Gece yazıyorum, yazım yanlışları için özür dilerim, keyifli okumalar, yorum ve oy bekliyorummm
-------------
Han jisung'tan
Arabanın camından kapalı ve her an yağmur basliycakmis gibi görünen gök yüzünü izliyordum. Şirkete, pratik yapmaya gidiyorduk. Şoför arabayı sürerken yanında korumalarimizdan biri vardı. Arka koltukta ben camın kenarına iyice sinmiş dinlediğim müzikle bambaşka şeyler düşünüyorum. Yanımda da mimho hyung vardi. O da aynı şekilde camdan dışarıyı seyrediyordu.
Su bana sevdalı psikopata gelirsek... o hala bulunamadı. Hangi ine girdiyse bir türlü izine rastlayamadilar. Soruşturma devam ediyor olmasına rağmen iki gün önce şirket artık daha fazla zaman kaybedemiycegimizi, saldırgan bulunsun yada bulunmasın çalışmaya devam etmemiz gerektiğini söylemişti.
Haklı sayılırlar. Ne kadar dışarıda gezerken rahat etmesem ve sürekli korkuyor olsam bile o psikopat sonsuza kadar bile bulunamayabilirdi.
Eğer polisleri beklersek büyük zarar edecektik. Zaten aylardır planlarımız akşamın duruyor, büyük gelirler elde edeceğimiz bir çok iş iptal ediliyordu. Şirketin isteği üzerine ise chan hyung artık biraz olsun sahalara dönmemiz gerektiğini söylemişti.
Hem evde aylarca oturmak ta bir yere kadardı. Kolum çok daha iyiydi yalnızca dikkatle bakılınca görülebilen bir iz kalmıştı tenimde. Eminim o da yakında geçecekti ve bu iz dans etmem için hiç bir engel oluşturmuyordu.
Üyelerle evlerimizde ara sıra görüşsek bile kameraların önüne topluca çıkmamıştik. Bu gün pratik odasında çalışırken bir canlı yayın açmayı, stayle vakit gecirerek hala çok güçlü olduğumuzu herkese göstermeyi planlanmıştik.
Yol bir şekilde geçti ve evet. Uzun zamandır ayak surmedigimiz o oda. Mavi duvarlar... tavandaki yıldız aydinlatmalar... Ve bizim bütün rezilliklerimize şahit olan boydan aynalar...
İçeriye girdiğimde changbin ve hyunjin hariç herkesin burda olduğunu gördüm. Onlarda yoldaydi birazdan aramiza katılacaklardi. Bir köşeye gidip tek koluma astığim çantamı yere koydum ve üyelerle - ozellikle beni sürekli telefondan zorbalayan şu civcivle uğraşmayı çok ozlemistim- uğraşmaya basladim :) ne de olsa bu ölü ruhlara bir neşe kaynağı lazım ve ben üyelerin yanında 3 yaşında gibi davrandığım için bu görevi çok güzel yerine getiriyorum...
-----------------
-ahh yeter. Yoruldum, dinlenelim biraz.
Yerde uzanmış bagiriyordum. Yaklaşık 1,5-2 saat durmadan calismistik.
-çok fena hamlamışım.
Biraz ilerde yerde oturmuş bacaklarını ovan lixie söylemişti bunu.
-evde sürekli hamur işi yiyip duruyorsun, gel biraz spor yap diyorum dinlemiyorsun yongbok.
Seungmin sevgili ev arkadaşını azarlarken onları yattığım yerden kalkarken izlemeye devam ettim.
-ah bana kızana bak sen. Yaptığım her tatlının içine düşüyorsun sonra söyleniyorsun seung! Bir daha tatlı falan yok sana kendine yeni ev arkadaşı bul.
Civcivin adeta trip atarak söylediklerine sırıtırken odanın içindeki mini buz dolabına ilerledim.
-lix eğer kalicak ev arıyorsan benim eve gel. Hem spor nedir öğrenmiş olursun. İki güne hamur işi falan kalmaz.
Changbin hyungun her fırsatta olduğu gibi kaslarını ve spor bilgisini kendini övmek için kullandığında atladığı bir şey vardı.
