Han jisung'tan
Saldırının üstünden saatler geçmişti. Şimdi evde televizyon karşısında oturmuş bu gün olanları düşünüyordum.
Bu gün olanlar derken saldırgan hakkında değil minho hakindaydi düşüncelerim.
Son zamanlarda ikimiz arasında farklı birseyler vardı.
Bu farklılığı bende cozememistim. Aklıma gelen tek mantıklı açıklama yaşadığımız olaylardan dolayı hassaslasmamizdi.
Belki de ben abartiyordum.
Ama yinede dikkatimi çeken seyelr vardi.
Vurulduğu zaman onu kaybetmekten hiç beklemedigim kadar korkmuştum. Minhoya bir şey olursa nasıl yasiyacagimi dusunemiyordum bile. Onsuz bir hayat benim için hayal edilemezdi.
Ayrıca bu gün yaptiklari bana olan yakınlığı beni çok mutlu etmişti. Eğer o yanımda olmasaydı belki şu an hastanede olabilirdim beni sakinleştiren minhoydu.
Bir tek kriz anında yaptiklari değil normaldeki davranışlari da farklı gelmişti.
Bu aralar benim için çok fazla endiseliydi. Sürekli beni kontrol edip herşeyin yolunda olduğundan emin olmaya çalışıyordu.
Bunu yapmasının sebebi saldırganın hedefi olmam olabilirdi. Ama nedense içimden bir ses daha fazlası olsun istiyordu.
Bakışları ve ses tonunda bile daha önce fark etmediğim detaylar fark ediyordum.
Çok derin bakıyordu gözleri. Anlamlı geliyordu. Sesi benimle konuşurken öyle nazik öyle şefkatli çıkıyordu ki bazen minhoyla konuştuğumu unutuyordum.
Vardı işte farkliliklar vardı. Hala nedenlerini cozemesemde bir şeyler farklıydı.
YADA BEN HERSEYİ ABARTİYORDUM!!
Kafamın içinde ne kadar süre kayboldum bilmiyorum. Düşüncelerin içinden minho hyungun yanıma oturması ile ayrıldım.
-jisung dalgın görünüyorsun. Bu gün olanları mi dusunuyorsun yoksa?
Aslında evet. Yani sayılır. Saldırı olmasada bu gün bana olan yakınlığıni düşünüyorum.
Başımı olumlu anlamda salladım.
Bı dakika ne!! Neden olumlu cevap verdim ki.
-biliyorum streslisin ama o kadın yada adam kimse en kısa sürede bulucaz. Şirket işin ciddi olduğunu sonunda anladı. Program tekrar iptal edildi. Sanırım bir süreliğine moladayiz.
Neredeyse ev hapsi gibi olan bir mola! Ne kadar güzel.
Surak astigimi görünce bir kolunu omzuma attı ve beni biraz daha kendine çekti.
-disari tek cikmamiza izin olmayabilir ama tek başımıza saatlerce oturup dizi izleyebiliriz. Yarım kalan bir dizimiz vardı eğer yorgun değilsen ona devam edelim mi?
Aslında yorgundum ama minho çok hevesli gorunuyordu. Ve beni mutlu etmeye çalıştığı da çok barizdi.
-tamam olur, izleyelim.
Kısık sesle söylediğim cümleler ne kadar yorgun olduğumun kanitiydi. Minhoda bunun farkidnaydi ama karşılıklı rol yapıyorduk. İkimizde farkındaydık.
Zaten şu an odama gidip tek başıma kalmak istemiyordum.
Sabah kuliste yanıma geldiğinden beri hiç ayrilmamistik. Ve ayrılmayı hiç istemiyordum. Sanirm yanında fazlasıyla güvende hissediyordum.
Minho televizyondan diziyi açarken ben yine düşüncelere dalmış onu izliyordum. İkinci defa dalginligimi fark edip beni düşüncelerden kurtardı.
-sansliyiz. Bol bol vaktimiz ve izlenmesi gereken kos koca bir sezon. Bu kadar geride kaldığımızı hatirlamiyordum. Sanki da-
Gözleri ekrandan ayrılıp beni bulduğunda cümlesi yarım kaldı. Bir kaç saniye bakistiktan sonra hiç beklemedigim bir anda eğilip yanağımı öptü.
Dudaklarını yanağıma bastırırken fark etmeden gözlerimi kapamistim.
Çok tatlı bir heyecan içimi kapladı. Sebebini ve adını bilmediğim bir duygu hissediyordum ama adı her neyse çok hoşuma gitmişti.
Dudakları tenimi terk ettiğinde bende gözlerimi açtım. Gözlerinde yıldızlar vardı sanki. Çok sıcak bir gülümsemeyle baktı bana.
Ben aptal aptal bakıp gözlerimi kirpistirirken bu halim hoşuna gitmiş olucakki daha da güldü hatta kikirtilarini duydum.
