğünde seni o çocuk değil, sadece ben koruyabilirim."

Sözleri bittiği an, arkasını dönüp salonun kapısına bile yürümeden göz açıp kapayıncaya kadar pencereden dışarı süzüldü ve gecenin içinde kayboldu.

Duvara yaslanıp yere doğru kaydım. Ellerim tir tir titriyordu. Salondaki soğuk yavaş yavaş kırılırken ilaçların uyuşukluğu tekrar bünyeme yayıldı.

("Siktir... İşler iyice çığırından çıktı amk. Görkem kafayı Arda'ya taktı ve ben Arda'yı korumak için devasa bir yaratıkla savaşa girdim.")

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.