Mini buz dolabının kapağını açıp içini kurcalarken arkamda kalan hyunguma seslendim.
-lix gelir gelmesine ama hyunjin ne der bilmem hyung. Bir anda sen eve nasıl kuma getirirsin derse ne yapicaksin? Ayh hayali bile dayanılmaz.
Tabi benim gibi herkes gülmüştü. Hyunjinin verdiği abartı tepkiler hepimizi eğlendiriyordu.
Gülüşmeler bitince hyungum sahte bir kederle iç çekti.
-Ah maalesef felix. Ben kıskanç karımı unuttum bir anlık. Kendine başka bir ev bulsan iyi olur.
Gözlerim dolabı turlarken bir şey gördüm ve anında kaptım. Bingo ! Çikolatalı süt!
Elime aldığım sütü oradakilere gösterip seslendim.
- Bu süt hanginizin?
Benim değil tarzında bir iki mirilti çıktı. Zaten onalrin olsa bile kimse içme demezdi bende nezaketen sormuştum.
Çok büyük ihtimalle her zaman olduğu gibi bunu minho hyung kendisi için almıştı fakat şu an burda olmadığı için soramiycaktim. Her zaman kendisi için bir kaç süt alır sonrasında birimiz içmek isteyince o almamış, geri yokmuş gibi davranirdi. Sanırım bu da onun sevgi dili...
Elimde atıp tutarak sütle birlikte duvara dayalı koltukların birine kendimi bıraktım. Ortamda konuşulanları dinlerken pipet taktım ve içmeye başladım.
Bir süre sonra kapı açıldı ve içeri minho hyung ve hyunjin girdi. Biz moladayken şirkette bir kaç iş halletmiş sonra geri gelmişlerdi. Hyunjin direkt sohbete dalarken minho hyung önce eşyalarını çantasının yanina koydu daha sonra gözleri odayı turlarken elimdeki süte bakmaya başladı.
-nerden buldun onu han?
Bu ciddiyet ne paşam korkutuyorsun ya. Çatık kaslariyla benden bir cevap beklerken gecikmeden istediğini verdim.
-dolaptan aldim hyung. Sen birakmissindir diye düşündüm. Sormadığım için üzgü-
-Ben bırakmadım.
Niye bir anda bu kadar ciddi ve sert olmuştu. Sorunu anlayamıyorum. Alt üstü bir süt.
-sorun ne minho?
Diğerleri de sohbeti durdurmuş minho ve benim aramda geçenleri dinliyordu. Chan hyungun sorusuyla minho hala gözleri uzerimdeyken cevapladı.
-o sütü ben almadım...
Gözlerini diğer üyelerde gezdirdi.
-...ve sizde almadınız.
-Ne demeye çalışıyorsun, bulmaca gibi konuşma minho.
Neden ortamın bir anda bu kadar gergin bir hale geldiğini anlamamıştım. Anlamadığım diğer bir şey minho hyungun varmak istediği sonuctu. Ne demeye çalışıyordu gerçekten?
-diyorum ki hyung. Hanin elindeki sütü hiç birimiz almadık. Bu da onu buraya başka birinin koyduğu anlamına gelir.
Gözlerim bir anda çoktan bitirmek üzere olduğum süt şişesine kaydı. Gerçekten de başka biri ki kiymustu onu buz dolabına.
-Yani... bunun da bir tuzak olduğunu mu düşünüyorsun
Hyung?
Minho gözleri üzerindeyken basini olurdu anlamda salladı.
Felixin sorusuyla ve minhonun onayiyla sonunda tam olarak ne demek istediğini anlamıştım. Minho hyung elimdeki sütun de zehirli yada başka bir şekilde zararlı olduğunu düşünüyordu.
Bu olabilir miydi?
Gözlerimi iyice açıp önce chan hyunga sonra minho hyunga baktım. Chan panik yaptığımı anlayıp olaya el
atti.
-saçmalama minho. Bu olamaz. Odanın anahtarı bir tek üyelerde var ve biz yokken burası her an kilitli. Ayrıca heryerde aranan bir psikopatin elini kolunu sallayarak şirket binasına girmeside imkansız.
