Uzun bir aradan sonra geri döndüm. Bu bölüm gereksiz ve acemice olucak ama bir anda olay üstüne olay yazmaktan iyidir(spoiler verdim resmennn)
--------
Han jisungtan
Sabah uyandığımda salondaki koltukta tek basima yatıyordum. Dünün yorgunluğu ve kolum için içtiğim ağrı kesiciler etkisinin geçmesi nedeniyle başım ağrıyordu. Sağ elimi alnıma götürüp baş ağrım için masaj yapacaktım fakat kolumu kaldirmamla indirmem bir oldu.
Bir anda kesiğin olduğu yer sızlamaya başlamıştı. Bir tek sizlasa iyi saniyeler geçtikçe yanıyordu. Yattığım yerde doğrulup koluma baktım.
Üstümdeki açık renk pijamamin kolu tamamen kan olmuştu. Sanririm gece yatarken pansuman zarar vermiştim ve yaranın kanamasından sebep olmuştum.
Diğer elimle yarayı tutarak etrafıma bakındım. Şu an kendim pansuman yapabileceğimi sanmıyorum.
Gözlerim minhoyu aramaya başladı fakat salonda yoktu. Ayaklandım ve koridora doğru adımladım. Ben yürürken baş ağrım ve kolumun acısı bana hiç yardımcı olmuyordu.
Koridora çıkmamla mutfaktan gelen konuşma seslerini duydum. Oraya ilerlemeye basladim.
Tezgahın önünde ordan oraya gidip kahvaltı hazırlayan bir adet minho ve tezgaha dayadigi telefonda görüntülü arama ile konuştuğu chan hyung.
Bir kaç adım daha yanına ilerleyince konuşmaları durdu ve mjnhonun bakislari bir anligina bana döndü. Ben önce minhoya sonra ekrandaki chan hyunga günaydın diyip gülümserken minho konuşmaya başladı.
-ben yaraliyken yaptığın bütün iyilikleri ödeme zamanı.
-onlar iyilik sayılmaz. Alt üstü gerekli işleri yapıyordum. Ayrıca senin yaranla benim yaram bir mi ki?
Daha sonra gozlerini önündeki kaptan ayırmadan yaptığı yemekleri fln anlatmaya başladı. O sırada chan hyung da yemeğini yeni yiyordu ve bir yandan da bizi dinliyordu. Tam ben minhoyu susturup kolumu soyliyceken telefondan ses geldi.
-jisung. Kolunda ki kan mı ben mi yanlış görüyorum. İyi misin?
Minho sesi duyduğu gibi önce ekranda çatık kaslarla bana bakan hyunga sonra hemen bana doğru döndü.
Dönmesiyle de elindeki eşyaları bırakması bir oldu. Endişeyle ve panikle dirsegimden doğru tutup beni kendine çekti. Aniden tutunca canım acımış gibi bir ses çıkarmıştır ama aslında tamamen beklemediğim bir hareket olduğu içindi.
O bunu yanlış anlamış olucak ki tutumunu gevşetici gözlerini kolumdan yüzüme çıkardı. İyi olduğumu görünce tekrar daha yavaş hareketlerle koluma bakmaya başladı. Ustumde uzun kollu, gömlek tarzı bir pijama vardi.
Pijamanın kolunu kırmızılılar olduğu yere doğru kıvırmaya başladı. Kolumu saran beyaz bez neredeyse tamamen kıpkırmızı olmuştu.
Minho dikkatlice kolumu incelerken telefondan tekrar ses gelmesiyle gözlerimi oraya çevirdim.
-nasıl oldu bu. Neden bir anda kanadı. Dün doktor sorun olmiycagini söylemişti. Yoksa bir sorun mu cikti minho?
Ard arda sorular sorarken ben ağzımı bile acamadan minho suçluluk dolu sesiyle konuştu.
