İçeriğe geç

Tehlike/MİNSUNG

Bölüm 4 · 6 dk okuma

Tehlike/MİNSUNG

Bölüm 4

Hayal kırıklığı

Han jisung'tan

Kafayı yemek üzereyim. Saatlerdir hastanedeydik. Ameliyathane in onunden bir saniye bile ayrılmamış birinin çıkıp iyi bir haber vermesini beklemiştim. Ama bu bekleyiste sanki zaman geçmiyordu. Minho vurulduğu an zaman donmuştu. O gelene kadar da devam etmiycekti.

Kollarımın arasinda gozlerinin kapanışını izledim. Elimden hiç bir şey gelmedi. Pantolunum ve üstüm, ellerim ve yüzüm. Heryerime kanı bulasmisti. Benim için atmıştı kendini o kursunun önüne. Belki daha dikkatli olsaydım ve silahı ben fark etseydim o zaman kimse zarar görmezdi. Kacabilirdik. Ama yapamamistim.

Yapabildiğim tek şey o soğuk koridorda saatlerce üzerimde kurumuş kanıyla oturup onu düşünmekti. İlk başta çok ağlamıştım. Şimdiyse gücüm kalmamıştı. Boş boş yeri izliyor tek kelime etmiyordum.

Arada Chan hyung gelip bir şeyler soruyordu. Yemek ister misin. İstersen eve dön. Şu getiriyimmi fln.

Minho içerde acı cekerken ben nasıl kendimi dusunebilirdim ki. Ne denli bir bencillik olur du bu.

Bu yüzden gitmedim. Yanima gelenler boş tesellilerde bulundular. Hatta bir ara personellerden birinin üyelerle konuşurken şokta olduğumu söylediğini duydum.

Hayır şokta değildim aksine herşeyin farkındaydım. Sadece su an yapmak istedigim son şey bunları düşünmekti. Bir tek minhoyu görmek istiyordum. Saatler önce kucağından onu alıp ambulansa goturmuslerdi. Onu hiç bırakmak istemedim. Seungmin beni sakinleştirmeye çalışmıştı. Sarılıp yanımda durdu. Ama onun sarilisi gibi değildi. Şimdiden özlemiştim minhoyu.

---------

/yazar bakış açısı/

Bembeyaz, soğuk koridorda onca insan vardı fakat tek kelime çıkmıyordu agizlarindan. Herkes soktaydi. Kimsenin aklına bu sabha kalktiklarin biyke bir şey yasanacagi gelmemisti sonuçta.

Changbin gozlerini saatlerdir aynı sandalyede oturan jisung'a çevirdi. Yıkılmış gorunuyordu. Onun için çok üzgündü. Minho için... Üyeler için... Stay için.... Herşey için üzgündü. Ama minho kucaginda yatarken Han'ın ona bakışlarına görmek hepsinden acıydı.

Üzüntüsü zaman geçtikçe nefrete dönüştü. Sesli düşünmeye başladı. Sesi Han'ın olduğu yere kadar gitmiycek kadar alçak etrafindailer duyucak kadar sinirli ve sertti.

-Anlamiyorum. Saatlerdir düşünüyorum yine anlamıyorum. O kadar güvenliğin iicnden nasıl olduda silahı geçirdi. Kimsemi fark etmedi.

Chan bunları Han'ın duymasindan korktu. Sincap su an çok hassasti ve herkes bunun farkındaydı. Hana baktığında hala aynı duruyor boş gözlerle yeri seyrediyordu. Sessizdi saatlerdir fakat kim bilir kafasının içinde nasıl fırtınalar kopuyordu.

​​

-bilmiyorum chang. Bende anlamıyorum ama şu an sırası değil. Bu konuyu hem şirketle hem polislerle uzun uzun konusucaz. Ama önce minhonun ve hanın iyi olduğundan emin olmalıyız.

​​​​​​-sirketten hala haber yok mu?

