Lee minho'dan
Hastaneden çıkalı iki gün olmuştu. Şimdi yatağımda uzanmış telefona bakıyordum. Jisung da evin içinde ordan oraya kosturuyo işlerini hallediyor bide üstüne yemek ve temizlik yapıyordu. Tabikide onun üstüne bu kadar yük bırakmak istemiyordum ama ne zaman yardim etmeye çalışsam beni zorla vazgeciriyo sürekli yatıp dinlenmemi soyluyordu.
Yaram ağrı kesicilerinde etkisiyle eskisinden daha iyiydi. Abartilicak bir şeyim yoktu ama jisung deveyi pire yapiyordu işte.
Onun bu tatlı çabaları çok güzeldi. Etrafta koşturup bana ebeveyinim gibi davranmasi bazen komik görünüyordu. Telaşlı küçük bir sincap gibi...
İnternette gezerken karşıma sürekli stayin ve insanların yaptığı videolar çıkıyordu. Vuruldugum anın farklı açılardan bir sürü fotoğraf ve videosu vardı. Blurlu veya blursuz bu görüntülerin paylaşılması rahatsız ediciydi. Ama stayide anlayabiliyordum. Çok endiselenmis olmaliydilar.
Saldırgan hakkında tonlarca teori vardı. Bazı insanlar sadece bir anti derken bazıları bir polis edasıyla şüpheliler listesi yapıyordu.
Ben polis tarafindaydim. Bunu bir antinin yapacağını sanmiyordum. Bu konuyu üyelerle defalarca konuşmuştuk ama yinede fikrim değişmemişti.
Ben telefonda gezinirken odanın kapısında jisung belirdi. Dağınık saçları, dizlerine kadar gelen gri şortu, siyah baskılı tişörtü ile sokakta görseniz idol olduğunu anlamazdiniz.
Nefes nefese kalmıştı kesin buraya kadar koşmuştu.
-cocuklar gelicekmis bu akşam. Yani zaten akşam ama anladın sen birkaç saat sonra işte. Chan hyung konusucaklarim var dedi.
Yatakta sırtımı diklestirerek oturdum.
-saldiriyla alakalı olabilir mi?
-bilmiyorum hyung. Belkide. Sesi ciddi geliyordu önemli bı konu olmalı.
Başımı salladım. Tam dönüp gidicegi sırada sormaktan biktigim soruyu sordum.
-jisung yapabileceğim bir şey var mı?
Ve duymaktan biktigim o cevap.
-orda kal ve dinlen yeterli.
-yorgun değilim, bir yerim agrimiyo, iyiyim ben birak yardım ediyim sana. Cok yoruluyorsun tek başına.
Omuz silkti.
-yoruldugumu kim söyledi. Gayet enerjigim. Ayrıca şu an beni burda tutarak bana yardım etmiyorsun aksine işimi zorlastiriyorsun. Daha akşam çocuklar gelicegi için yemek yapicam.
-bari yemek yapmana yardım ediyim bu diğer işlerden daha kolay.
Bana göz devirdikten sonra odaya girdi, kapının arkasındaki anahtarı aldı ve bana son kez bakıp kapıyı yüzüme kapadı. Tam ne yaptığını sorucaklen kilit sesi geldi.
Bu bir şaka olmalı.
-ne yani sırf sana yardım etmiyim diye beni odama mi kilitledin.
Yaptığı şeyle ağzım açık kalmıştı.
-hehe aynen öyle. Ama yardım etme diye değil. Tam tersi orda kayıp yardimci ol diye.
-neden böyle yapiyorsun gelsem ne olucakki?
İç çektiğini burdan bile duyabiliyordum.
-sen etrafta dolanıp iş yaparken benim aklım sende olur ve kendi işime odalanamam. Aklim sende kalır anlıyor musun hyung?
Benim için çok fazla hatta gereksiz fazla endişeleniyordu. Aslında çok tatlıydı. Ama beni odama kilitlenmesi işin rengini değiştirmişti.
-jisung eğer kapıyı acmassan polisi ariycam.
-ne diyceksin? Ev arkadaşım sırf başıma bir şey gelmesin diye beni odama, dinlenmem için kilitledi, kapıyı acmiyo mu diyceksin?
Bunu diyemezdim tabi. Polisler telefonu yüzume kapatirdi. Zaten polisi aramak gibi bir niyetimde yoktu.
-off ne zaman acicaksin peki?
