İçeriğe geç

Tehlike/MİNSUNG

Bölüm 19 · 6 dk okuma

Tehlike/MİNSUNG

Bölüm 19

-Beni kırmak mı?

Gece yazıyorum, yazım yanlışları benin de sinirimi bozuyor ama bölümlerde uzun olunca uykum geldiği için duseltmekle uğraşmıyorum, görmezden gelmeyi deneyin. İyi okumlaarrr.

--------------

Yazar anlatımı

Lee know ve chan hastaneye girdiklerinde koridorda doktorla konuşan üyeleri görmüşlerdi. Yanlarına gidip kendileride en ince ayrıntıya kadar herseyi öğrendikten sonra minho hanı görüp goremiycegini sordu korkakça. Alicagi cevap ya dünyanın en mutlu insanı yada dünyanın en stresli insanına ceviricekti onu. Bu gece hatta geceyi bırakın bütün gün jisungun iyi olduğunu kendi görmeden, uyandığını görmeden uyumiycak yemek yemeyecek bir an olsun rahat olamayacaktı.

Bu yüzden korkarak sordu sorusunu. Doktordan onay aldığı gibi de kendini jisungun yanında buldu. Şimdi odada bütün üyeler sessizce gruplarının neşesi olan jisungu izliyordu.

Minho içeriye girdiği gibi kimseyi önemsememiş hemen jisungun yanına gidip önce bir elini tutmuş sonrasında saçlarına kokulu bir öpücük bırakmıştı. Chan o öpücüğün ve bu ilginin anlamını bildiği için çaktırmadan sırıtırken diğerleri ilk şaşırmış -çünkü hepsi minhonun bu derece temastan pek haz etmediğini biliyordu- sonrasında bu yaptığını yaşadığı korkuya yorumlamisti.

Saatler birbirini kovaliyordu Gece çoktan 2 civariydi ve hepsi dehşet yorgundu. Tabikide hiç biri jisungu burda bırakmak istemiyordu fakat hepsinin bu küçücük hastane odasında kalmasıda imkansızdı.

Tabi chan her birine evlerine donmelerini dinlemelerini söylemişti, kendisi gece boyu jisungun yanında kalacaktı. En azindan minho izin verseydi planı böyleydi.

Bu gün içinde ikinci defa onu bu kadar ciddi gormuslerdi. Jisunga içtiği sütün zehirli olabileceğini söylerken de bu ciddiyeti üstündeydi. Ve bu sefer hiç biri itiraz edemedi. Chan ona da eve gitmesini üst üste söylemişti ama en sonunda hislerini bildiği oğlana karışmama kararı almisti.

Chan son uyarı ve tembihlerini , sanki minho bunları bilmiyormuş gibi, yaptıktan sonra ikiliyi yanliz bıraktı.

Çocuklar gittiği gibi minho duvar kenarında duran sandalyeyi hasta yatağının yanına çekti ve bu gece ki yatağını o sandalye ilan etti. Tabikide uyumiycakti, istese bile şu an uyuyamazdı. Artık minhonun güzel bir uyku çekebimesini sagliycak tek şey jisungun onu bir güzel azarlamasiydi. Minho da hu yaşanana kadar jisungu bekliycekti.

Bir süre sessizce izledi sakin nefesler alarak uyuyan sincabi. Uyurken büzülen dudakları, dağınık saçları, aldığı ilaçların etkisiyle beyazlayan teni ve ona çok yakışan tombul yanakları...

Dakikalarca izleyip ezberledi aşık olduğu şirinliği...

Dayanamayıp tekrar beyaz carsaflarin üzerinde duran elini tuttu. Uyandirmaktan korkuyordu fakat kendinede hakim olamıyordu. Elinde olsa saatlerce sıkı sıkı sarılıp hiç bir yere gitmesine izin vermezdi ama bunu yapamadığı için elini tutmakla yetinicekti.

Gozleri hala birlesik olan ellerindeydi.

Sonra nerden geldiğini bilmediği bir ilhamla konuşmaya başladı.

-Bana neler hissettirdiğin hakkında hiç bir fikrin yok jis.

Sesi çok kısık olmasına rağmen tamamen karanlığa boğulan gecede çok net duyulmuştu.

Jisungun uyuduğunu varsayarak devam etti.