-sanirim gece uyurken kolunun üstüne yattı. Bu yüzden sargida gevşemiş ve kaymış. Yarada sorun olup olmadığını şu an anlayamıyorum açıp bakmam lazım.
Gözlerini sonunda benden ayırdı ve telefona doğru adımladi.
-gidip baksam iyi olucak chan. Seni sonra ararım.
-tmm sonra konuşuruz. Bir sorun olursa hemen haber ver.
Minho chan hyungu onaylayip telefonu kapadı ve cebine atti. Hemen sonra yanıma gelerek sol kolumdan hafifçe tuttu ve beni de odasına sürükledi.
Odaya girdiğimde minho ordan oraya koşturup pansuman için gerekli eşyaları alırken bende yatağa yaklaşıp kenarına oturdum ve onu izlemeye başladım.
En sonunda sargı bezleri, doktorun yara çabucak kapansın diye verdiği krem ve birkaç pamuk ve ilaçla gelip yatağa hemen yanıma oturdu.
Önce bandajlari açabilmek için pijamamin kolunu yukarıya kivirmayi denedi. Bu şekilde rahat hareket edemeyince kaslarını hafif yukarı kaldırıp bana baktı.
-pansuman yapana kadar üstünü çıkarsan olur mu jis? Canını acıtmak istemiyorum ve böyle bir hayli zor oluyor.
Başımla onaylayın üstümdeki gömleği yavaş hareketlerle çıkardım ve kolumu uzatarak şarkıları rahatça çıkarmasın sağladım. Şu ana kadar sadece kanamanın verdiği yanma hissi vardi yarada.
Fakat bir kaç dakika sonrasında tamamen açıkta kalan yara yüzümü burhsturmama sebep olmuştu. İçimden bana, bize saldıran piçe tekrar güzel sözler saydirdim.
Neden bunları yaşamak zorunda olduğumuzu hala anlamıyordum. Bizim sorunumuz neydi? Lanetlenmiş miydik? Fark etmeden birinin canına mı kast etmiştik? Kimi bu kadar kızdıracak bir şey yapmıştık ki? Koskoca evrende neden biz bu acıyı cekiyorduk?
Dalmış gitmiştim soruların arasında taki minho pamuğu bir anda yaranın üstüne değirmene kadar. Agzimdan çok kısık bir çığlık çıktı ve hafifçe yerimden sektim. Verdiğim tepkiyle pamuğu anında çekmiş endişeli gözlerle bana bakıyordu ve ne hissettiğimi anlamda çalışıyordu.
Gözlerinde bir bakış daha vardı. Endişe? Korku? Hayır. Suçluluk. Canımı yaktığını düşünüp suçluluk duyuyordu.
Onda ilk defa bu kadar ciddi suçluluk yüklü bakislar görmek sasirmama sebep oldu.
-cok mu acıdı? Oysa çok dikkatli yapmaya çalıştım. Eğer çok yanıyorsa doktora gidelim. Ben zaten yapamam demiştim dün chan inat etmeseydi acimazdi bu kadar. Zaten benim yüzümden kanıyor birde gelmiş daha da ac-
İki elimide havaya kaldırıp göz hizamda tuttum. Ardından avuç iclerim assagi gelicek şekilde assagi indirip kaldırdı. Sakin olması için
-once bir nefes alsan hyung. Sakın ol acımadı. Sadece aklım başka bir yerdeydi ve bir anda pamuk değince hafif bir sızladı yani dikkatim daginikti o yüzden fazla tepki gösterdim.
Olabildiğince tatlı tatlı sırıtıp sakinlesmesini sağladım. Dışarıdan tanımayanlara çok ciddi ve korkutucu görünen bu adamın konu ben olunca yavru kedi gibi oluşu çok komikti.
Bir dakika. Neden sadece konu ben olunca bu şekilde davraniyordu? Ben yine düşüncelere dalmadan hemen önce sesiyle beni durdurdu.
-emin misin han? Eğer açıyorsa gerçekten doktora gidebilirz.