-himm. İşlerim bittiğinde olabilir.
-ne zaman biter?
-sen beni oyalamaya devam edersen hiç bir zaman.
Ve adım seslerini duydum. Birkaç kez daha arkasından seslenmistim ama hiç cevap alamadım.coktan mutfakta işe koyuldugunu ve gerçektende kapıyı acmiycagini anladığımda seslenmeyi bırakıp kendimi oylamak için bir şeyler aradım. Yapabileceğim tek şey birşeyler izlemekti...
-----------
Han jisung'dan
Saatlerimi mutfakta yemek hazilayarak geçirdim. İsim bittiğinde minhoya söz verdigim gibi odanın kapısını açmak için mutfaktan çıktım.
Kapının önüne geldiğimde kilidi açıp kapı kolunu indirdim. Yüzümde haylaz bir gülümseme vardı. Bu halime sinir olucagini biliyordum.
-sonunda işlerini bitirdin mi?
Yattığı yerden sordu. Saatlerdir yatmaktan mayismis görünüyordu. Tabi can sıkıntısindan da olabilirdi...
Başımı sallayarak onayladım.
-bitti. Çocuklarda birazda gelir.
-yani artık özgür müyüm?
-evet Lee minho özgürsünüz. Ev sinirlari içersinde istediğiniz yere gidebilirsiniz.
Bana sen ciddimisin der gibi alaycı bir bakış attı.
Yavaş hareketlerle yattigi yerden kalktı ve eklemlerini açmak için biraz gerindi. Neden hareketleri kedi gibi?!
Minho odadan çıkarken bende salona ilerledim. Etrafi sabah toplamistim. Koltuklardan birine kendimi atıp beklemeye başladım.
Minho haklıydı bu kadar işi bu kadar hızlı yapmaya alışık değildim. Normalde evde işleri sırayla ve paylasarak yapardık bu yüzden ikimizde yorulmazdik. Şimdiyse kesinlikle yorulmuştum ama caktirmamaliydim.
Eğer yorulduğumu fark ederse beni dinlemez zorla bana yardım ederdi. Ya hareket halindeyken yarasına bir şey olursa ya başına bir şey gelirse diye korkuyordum. Bu yüzden gece uyku vakti gelene kadar belli ermemeliydim.
Çok zaman geçmeden çocuklarda gelmişti. Hepimiz salonda toplandığımizda önce yemek yemeye karar verdik. Chan hyung ne soyliycekse önemli olmalıydı çünkü geldiğinden beri gergin bir hali vardı.
Yemekleri yedikten sonra seungminle bulaşıkları da halledip salona diğerlerinin yanına geldik. Minho hemen karşımda oturuyor, chana çatık kaslar ve şüpheci bakışlarla bakıyordu. Bir sorun olduğunu o da anlamış olmalıydı.
-cocuklar... Saldırıyı yapan kişi bulunmuş.
Bu iyi haberdi ama neden sesi bu kadar rahatsız geliyordu.
-bu iyi haber dimi?
Jeonginde benimle aynı şeyi düşünmüştü.
-sayilir...
-kim olduğunu bildigimize göre hemen şikayetçi olup dava açalım.
Changbin hyungun dedikleri en mantiklisiydi.
-maalesef yapamayız.
-yeter Chan sorun neyse söyle artık. Kaçamak cevaplar vermeyi kes. Neden şikayetçi olamayız?
Minhoda gerilmiş ve sinirlenmişti. Kesinlikle bir sorun vardı.
-sikayetci olmayız çünkü şu an öyle biri yok.
Ne yani bu nedemekti? Kim olduğunu bildiğimizi söyledi. Bulundugunu söyledi. Nasıl öyle biri olamzdi.
Hepimizin aklında aynı sorular dönerken cevaplamak istercesine devam etti Chan hyung.
-saldirga intihar etmiş çocuklar.
-neden?!
Felixin isyanı çok haklıydı.
-saldirgan yoon-shi adında bir kadınmış. Hepimizin sandığı aksine anti değil stay mis. Sa-
-ne neden bir stay böyle bir şey yapsin!
-Sakın ol han anlatıyorum. Bende öğrenince çok şaşırdım. Kadın uzun zamandır bizi dinliyormuş ama takıntılı hastanın tekiymis. Ona ait odanın ve bazı eşyaların fotoğraflarını gösterdi polisler. Minhoya karsi çok büyük bir takıntısı varmış. Hatta hastalık derecesinde...