-Ne kadar korktuğunumu, ne kadar endiselendigimi tahmin bile edemezsin. O kapıda beklerken aklımdan öyle dusunceler geçti ki...

Bir süre bekledi ve o lanet düşüncelerin ona hissettirdiklerini tekrar tekrar hissrtti. Tekrar tekrar korktu.

Sonra daha fazla düşünüp delirmemek için gözlerini mışıl mışıl uyuyan sincaba çevirdi. Bu manzarayı görmesiyle de yüzünde günün en içten tebessümü oluştu.

-ama şimdi burdasın. Burdayım.

Sözleri, herbir kelimesi o kadar sakin çıkıyordu ki dudaklarından. Tane tane her birinde ayrı bir duygu gizli gibiydi.

-ve elini tutabiliyorum. Bunu tekrar yapamiycagimi söyleyen onlarca düşünce geçti kafamdan seni beklerken. Ve ben bu yüzden delireceğim düşündüm bu gün. Yokluğunun fikri bile kafayı yemem sebep oluyor.

Gözleri tekrar ellerine döndü. Aklına gelen sahnelerle tebessümü hiç eksilmeden devam etti.

- seneler önce seçmeler de jyp rap yapmamı istediğinde elimi tutmuştun. O günlerden beri devam eden bu hisler şimdi çok daha kuvvetli. Ve ben bu hislerle nasıl başa çıkabileceğimi bilmiyorum jis.

Bu sefer daha ağır duygular dolmuş gözleriyle izledi bu hislerin sebebi olan kişiyi.

-chan sürekli sana he6rsyi açıklamamı söylüyor. En iyisinin bu olacağına inanıyor ama... çok korkuyorum jis. Seni kırmaktan çok korkuyorum. Bu istiycegim son şey bile değilken seni üzmek bana ölümden beter geliyo. Ve ben yine ne yapacağımı bilmiyorum.

Jisungun hafifçe yerinde kipirdanmasiyla uyanacağıni anlayınca sustu minho. İyice dinlendikten sonra uyanmasını iatiyordu. Kwndi kendine sesli bir şekilde konusurken jisi rahatsız edip uyandirmamaliydi.

Bir kaç dakika sustu ve sonra kalkmadan önce hafifçe öne eğildi. Jisungun tuttuğu elinin üzerine tüy kada hafif bir öpücük konudrdu ve ardından elini bırakıp sessiz olmaya çalışarak yerinden kalktı. Saatlerdir ne şu içmiş ne bir şey yemişti. Hala iştahı yoktu bu yüzden sadece bir bardak su almak için yatağın karşısında duvara dayalı masanın oraya gitti ve paket sulardan armaya başladı.

Bulduğu paket suyu açıp oracıkta içti. Tam çöpünü atarken arkasından seslenen jisle anında o tarafa döndü.

Yattığı yerde uykulu kısık gözlerle kendini izleyen jisi görünce az önceki tebessümüne kat ve kat buyugunu takinip hızlı birkaç adımla tekrar jsiin yanian gitti.

-ah sonunda uyandın jis. Kendini nasıl hissediyorsun?

Hala etrafa kısık gözlerle bakan sincabin cevap bulması bir kaç saniye aldı.

-iyiyim. Yani biraz başım agriyo. Yada hayır biraz değil baya başım agriyo.

Bir elini alnına götürüp hafifçe sıktı sanki bunu yapınca ağrısı dinicekmis gibi.

-Of her yerin sızlıyor hyung. Ne oldu tam olarak bana. Hatirlamiyorun hiç bir şey ben.

Minho gelen soruyla dudaklarını birbirine bastırıp önce biraz bekledi. Derin bir nefes alıp cevapladı.

-haklı çıktım jisung. İçtiğin süt hiç birimizin degildi, disardan biri koymuş. Ve bu kişide tam olarak pesimizdeki psikopat. Şerefsiz sütün içine zehir katıp biz fark etmeden dolaba yerleştirmiş.

Hala baş ağrısı olduğu icin yüzünü buluşturacak konuştu jis.

-ama nasıl biz fark et-

-biliyorum soruların var ama şu an daha önemlisi ağrılarının olması. Önce iyileş sonra zaten bunları diğerleriyle de uzun uzun konusucaz.

