Lee minho`dan
-...Bu kadar geride kaldigimizi hatırlamıyorum. Sanki da-
Gözlerimi jisung`a cevirdigimde sözlerim yarım kalmıştı.
Bana bakan gözleri, dolgun dudalari, sincap yanakları... Bir bebek kadar masum bakıyordu. O an içimden gelen onu öpmek oldu ve yaptimda.
Ne tepki vericegini çok umursamadım çünkü normalde daha da fazla temas ettiğimiz zamanlar vardı.
Dudaklarımı teninden cektigimde bu sefer afallamis bir ifadeyle bakıp gozlerini kirpistiriyordu.
Ama sen çok şirinsin jis.
Bu şapşal haline kikirdamaya başladığımda yanaklarının kizardigini fark ettim. Daha da utanmasin diye görmemiş gibi yapıp önüme döndüm. İse yaramisti, büyük ihtimalle kızarık yanakalrini fark etmediğimi saniyordu.
Bir süre sonra omzundaki kolumla onu kendime iyice yaklastirdim. Tek elini karnıma attığında boştaki elimle tuttum onu. Avcumun içindeki sıcacık elini parmaklarımla okşamaya başladım.
Yaptığım her hareket onu daha da rahatlatmak ve kafasındaki o karmasalardan kurtarmak içindi.
Jisungu iyi tanıyordum. Dışarıdan belli olmasa da son bir kaç haftada yaşadıklarimizin kafasını meşgul ettiği ve onu yordugunu biliyordum.
Bu yüzden daha çok yanında olduğumu hissetmesini istiyordum.
Ayrıca yakininda olmak benimde çok hoşuma gidiyordu...
Uzun süre sessizce televizyon izledik.
Jisung sabahtan beri yorgundu. Yinede beni kırmayıp diziyi benimle birlikte izlemişti.
En sonunda uyku ağır basmış olmalı ki basini omzuma koyup gözlerini kapadı.
Burda uyumasını istemiyordum ama dizinin sadece birkaç dakikası kalmıştı. Bölüm bittiginde onu uyandirip yatağına goturucektim.
Ben son dakikaları izlerken tekrar kipirdanmaya başladı. Başını iyice boynuma gömdü ve bedenini bana döndürdü. Rahat yatması için omzundaki kolumu indirip beline doladım. Artık nerdeyse kucagimdaydi.
Çoktan uykuya daldigin sanmıştım ama beni yanılttı. Bir anda burnunu boynuma surtu ve hemen ardından dudaklarını hissettim.
Nefesim kesilmişti. Beni ilk defa öpmuyordu ama bu farklı hissettirmişti.
Dudaklarının deydigi yer yanıyordu sanki.
İstemsizce belini daha da sıkı tuttum. Burda, bu anda sonsuza kadar kalabileceğime inandım.
Kokumu içine çektiğini duydum en son. Ardından tekrara kipirdanmaya bıraktı. Bu sefer gerçekten uykuya dalmış olmalıydı.
Jisung uykuya dalali yaklaşık yarım saat geçmişti. Kucağımda uyuması çok hoşuma gidiyordu bunu bozmak hiç istemiyordum ama oturur pozisyonda durdugum için boynum ve sırtım ağrimaya baslamisti.
Ayrıca yanımızda örtü yoktu. Jisungun usumesini de istemiyordum.
Dudaklarımın hemen altında kalan saçlarına bir öpücük bıraktım ve yavaşça yanından kalkıp onu koltuğa yatırdım.
Hemen odama gidip bir battaniye aldım ve içeri jisungun yanına döndüm.
Geldiğimde kipirdandigini hatta sayikladigini fark ettim.
Battaniyeyi üstüne orttugumde odama donucektim ama bana seslenince tekrar yanına dondum.
Gözleri kapalıydı hatta hala uyuyor bile olabilirdi. Uyku sersemi haliyle konusmaya çalıştı.
-nereye gidiyorsun..
Kelimeler ağzından peltek çıkıyordu. Ve bu haoyle çok tatliydi. O görmese bile gülümsedim.
-odama gidiyorum jis.
-neden?
Uykusu mu var yoksa sarhoş mu.
-uykum geldi yatmaya gidiyorum. Bir sorun mu var.
Gözlerini hafifçe araladı.
-yanimda kalsan olmaz mı.
Bir anlık neyi kast ettiğini anlamaya çalıştım. Onunla uyumami mi istiyor yoksa yanlız kalmaktan mi korkuyor.
-birlikte mi uyuyalım?
-hıhı
Tekrar gözlerini kapadı. Eğer gitmeye çalışırsam tekrar seslenirmi diye düşündüm.
Onunla uyumaktan zarar gelmezdi. Sadece rahat edebilir mıydık bilmiyorum. Koltuk iki kişinin yatması için biraz dardı.
Yer açabilmek için koltuğun arka minderlerini de aldım ve açılan boşluğa da ben uzandım.
Getirdigim örtüyü ikimizin üzerine örttüğümde jisung bana biraz daha yaklaştı.
Sırtı bana dönük yatıyordu ama çok yakinimdaydi. Bir elimi beline atıp sarıldım ve o şekilde uykuya daldık.
-----------
Kısa bir bölüm ama bu ikilinin arasındaki ilişki için önemli...
