İçeriğe geç

Tehlike/MİNSUNG

Bölüm 15 · 5 dk okuma

Tehlike/MİNSUNG

Bölüm 15

Anlasana gerizekalı!!

Gece yazdığım için çok detaylı bakamadım yazım yanlışı varsa affedin iyi okumalar>

-------------------

Han jisung'tan

Yatağımda uzanmış boş boş tavanı izliyordum. Benim gibi sürekli hareket halinde olan heycanli biri için bu uzun mola - ki bence moladan çok ev hapsi - hiç eğlenceli degildi.

Yarışmada saldırıya ugramamizin üstünden yarın 3 hafta geçmiş olucakti. Neredeyse bir ayım evde sıkılarak geçmişti.

Polis hala saldırganı arıyordu. Canımıza kast eden bu psikopatın sokakta rahat bir şekilde gezebilmesi ve suçsuz olmamıza rağmen korunmak adına hapis yiyen biz...

Ne ironik...

O psikopat halen bulunamadığı için şirketin yapabileceği hiç bir şey yoktu. Daha biz bile neler olduğunu doğru dürüst kavrayamazken basina bir tane düzgün açıklama yapamamistik. Buda beraberinde tonla dedikoduyu getirmişti.

İnanabiliyor musunuz, geçenlerde " mafya çetelerine karışıp ölümden dönen idoller " diye bir manşet bile gördüm. E artık iş iyice komik gelmeye basladi.

Şaka bir yana internette bile gezinmek istemiyorum. Herhangi bir sosyal medya platformuna girdiğimde kendimi, adımızı ve minhonun vurulduğu gün hakkında olan video ve fotoğrafları görüyorum. Dedikodular, asılsız haberler, çarptırılmis manşetler...

Bunlara bakmak bile o anları tekrar tekrar yaşamama sebep oluyor. Düşünmemeye calisiyorum ama son günlerde kabuslar gormeye başladığımı da fark ediyorum.

Üyelerden bahsedersem... Chan hyungun evde olması calismadigi anlamina gelmiyor. Evdeyken bile geceleri uykusuz kalıyor bu yaşananlardan dolayı. Sürekli bigisayar başında, şirketle alakalı sorunları halletmeye çalışıyor. Kafa dağıtmak içinse yapabileceği hiç bir şey yok. Hiç birimizin yok. En azından maknea sayesinde biraz olsun kafasını bilgisayardan kaldiriyordur diye düşünüyorum. Ve bu konuda i.N. le ne zaman konuşsak onu tembihliyorum.

Hyunjin... changbin... orası herzamanki gibi kaotik. Ne zaman görüntülü konuşmaya çalışsak ya kavga ediyor ya didisiyorlar. Anlamıyorum ki bu ikisi nasıl ev arkadaşı olmayı seçti.

Ve bu kaotik ve gürültülü ikilinin tam zıttı olan çiftimiz lixie ve minnie. En son dün akşam görüntülü aradığımda pankek yapmaya çalışıyorlardı. Bilin bakalım ne oldu.

Bütün hamuru yaktılar. E tabi banada ekran başından dakikalarca anirmak kaldı. İkisinin de yuz ifadesi çok komikti. Elimde olsa bu anları staye de gösterirdim.

Son olarak. Lee know hyung...

Onun hakkında ne diyebilirim bilmiyorum. Tek kesin söyleyebileceğim. Farklı olduğu. Sürekli kafamın içinde. Gün içinde yaptığı en ufak davranış saatlerce kafamı kurcalıyor. Bunun sebebini de bilmiyorum fakat içimde bir yerlerde sürekli onun hakkında konuşan bir ses var ve susmasını asla bilmiyor.

Yemek yerken göz göze gelmemiz, koridorda yanindan geçerken anlık bir gülümsemesi, odamda birkaç saat oturup şarkı yazarken bir anda elinde iki kupa kahveyle içeri girmesi, akşamları oturup film izlerken beni izlediğini fark etmem ve o an hissettiklerim...

Bir saniye. Bu yeni bir şey işte. Her zaman goz göze gelebilir gulumseyebilir ve kahve içebiliriz. Fakat film izlerken televizyona bakmak yerine gözlerinin üzerimde olması?

Belki sadece dalginliktir. Olanlar hakkında düşündüğü için de bakıyor olabilir. Sonuçta saldırıların hedefi benim ve bu onu endişelendiriyor olabilir. normal bir şey bu.

Diye düşündüm içimden. Yinede o içimdeki lanet ses sebebinin farklı olmasını istedi. RESMEN DUSUNCELERIMI REDDEDEN BIR IC SESE SAHIBIM.