İki elini havaya kaldırıp jisungu durdurmuş kendisini dinlemesini sağlamıştı minho. Hemen ardından ellerini indirdi ve devam etti.

-şimdi gidip nöbetçi hemşirelerden birini bulunamadığı ve sende bu gece hiç bir şey düşünmeden verdiği ilaçlarla rahat bir uyku çekeceksin. Anlaştık mi?

Jisungun aksi cevap vermesi mümkün degildi zaten. Başını yapabildiği kadar olumlu anlamda salladı ve hafifçe sırıtan minhonun bur kaç saniyede odayı terk edişini izledi.

Onca söylediğin sözden sonra nasıl olurda hiç düşünmeden rahatça uyurum minho?

Diye düşündü. Minho elini tuttuğu anda uyanmıştı. Fakat minho o sırada dalgın dalgın elleri ile izlediği için jisungun kisikca ke dini izleyen bakışlarını fark edememişti. Ve jisung sırf konuşmasının nereye gideceğini merak ettiği için uyuyor gibi taksit yapmaya devam etmişti devamında.

Disardan huzurlu ve sakin bir uykuda gibi görünüyor olabilirdi fakat minhonun kurduğu her bir cümle de içinde farklı fırtınalar kopmuştu.

Kalbi minhunun dudaklarından çıkan her bir sözü üstüne alınmış farklı anlamalar aramıştı.

Oysa aklı mantıklı bir açıklama bulmaya çalismis, boşuna heycan yapmamasini söylemişti.

Ama şimdi yanliz kalınca kazanan tarafın farkındaydı jisung. Deli gibi merak ediyordu minhonun söylediklerini.

Hislerim demişti minho. Neydi o hisler tam olarak?

O günlerden beri devam ediyor demişti. Elemelerde bahsettiğini göre debut zamanlarından beri miydi? Peki o zamanlardan beri kuvvetlerin hisler neydi?

Chan hyungu minho hyunguna neden ve ne zamandır açıklamasını söylüyordu?

Ayrıca en önemlisi. Minho kendisine neyi açıklayacakti?

Beni kırmak mı ?

Diye düşündü sonra. Minho neden kendisini kıracaksın. Ne açıklayacak ti ki onu bu kadar korkutuyordu.

Kafasind ablalar gibi binlerce soru varken içeriye mjnho girdi. Ardından da bir hemşire.

Dönük bakışları odada gezinmek yerine uyandığı fark ettiği andan beri parlayan minhonun gözlerine baktı doğrudan. Karanlık odada ki en parlak ışık gözlerindeydi ve jisung buna yemin dahi edebilirdi.

Kafasındaki soruları bir kenara bırakıp yarın chan hyunguna bizzat sorucagini not aldı bir kenara.

Ardından hemşirenin verdiği ilaçların etkisiyle yarım saate kalmadan tekrar güzel bir uykuya daldı.

Uyumadan hemen önce minhoyada uyumasını soylemisti. Zaten en fazla bir kaç saat sonra sabah olucakti ve minho bur dakika dahi uyumamısti.

Tabi ne kadar jisungun kendisini azarlaya kadar uyumiycagini söylesede, yine uyumamisti.

Sabah olmuş, güneş doğmuştu, minhoysa saatlerdir yaptığı gibi parlayan gözlerle uyuyan jisungu izliyordu...

--------------

Sandığımdan uzun olmuş bu bölüm. Yarın grcr tekrar aticam. Yb isteyenler için söylüyorum gece 2-3 sivarlarinda her gece atmaya çalışıyorum fakat sınav haftam basliycagi için bu aralar aksaklıklar olabilir. O kadar da olsun. Yarı yıl tatilinde yeni kurgular başlamayı düşünüyorum, tabi bu kitap bittikten sonra, o zaman bu aksaklıkları öderim.

Sizce şimdi neler olcak, tahminleri alalım, nasıldı bölüm?

Neyse uykum var uzatmiycam, öpüyorum hepinizi iyi gecelerrrrrr(artık günün hangi zaman dilimindeyseniz ona göre anlayın)

Bölüm sonu

1 yorum

  • Timam askom sikinti olmaz zaten digerlerini bilmiom ama benimde sinavlarim oldugu icin okuyamayabilirim