Soran hyunjin di. Gözleri ağlamaktan kızarmıştı. Görüntüsünün aksine konuşurken sesi ölümcül çıkıyordu. Şirkete ve çalışanların bu ihlaline karşı öfkesi sesine yansımıştı.

​​​​​Chan dudaklarını bir birine bastırdı ve başını iki yana salladi.

-Staylere bir açıklama gerek. Şirket yapmiycaksa biz yapalım.

Jeongin haklıydı, olay sosyal medyaya dakikalar içinde yayılmıştı bile. Sektör karismi tepki videoları çekilmeye başlanmıştı. Tonlarca destek mesajı geliyordu hesaplarina.

-Ne diycez ki. Bizim bile ne yaşadığımizdan haberimiz yok. Minhonun durumu hakkında da bilgi veremeyiz çünkü onuda bilmiyoruz. Şu an açıklama yapmayaçalışmak herşeyi daha da karıştırır.

Seungmin kollarını ciddiyetle bağlamis, sitini duvara dayamis net bir sesle söylemişti bunları. Bu konuları zaten daha önce kafainda ölçüp tartmisti. Şu an çok büyük bir kaosun içindeydiler, önceliklerini ve yapicaklarini sıraya koymaliydilar. Ve şu an öncelikleri kesinlikle minhoydu.

---------

Bir kaç saat daha geçti. Saat gece yarısıni biraz geçmişti. Herkes çok yorgundu fakat hala birinin ameliyathaneden çıkıp iyi haberi vermesini bekliyorlardı. İyi haberi almadan bu gece burdaki kimse uyuyamazdi.

Dakikalar birbirini kovalarken sonunda o kapı açıldı. Beklenen doktor koridora ciktiginda herkes etrafına toplanmıs o açıklamayı yapamsini bekliyorlardı.

----------

Han jisung'tan

Sonunda biri gelmişti. Üstündeki önlük kan olmuştu. Minho nun kanı. Aynı benim üstümdeki gibi. Adamın konuşmasını bekledik. Ağzından cikicak herkelime altından kiymetliydi benim için şu an.

-Ameliyat basarılı gecti. Hayati riski yok. Bir kaç gün gözetim altında kalması gerek. Gereken diğer bilgileri yarın sabah raporda da yazicam. Hastanın yakınlarından birinin gelip alması yeter. Tekrardan geçmiş olsun.

Tamam şu anda dünyanın ennn mutlu insanı benim sanırım. İYİYDİ MİNHO İYİYDİ. Derin bir nefes aldım ve saatler sonra ilk defa yüzüm güldü. Tabi buruk bir gulumsemeydi ama onun iyi olduğunu bilmek içimi iykesine rahatlatmisti ki...

​​​​​Doktor tam gideceği sırada sordum.

-Peki onu ne zaman gorebiliriz?

Lütfen hemen de lütfen hemen de.

-Birazdan odaya alinicak işlemler bitince görebilirsiniz.

Hemen olmasada birazdan... Ben bunada okeyim.

-----------

Doktorun dediği gibi bir süre sonra bizi koridordan cikartilar çünkü çok kalabalıktı. Birtek üyeler değil şirket temsilcileri menejerlerimjz ve korumalarimiz vardi. Biz çıktıktan sonra minhoyu bir odaya götürdüler ve işleri bitince hemşireler den biri içeriye girebilecegimizi soyledi. Tabikide sadece üyeler odaya girdi. En son ben girdiğinde gulsemmi ağlasam mı bilemedim.

Uyuduğunu ve uyuması gerektiğini biliyrodum. İlaçların etkisiyle bütün gece uyuyucakti da zaten. Ama nedense gözlerini kapalı görmek hayal kırıklığı yaşamıştı bana. Teni kan kaybından dolayı beyazlamisti. Beyaz yatak ortuleriyle uyumlu gorunucek kadar...

Tek kelime edemedim. Zaten doğru düzgün konusmamistim sabahtan beri. Üyeler kendi aralarında konuşuyor bir şey tartisiyordu. Umursamadım. Minhonun yanına adimladim. Örtünün üstünde duran elini tuttum. Çok soguktu. Buda bir başka hayal kırıklığı...