Chan hyungun dedikleri ne kadar rahatlatıcı ve mantıklı olsada minhonun bakışlarında ve duruşunda tek bir değişim yoktu. Hatta artık daha da sınırlı görünüyordu.
-anahtarin kimde olduğu önemli değil onca kamera içinde bir an bile görünmeden hana saldırmayı başaran biri bir kişi bile fark etmeden bu odayada girebilir. Onca koruma içinden tabanca sokup hana saldıran bir kişi o zehirden buraya rahatlıkla sokar. Ayrıca heryerde aranan derken? Daha saldırganın kadın mı erkek mi olduğunu bile bilmiyoruz. Polis bile ne aradığını bilmeden bir suçlu arıyor.
Bir saniyeliğine gözlerini chan hyunga çevirip tüm ciddiyetine sordu.
-sence bunlar mantıksız mi hyung? İmkansız mı?
Tamam gerçekten haklı ve ben iyice korkmaya başladım. Resmen sözleri kafamda yankılanıyor. Kendi isteğimle kendi sonumu getirmiş olabilir miydim.
Chan hyungun sessiz kapısından onunda aklının karıştığını anladim. En guvendigimiz ve en akıllıca dusunenizmiz o olduğu için hyungumun tereddüte düşmesi benim için tehlike canlarının çalması dmeketi.
Dokunsalar agliycak kıvama gelmiştim. Bilmiyorum belkide elimdeki sadece normal bir süt ve birimiz burda unuttuk. Yada minho hyung haklı ve bu elimdeki...
-hyung... sadece. Bu sütü daha önceden almış ve burda unutmuş olamaz mıyız? Haftalardır bu odaya hiç kimse girmedi. Uzun süredir gelmek buraya belkide bu yüzden kimin aldığını hatırlamıyoruz hımm?
Son mantıklı açıklamalarını da yapmaya çalışıyordum. Bir şekilde elindekinin sıradan çok leziz biz çikolatalı süt olduğunu düşünmek istiyordum.
-hayır han. Unutmuş olamam. O sütleri burda alan tek kişi benim. O marka ve o çeşit içen bir tek benim. Ve ben kendim için aldıklarımı ve her defasında senin ictiklerini hep hatırlarım. Bunu kesinlikle ben almadım. Ve bir başkası da...
İyice panik yapmıştım anı bir hareketle ayağa kalktım ve korku dolu gözlerle chan hyunga bunları inkar etmesi için baktım.
Chan daha bir cevap vermeden minho yanıma gelip kolumdan tuttu.
-ne yapıyorsun hyung?
-hastaneye gidiyoruz.
-Ne. Neden?
Ben halen şoktaydim. Minho mu fazla panik yapiyordu yoksa agercekten haklı miydi?
Chan hyung benim bile beklemediğin bir sertlik çıkan sesiyle durdurdu linoyu.
-saçmalama minho. Hiç bir yere gidemezsiniz. Boşuna fazla panik yapıyorsun. Anlıyorum gerginsin, streslisin fakat bu kadarı hepimizi geriyor. Buranın anahtarı bir tek bizde var. Başka biri girmiş olamaz. Ayrıca icecekte bir tuhaflık olsaydı han bunu içerken anlardı. Eğer hastaneye giderseniz boşuna şirkete de açıklama yapmak zorunda kaliriz. Ve sizi orda görenler bir şekilde basina sızdırıcak. Senin abartılı tepkilerin yzuunden işlerimiz daha fazla aksamamali. Han iyi. İnat etme.
-Ya dediklerimde haklıysam ve geç kalırsak chan. O piçin nerde olduğunu bilmediğimiz her an tehlikedeyiz.
Saygı ifadeleri bir yana artık küfürlü konuşması ve yüksek çıkan sesi resmen kavgaya davetiyeydi. İnanmak istediğim chan hyungun sözleriydi ve bunu yaptım.
Kolumu çekerek minhonun tutusundan kurtuldum ve bir adım yeri attım. Şimdi dikkati benim uzerimdeydi.