Şok üstüne şok geciriyorum. Hedef benim. Vurulan minho. Takıntili olduğu kişi de minho. Ne biçim bi denklem bu.
-evet kulağa saçma geliyo. Ama hani hedef almasının sebebi minhoyu kiskanmasiymis.
-E SUSUYUM DİYORUM AMA YUH ARTİK SEN BENLE DALGAMİ GECİYOSUN CHAN HYUNG BU NASİL İŞ!!
bendede sabır bir yere kadar dimi.
-sen ve minhonun yakınlığına dayanamadığıni ve kiskandigini yazmış intihar notuna. Dedim ya hastalık derecesinde takintiliymis. Sen yerine minhonun vuruldugunu fark edince kaçıp gitmiş. Dun gece de yanlışlıkla minhoyu vurduğu için vicdan azabindan kendi canına kiymis.
-peki silahı içeri nasıl soktu. Bunuda yazmismi nota?
Ben hala olayın mantığını kavrayamamıştim. Sırf minhoya yakın olduğum için az kalsın oldurulucektim. Ben soktayken diğerleri daha teknik konulara geçmişti bile. Herşeyin üstüne bide, duyduklarını nasıl bu kadar hızlı kabullendiklerine şaşırdım.
-onu bizde bilmiyoruz. Aynı soruyu polise bizzat sordum ama kadını olay yerinde çeken bir tane bile kamera yok.
-o zaman neye dayanarak saldırganın o olduğuna inanıyoruz?
Minhonun ne demeye çalıştığını anlamadım.
-ölmeden önce yazdigi notta herşeyi itiraf etmiş. Polis bunu yeterli bir kanıt olarak degerlendirdi.
Kısa bir sessizlik oldu. Hepimiz duyduklarımizi sindrmeye çalışıyorduk. Gerçi ben bunların şokundan zor cikicak gibiydim.
Jeongin sessizliği bozdu.
-peki şimdi ne olucak?
-sirket bu konu hakkında bir açıklama yapicak mi Chris?
Seungminin dediğini yapmalıydik. İnsanlara açıklama yapmamız gerekiyordu fakat böyle bir olayin nasıl tepki topliycagi da tartisilirdi.
-aciklama işi sirkette olucak. Tehlike ortadan kalktığı için programımıza kalan yerden devam edicez. Gittiğimiz yerlerde röportajlarda sorulan soruları cavalamamiz için bize senaryolar verilicek. Onlara uygun cevaplar vericez.
Hepimiz onaylar miriltilar çıkarırken hyunjin önemli bir soru daha sordu.
-peki minho hyung? Programımıza göre bu cumartesi yarışmaya katilicaz. Gösteri sergilememiz gerek. Bizimle katılabilecek mi?
Chan hyung tabikide bunuda düşünüp halletmisti.
-bizimle yarışma alanına gelicek ama kareografiye katilmiycak. Yarası hala taze sayilir şu an performans sergilemesi riskli. En iyisi röportaj ve ödül kısımlarında bize katılmak minho.
Minhoya baktığımda sıkkın bir şekilde nefes vererek başını salladı. Bu durumun onu uzdugu çok belliydi.
-peki benim bölümümu kim soyliycek?
-eger isterse hyunjin yada ben alabilirim. Zaten büyük kısmı nakarak olduğu için çok çalışmamız gerekmiyo.
Hyunjin biraz düşündükten sonra cevap verdi.
-bence sen al hyung. Ben söylersem adil olmaz zaten son kısım bende.
Chan hyung başını onayalr şekilde salladı ve bu sorunuda böyle çözmüş olduk.
Böyle bakınca tüm sorunlar cozulmustu. Yinede içimde kötü bir his vardı. Geçmesini umarak ortaya bir soru attım.
-Yani artık tehlike tamamen geçti mi?
Kimse doğru düzgün bir cevap vermemişti. Hepimiz yaşadıklarımız yüzünden son zamanlarda tetikteydik, her an birşeyler olucamis gibi hissediyorduk. Bu his peşimizi birakmiycam gibiydi. Chan hyung soemu cevapladi fakat kendi cevabına o bile inanmıyordu.
-evet. Tehlike geçti. Artık rahatlayabiliriz...
---------------
Sen öyle san channn...
Umarım begenmissinizdir son bölümler biraz sakin ve boş geçti farkındayım ama bundan sonraki bölümlerde tekrar kaos başlıyor...
İyi okumalar canlarimmm...>