Ben orda öylece uyuyan minhoyu izlerken Chan hyung adımı seslendi.

-Han hadi gidiyoruz.

-Ne. Ne gitmesi ben hiç bir yere gitmiyorum.

Böyle cevap vericegimi hepsi biliyordu. Minhonun uyandığı görmeden hotmezdim burdan. İsterse zorla denesin gene çıkamam bu odadan.

-han hepimizden çok sen yoruldun. Eve git ve duş alıp yat. Sabah erkenden geri gelirsin. Hatta yanlız kalmak istemessen lix te seninle gelsin.

Sesim yorgun olmama rağmen çok net çıkmıştı.

-uyandigini görmeden hiç bir yere gitmem hyung.

Chan hyung gozleriem uzun uzun baktı. Artık ne gördü bilmiyorum ama daha fazla ısrar etnedi.

-kapida korumalar var korkma bir şey istersende hemen onalra soyle. Gece uyumamazlik yapma yat hemen. Sabah erkenden gelicem. Sana kıyafet getiricem ve yemek yiyceksin, bir şey olursa hemen beni ariycaksin. Söz mu?

Tembihleri bittiğinde çok hafif bir siritmayla kafamı salladım.

-söz hyung.

Çocuklar teker teker veda edip odada ayrıldı. Karanlık odada en son baş başa kaldigimizda hala minhonun eljni tuttugumu fark ettim. Dakikalardir birakmamistim. Sanki eskisi kadar soğuk değildi.

Ne kadar yanından ayrılmak istemesemde elini yavaşça biraktm ve arkamda kalan koltuğa oturdum. Bir süre daha onu izledim. Uyumak istemiyordum. Çok yorgundum ama hayır uyuyamazdim.

Nasıl oldu bilmiyorum içim gecmis iste!

Saate baktığımda 2,5 civarıydı. Belkide yarım saat bile uyumamistim. Hala deli gibi uykum vardı ve beni neyin uyandırdığınj anlamadim.

Gözlerim minhoya kaydiginda dudaklarinin kipirdadigi gördüm. Uyanmismiydi yoksa.

​​​​Hemen kalkıp yanına gittim. Gözleri kapalıydı. Hala uyuyordu fakat bir yandan da uykusunda sayikliyordu. Bunu ilk defa goruyordum. Ne dediğini duymaya çalıştım.

-ji-jisung...

Ben mi? Acaba en son olanlar mi vardı aklında. Umarım daha güzel bir şey vardır, uykundada o anları yaşayıp canının yanmasinj istemem minho.

Sayiklamaya devam ettiğini fark ettim. Elini tuttum bir anlık. Elini hafifçe sıkarken burda olduğunu anlasın istedim.

Nasıl yani işe yaradı mı? Sayiklamiyordu aksine O DA ELİMİ TUTUYORDU! birazdan mutluluktan ölucem. Kesinlikle elini bırakmak istemiyordum ama ayaktada uzun süre duramazdim. Gözümü etrafta gezdirdim ve az önce oturduğum koltuğun yanindakis andalyeyi gördüm. İsteme istemeye elimi bıraktım minhonun. Sandalyeyi yatağa iyice yaklastirdim ve az önceki gibi elini elimle sardım. Sadece saniyeler içinde geri dönmüştüm ama bu kısacık sürede yine sayiklamaya başlamıştı. Acaba ne görüyordu rüyasında.

Dakikalarca izledim yine onu. Mükemmeldi. Kullanabilecegim tek kelime buydu.

Zaman geçtikçe uyku beni içine çekti. Karşı konulamaz bir hal aldiginda bende uyuya kaldım. Ellerimiz sabaha kadar hiç ayrilmamisti...

---------

baya uzun oldu bu bölüm...

Not;saat 2;18 amk

​​​​​İyi okumalar canlarimmm

​​​​

​​​​​

​​​​​

Bölüm sonu

1 yorum