-iyiyim ben hyung. Biraz sakin ol. Bencede fazla.. fazla panik yapıyorsun.
Bize inanmayan gözlerle baktı. Ortamın gerginliği o kadar yüksekliği birazdan ortada grup falan kalmiycak gibi hissediyordum.
Hiç birimiz minho hyunga innamamistik-oysa gerçekler ve asıl mantıklı olanlar onun sozleriydi-
O gergin dakikaların üstünden neredeyse 40 dakika geçecekti. Minhonun gözlerinin üzerimde olduğunu hissediyordum. Ne kadar zaman geçerse geçsin iyi olduğumdan emin olmak istiyor, bir an olsun bozmadım ciddiyetine beni izliyordu.
Yaklaşık yarım saat önce canlı yayın açmıştık. Stayin yoğun isteği üzerine bir kaç eski dans kareografisinde eğlenerek vakit geiciryorduk. Her şey güzeldi. Minho hyugun dediklerinin gerçek olmadığına hepimiz artık inanıyorduk. Kim onu dolaba koymustu bilmiyorum ama o süt gayet lezzetli ve normal bir süttü.
Yani en azından ilk bir saat böyleydi düşüncelerim.
Bir saat sonra resmen sıcak basmaya ve başım hafiften dönmeye başlamıştı. Yinede bunu uzun süre üstüne bu kadar sık dans etmemize yordum. İçimde bir yerlerde en başından beri minhoya inanıyordum fakat yinede inkar etmiştim. Halen inkar ediyordum.
Bir süre kimseye çaktırmadan baş edebildiğimi ve iyi olduğumu düşündüm. Fakat son dans kareografisini yaparken senelerdir ve olduğum yerde kaldım. Düşecek gibi hissediyordum. Çok sıcaktı, çok bunaltıcı... tutunacak bir yer aradım düşmeden önce. Resmen gözlerim karardı.
Düştüğümde sert zemini hissetmeyi beklerken birinin beni yakaladığını ve yerde kucağında olduğumu anladım. Etrafındakileri anlasam bile tepki veremeyecek kadar halsiz ve uykulu hissediyordum.
Çevremdeki sesler çok daha boğuk gelmeye basladi. Gözlerimi son gücümle bir kaç kere açıp kapadığımda üyelerin birkaçını etrafımda yanıma çömelmiş halde dururken diğerlerinin ordan oraya koşturup şirket sağlık personellerine ve hastaneye ulaşmaya çalıştığını gördüm. Yinede hareketleri ve sözleri fazla bulanıkti.
Gözlerim tekrar kararmadan önce kimin kucağında yattığı anlamak icin ugrastim. Sasirmamistim. Minho hyung her zamanki gibi yanımdaydı. Daha ben bile neler olduğunu anlamadan herseyi anlamıştı. En başından beri haklıydı.
İçimdeki ses haklı olduğu en baştan beri biliyordu fakat ben bile isteye o tuzağa anlamıştım. Şimdiyse onun kucağında zehrin etkisiyle bitkin bir şekilde uykuya dalmak üzereydim.
Bana seslendiği duyabiliyordum. Bir çok kişi sesleniyordu. Ama içlerinde en belirgin olanı ve tek seçebildiğim onun sesiydi.
Dayanmami, yanimda olduğunu ve herseyin yoluna gireceğini söylüyordu.
Gözlerimi kapayıp bilincini kaybetmeden önce bir elini yanağımda hissettim. Uyummamami istiyor adimi sesleniyirdu fakat bütün gün yaptığım gibi bunu da reddettim.
-HAKLIYDIM! lanet olsun chan haklıydım!
İşte son duyduğum ses de haykırışı olmuştu. Sesi öyle korku doluy du ki gözlerine bakmadan anlayabilmistim ne kadar çaresiz olduğunu.
Korkuyordu... benim için korkuyordu...
----------------
Yorum ve oy pls
Sizce bu psikopat piç kim? Ve hikaye nasıl gidiyor?
Sizi seviyorum takipte kalın aktif olucam bu aralar öptüm muahhh



