İçeriğe geç

TEK BAŞINA

Bölüm 10 · 3 dk okuma

TEK BAŞINA

Bölüm 10

ZİHİNSEL ENKAZ

Görkem’in sınıftan o yırtıcı gibi fırlayıp gitmesinin üzerinden iki gün geçmişti ve çocuk okula gelmemişti. Sırası boştu. Ama benim kafamın içi, o boş sıradan çok daha büyük bir gürültüyle doluydu.

Okul çıkışı Arda ve Batu’nun "Kafeye geleceksin değil mi?" ısrarlarını "İşim var" diyerek geçiştirip kestirmeden eve yürüdüm. Kasabanın o basık, nemli ve soğuk Kasım havası iliklerime kadar işliyordu.

Anahtarı kilitte iki tur çevirip 2+1 dairemin kapısını açtığımda beni her zamanki o ağır sessizlik karşıladı.

Burası benim sığınağımdı. Ya da daha doğru bir tabirle, annemin vicdanını rahatlatmak için bana tahsis ettiği bir hapishane.

Annemle ilişkimiz tam olarak bir "finansal anlaşma"dan ibaretti. Benimle aynı çatı altında yaşayıp o bitmek bilmeyen anksiyete krizlerime, odama kapanmalarıma ve ruhsuz hallerime katlanmak istemediği için, 12. sınıfa geçerken bu evi tutmuştu. Kendi konforu bozulmasın diye ayın birinde hesabıma yüklüce bir para yatırıyor, haftada bir "Hayatta mısın?" mesajı atıyor ve görevini tamamlamış bir ebeveyn huzuruyla hayatına devam ediyordu. Ben de onun o yüzeysel dünyasından uzak olduğum için halime şükrediyordum.

Salona geçip çantamı yere bıraktım. Mutfağa geçip bir bardak su aldım ve hemen ardından salondaki sehpanın üzerinde duran plastik ilaç kutuma uzandım.

Antidepresanlarım ve anksiyete haplarım... Günün bu saatleri, ilacın etkisinin geçmeye başladığı ve zihnimin kendi kendimi yemeye başladığı o tehlikeli aralıktı. İki tane hapı ağzıma atıp suyla yuttum. Koltuğa çöküp sırtımı duvara dayadım.

("Şimdi sakin ol amk. Yine o saçma panik ataklardan biri mi geliyor, yoksa ben gerçekten akıl sağlığımı kaybetmeye mi başladım?")

Zihnimdeki travma çekmeceleri yavaşça açılmaya başlamıştı bile. Küçükken karanlıkta kaldığımda başlayan o nefes darlığı, ortaokulda geçirdiğim ilk ağır panik atağın o felç edici hissi ve doktorların koyduğu teşhisler... Yıllardır gerçeklikle bağımı koparmamak için bu haplara tutunuyordum. Zihnim bana sık sık oyunlar oynardı; sesleri fazla duyar, tehditleri olduğundan büyük algılardım. Anksiyete dedikleri şey tam olarak buydu: Karada dururken boğuluyormuş gibi hissetmek.

Peki ya Görkem?

Kendi zihinsel döküntülerimle boğuşurken, Görkem olayını mantıklı bir yere oturtmaya çalışıyordum.

("Tamam, anksiyetem var, beynim kimyasal olarak arızalı olabilir ama ben süzme salak değilim amk. Gördüğüm şey bir halüsinasyon değildi.")

Kendi kendime deliller sıralamaya başladım: Bir: Çocuk buz gibi. İlacın etkisiyle elim ayağım titrerken bile onun gibi soğuk bir cilde rastlamadım. İki: İki aydır bir kere bile yemek yemedi. O mataradaki sıvı vişne suyu falan değildi, kokusu resmen demir gibiydi. Üç: O gündüz vakti bahçedeki inanılmaz hızlı hareketi... Ve son olarak; o kan damlasını gördüğündeki o dehşet verici dönüşüm. O sivri dişler, büyüyen göz bebekleri...

"Vampir..." diye fısıldadım boş salona doğru. Kelime ağzımdan çıkarken kulağa o kadar absürt, o kadar ergen dizisi gibi geliyordu ki kendi kendime acı bir tebessüm ettim.

("Ulan beynim, bana oyun oynayacaksan daha yaratıcı bir şey bulsaydın. Vampir ne amk? Twilight setinde miyiz? Ama ya gerçekten öyleyse?")

Pencerenin kenarına yaklaşıp perdeyi hafifçe araladım. Kasabanın sokak lambaları sönük bir sarılıkla sokağı aydınlatıyordu. Dışarıdaki soğuk rüzgar camı tıkırdatıyordu.

Eğer Görkem gerçekten düşündüğüm şeyse... Bu kasaba, bu okul ve en önemlisi o çocukla yan yana oturuyor olmam devasa bir tehlikeydi. Ama işin garibi, içimdeki o kronik depresyon ve anksiyete yüzünden korkudan titremem gerekirken, garip bir kabulleniş içindeydim. Zaten hayatım yeterince bir kabustu, yanımda oturan çocuğun bir kan emici olması bu kaosu sadece biraz daha renkli kılıyordu.

Haplar yavaş yavaş kanıma karışırken gözlerimin ağırlaştığını hissettim. Koltukta kıvrılıp tavana baktım.

("Gelsin bakalım pazartesi... Eğer o sıraya tekrar oturursa, bu sefer o Gotik pozlarının arkasındaki yaratıkla lafı uzatmadan açık açık konuşacağım. Ya beni yiyecek, ya da bana ne bok olduğunu anlatacak.")

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.