-hayır gerek yok, eminim halledebilirsin.
-tamam ama acirsa soyle saklamaya çalışma.
Ardından tekrar yarayla ilgilenmeye başlarken sessizce fısıldadı.
-aslinda istesende şirin suratın acıyı saklayamiyor...
Sözlerini duysamda kendi kafam o kadar mesgulduki bir de bu son dedikleri eklenince hiç tepki veremez oldum. Yanımda oturmuş yaramı temizlerken onu izledim.
Çatık kasları. Fark etmeden odaklandım her an yaptığı gibi hafif büzdüğü dudaklari. Kısılan gözleri. Nefes alislarina bile dikkat eder haldeydi.
Fakat neden? Neden bana her an kirilabilecek, dünyanın en değerli elmasiymisim gibi davranıyordu. Bakışları bile diğerlerine karşı daha mesafeliydi. Hayır. Mesafe degildi bakışlarında ki. Üyelerin herbirine ayrı ayrı çok değer veriyordu. Hepsi kardeşi gibiydi onun için. Canındandı.
Bana da değer veriyordu. fazlasıyla. Bende onun için diğer üyeler gibi olmalıydım. Fakat gözleri sırayla üzerimizde gezerken sıra bana geldiğinde farklı bir parıltı görüyordum. Neden bu şimdi dikkatimi çekiyordu? Neden simdi fark ediyordum? Daha öncede böyle miydi? Yoksa ben mi yeni yeni fark ediyordum?
Bir çok soru vardı. Ama en önemlisi ve aklımda en belirgin olanı şuydu.
Gözlerindeki o pariltinin anlamı neydi?
Ve
Neden bir tek karşısında ben varken görüyordum o bakışları?
Kafam çatlamak üzereydi. Gerçekten düşünmekten ve bir tane bile cevap bulama.ktan çok sıkılmıştım. Fark etmeden kazara derince bir nefes çektim içime oflar gibi.
Yaptigimla minhonun hareketleri duraksadi ve gözleri beni buldu. Durduğu için bende daldığım yerden gözlerimi ona çevirdim.
BU ADAM BANA HALA AYNI SUCLULUK DOLU BAKISLARLA BAKIYOR. BIRI ONA BUNU KESMESINI SOYLEYEBILIR MI?! Tmm kabul edicem çok şirin bakıyor fakat vicdan azabı çekemem sebep oluyor.
Birde belki onu öpme isteği duymama...
-Ne?
Gözlerinin içine bakarken kendi iç sesime dış sesimden tepki vermiştim. Gerçekten rezil bir insanım.
Şimdi onunda kafası karışıktı.
-yani ne derken sana demek istemedim hyung... sadece... aklım karışıktı ve bir anda çıktı azımdan.
Başını hafifçe olumlu anlamda salladı.
-biraz daha dayan şu sargidan sonra bitecek.
Bu sefer ben başımı olumlu anlamda salladım.
BU IC SES BANA NE YAPTIRMAYA CALISIYOR. yada durun ona bizzat ben sorucam.
Sen ne halt yiyorsun iç sesim? Bir kez daha sorucam. Amacın ne?
Cevap kalbimin derinliklerinde gizli ve zihnimin derinliklerinde yankıliydi. Fakat ben bu seslere kulak vermeyi bir kenara bırak varlıklarını yok saydım.
Bu çok saçma dedim kendi kendime.
Ve o lanet iç sesim beni cevapladı.
Asıl senin seneler boyu bunu inkar etmiş olman saçma...
---------------------
Cccoooooookkkk uzun bir aradan sonra geldim aşklarım. Sizce çok mu uzatip sıkıcı yaptim bu bölümü karar veremiyorum ama ben böyle sahnelere aşık olduğum için ve jisungun iç çatışmasına dikkat çekemem gerektiği için biraz fazla uzattım. Umarım begenmissinizdir gelen tepkilere göre olum aticam haberiniz olsun sizi seviyorum opuyorummm