Kendi kendime sinirlendikten sonra tekrar düşünmeye başladım son birkaç saatte pardon haftada olduğu gibi.

Bir tek film izlerken değil. Bir çok kez beni dikkatle izlediğini fark etmiştim. Yemek yerken gözlerimi ne zaman tabagimdan çekip karşıma baksam onun zaten beni izlediğini görmüştüm. Ama cok takilip uzerine dusunmemistim. Bu bir yalan.

Daha sonra... Ben çalışırken ve şarkılarım hakkında ona danışirken de bir kaç kere beni izlerken dalıp gittiğini fark etmiştim. Gözleri uzerimdeydi fakat aklı bende degildi, dediklerimi duymadığı için bir kaç kere azarlamistim bile. Bu da bir yalan, azarlama sebebim bana o parlak gözlerle bakıp beni utandırması ve benim panik yapmam...

Ve ona ne zaman bir şeyler anlatsam yine aynis eyler oluyordu. Ben kendimi kaptırmış heycanli heycanli bir şeyler anlatıyordum. Tepkisine bakmak için gözlerimizi birlestirdigimde gördüğüm... yüzündeki o aptal sırıtış??

Hey hey heyyy. Neler oluyo burda?

Her seferinde aynı parlak gözler. Dudaklarindaki o aptal sırıtış. Dalıp gitmesi. Ama yinede tüm dikkatinin sadece benim üzerimde olması.

Ve benim her bu bakışlar altında kaldığım an panik yapmam, kalbimin yerinden cikicak gibi atması, terleyip kızarmam...

anlasana gerizekali!!

ve o lanet sese cevap verdim.

kes sesini!! ortada anliycak hiç bir şey yok hersey yeterince açık ve ortada. Sadece bu saldırılar, sürekli tehlikede hissediyor olusumuz birbirimize daha hassas yaklaşmamiza sebep oldu o kadar. Asıl sen bunu anla kereviz beyinli ses!

Ben aptal sesime kaslarimi çatmis. Tavanı izlerken yanımdaki telefonumdan bir bildirim sesi geldi. Üyelerden başkası olmadığını bildiğim için yavaş hareketlerle yatağın üzerinde karnımın üzerine yattim ve telefonu da alıp oylece uzandım.

Mesaj atan felixti. Canım civcivim önce halhatir sormus-sanki her saat başı gorusmuyormusuz gibi- sonrada internette karşısına çıkan bir paylaşımı atmisti.

Attığı fotoğrafta bur stay hesabında aylar önce fan buluşmasında Ben ve minhonun imzaladığı şah te evlilik sözleşmesinin fotigrafini paylaşmış ardından altına bizim ne kadar tatlı bir çift olduğumuz hakkında resmen destan yazmıştı.

Paylaşımı yapan stay o kadar ciddiyetle yazmıştı ki yazılarını resmen sonu aşk ibaresi emojiylerle bitmeyen cümle yoktu.

Çatık kaslarla yaziyi okurken canım civcivimde bir yandan shipper modunu açmış benimle dalga geçiyordu. Tam bu yaptığına karşı ona hyunjin ve kendisinin hakkında stayden ögrendigim bir kaç sözü soyliycektim ki o sahte evlilik sözleşmesini halen çantamda olup olmadığını merak ettim.

Kendini zorba sanan tatlı civcivimi kendi halinde bırakıp -sırf can sıkıntısından bana sarıyor zaten- gardirobuma ilerledim.

O gün sözleşmeyi koyduğum çantadan önemli eşyaları çıkarmıştim fakat minho hyung hastanede olduğu için çok ugrasmamis dolabının bir kenarına firlatmistim ve bir daha da içine bakmak aklıma gelmemişti.

Dolabımı kurcalamaya ve çantamı aramaya başladım.

Bir kaç dakika in ardından arkalardan çıkardığım çantamı alıp yatağımın oraya geri döndüm ve bu seferde içini karıştırmaya başladım.

Çeplerden birinde bulduğum katlı kağıt parçasını kendimden beklemediğim aptal bir sırıtışla açtım ve imzalarını olduğu yere tekrar baktım. O anlar tekrar gözümde canlandı. Hersey mafolmadan önceki son güzel anılar... Ve sonrasında hayat tepetaklak oluyor.

Ben halen kağıda bakarken kapım bir kez tiklatildi ve ben daha tepki veremeden içeriye minho hyung girdi.

-han-ah sana şeyi diy-

--------------

Normalde burda kemsiycektim çok uzun olduğu için uygulama bir türlü yüklemedi devamınida hemen aticam

Bölüm sonu

1 yorum