Yanaklarımin isindigi hissettim. Şükürler olsun oda karanlıktı ve bir tek televizyon ışığı vardı. Bu sayede kızaran yanaklarimi fark etmez diye düşündüm.
Tekrar televizyona dönüp diziyi başlattığı da bende gözlerimi ondan çekip diziye bakmaya başladım.
Ama sadece bakıyordum. İzlemiyordum. Umrumdada değildi. Şu an dusunebildigim tek şey bana yaşattığı bir kaç saniyede hissettiğim onca garip duyguydu. Hepsine yabancıydim. Daha önce bir çok kez temas etmemize rağmen ilk defa böyle hissetmiştim.
Omzuma attığı koluyla mümkünmüş gibi beni daha da kendine yaklastirdi. Yakinligimizdan dolayı rafleksle bir elimi karnına doğru atmıştım. Bunu fırsat bilip diğer eliylede karnindaki elimi tuttu.
Baş parmagiyla elimi okşamaya başladığında diziyi izlemem için kalan bütün odağımda dagildi.
O an bir şey fark ettim. Son zamanlarda değişen şeyler bir tek minhoda değildi.
Bende değişmiştim.
Bu ana kadar aklıma gelmeyen bu dusunceyle tekrar kendi kafamın içinde kayboldum.
Yanındayken huzurlu hissedisim, güvende olduğuma inanmam. Beni tek bir hareketiyle sakinleştirirken aynı şekilde tek bir hareketiyle çok fazla heycanlandirisi...
Vurulduğu zaman yaşadığım kaybetme korkusu...
Bana olan ilgisini ve yakınlığını hep severdim ama artık daha da hoşuma gitmeye başlamıştı. Hem ruhsal hem fiziksel...
Bir dakika bana neler oluyo. Benim bu aptal kalbim bana neler hissettiriyo. Amacın ne senin aptal kalp?
O an aklıma gelen düşünceyle resmen nefesimi tuttum. Yoksa aşık mı oluyordum!
Hayır bu çok saçma böyle bir şey asla olamaz. Senelerdir tanıyoruz birbirimizi nasıl olurda ilişkimiz hakkında aklıma böyle bir düşünce gelir. Arkadaşız biz. Çok yakın arkadaş.
Aklim beni bu düşüncenin tersine iterken kalbim tam aksini savunuyordu.
Düşündükçe kafam karıştı. Hislerim ve mantığım arasında bir seçim yapıp ona inanmam lazımdı.
En mantıklı olan aklımın sesini dinlemekti.
Sonuçta minhoya aşık olamazdim. Olsam bile ne yapabilirdim ki. Aşkı bana açıdan ve üzüntüden başka ne getirebilirdi. Beni istemezdi. Ozellikelde bu kadar güvendiği biriyken güvenini boşa cikaramazdim.
Kendimi bu düşüncenin tamamen bir saçmalık olduğuna, yasadiklarimizdan dolayi hassaslastigima ve bunun sonucu, gelip geçici hisler olduklarına inandırmaya çalıştım.
Ama sanırım sadece çalışabildim.
Çok uzun bir süre kafamdaki karmasalarla uğraştım. Diziyi ne kadar izledik bilmiyorum.
Sabahki yorgunluğum ve kafamdaki sesler yüzünden iyice uykum gelmişti. Öyle bir hal almisti ki kalkıp yatağıma bile gidemedim. Onun yerine zaten nerdeyse kucağında olduğum minhonun omzuna koydum başımı.
İlk başta rhattim ama boynum ağrımaya başlayınca bedenimi iyice ona doğru çevirdim ve başımı boynuna doğru gömdüm.
Omzundaki kolunu belime doladı ve beni iyice kendine yaklastirdi. Eli hala elimi okşuyordu.
Sıcacık teni ve kokusu nerdeyse kapanmakta olan bilincimi iyice karıştırdı ve ne yaptığımi fark edemedim.
Burnumu hafifçe tenine sürttüm ve dudaklarım boynuna küçücük bir öpücük birakti.
Abartilicak bir öpücük değildi belkide ama beni çok mutlu etmişti.
Tabi uykunun sersemligiyle yapmıştım. Yoksa kesinlikle saatlerdir kendimi tembihledigim "aşık degilim" düşüncesini savunuyordum.
Biraz kipirdandigini hissettim. Hemen ardından belimdeki elini daha da sikilastirdi. Sanki bir yere gitmemi istemiyor gibiydi tutuşu. Zaten gitmiycektim ki.
Son kez kokusunu derince içime çektim. Ve dakikalar içinde bilincin kapandı. Kesinlikle çok huzurlu bir uyku uyuycaktim...
--------------
Canlarım sizce nasıl gidiyo bu ikilinin arası??
Bir de sizden bir şey isteyebilir miyim??
Hikayemi okuyanlarin yaş ortalamasini çok merak ediyorum. Usenmesseniz yasinizi yazabilir misiniz??
Gerçekten çok merak ettimmmmm🥺🥺


