İçeriğe geç

Tehlike/MİNSUNG

Bölüm 10 · 3 dk okuma

Tehlike/MİNSUNG

Bölüm 10

Bakışlarımız yeterdi...

Lee minho'dan

Jisungu sahne arkasına getirdigimde personellere teslim ettim. Etraftaki karmaşadan etkilenmemek için koridordaki rast gele bir odaya girmiş yaraya pansuman yapıyorlardı.

Koridorda bir oraya bir buyara volta atiyodum. Şu an herhangi birinin bir cümlesiyle bile patlayabilirdim. Sinirlerim tepeme çıkmıştı.

Yine yüksek sesle düşünmeye başladım.

-anlayamiyorum. Bu kadın hani ölmüştü. Hani herşey bitmisti. Nasıl olduda jisung bıçaklandı. Gözümüzün önünde oldu herşey nasıl kimse görüp engel olmadı.

Her geçen saniye her kelimemle sesim daha da yükseliyordu. Sakinleşemiyordum.

Çocuklarda şoktaydi. Bı ara seungmin beni sakinleştirmeye çalıştı ama ise yaramadigini görünce, sinirimin kendiliğinden geçmesini beklemeye başladı.

Koridora koşarak Chan girdi. Biz burda jisungu beklerken o ve changbin görevlilerle, güvenlikler le ve personelle uğraşıyordu.

Koşmaktan nefes nefese kalmıştı. Sakin gorunmeye çalışıyordu ama gerginliği sesinede bulaşmıştı.

-hanın bicaklandigi kisimi hiç bir kamera çekmemiş. Bütün acılara baktık. Hepsi changbini çekiyor. Öyle bir anda saldırmış ki hiç bir yerde görünmüyor.

Zaten sinirliydim dediği her kelimeyle daha da sinirlerim tepeme çıkmıştı.

-sikicem böyle işi. Kimse görmemiş mi? Onca kişi arasında nasıl biri bile fark etmez.

-bilmiyoruz minho hyung biraz sakin ol hepimiz sinirliyiz. Böyle yaparak hepimizi dahada geriyosun.

Changbinin uyarısıyla sırtımı duvara yaslayıp ellerimle sakaklarimi ovdum. Kısa bı an gözlerimi kapatıp derin nefesler almayı denedim. Haklıydı, hepimiz yeterince gergindik sinirimi baskalarindan çıkarmam doğru değildi.

Normalde olaylar karşısında bu kadar tepki vermezdim ama bu sefer söz konusu jisungdu. Ona zarar gelmesini istemiyordum. Düşüncesi bile çok kötü hissettiriyordu ve bu gün o yani basimdayken tamda olan buydu. Onu koruyamamıştım...

-han çığlık attığı an, canlı yayın kesilmeden hemen önce, kısa bir süreliğine ana kamera hariç diğer birkac açıdan hanı çeken kameralar var. Tabi onlarda neler olduğunu anladıkları an kapatılmış.

-peki şüpheli biri görünüyor mu?

Ses sağ çaprazımda duran seungminden di. Şu an suçlu olmasa bile bir şüpheliye ihtiyacımız vardı. En azından elimizde bu kadarı olmalıydı.

-han çığlık attığı an birkaç saniye içinde etraf karmaç ormanç olmuş. İnsanalr korkudan aceleyle hareket etmiş goruntulere dikkatle bakmamiza rağmen o hareketlilikte supheli bir şey göremedik. Zaten elimizde olan kayıtlar çok kısıtlı. Birer dakika bile değiller nerdeyse.

Ve yine elimizde hiç bir şey yok.

Saldırgan 2, biz 0...

-kolu kendiliginden kesilmedi sonucta biri yaptı bunu. (Lix)

-evet ama biz bulamiyoruz...(Chan)

-bu psikopat herkimse bütün detayları düşünmüş. Hafife alinicak biri gibi degil. Baksanıza onlarca kamera önünde o kadar insan içinde kimsenin ruhu duymadan kesti Han'ın kolunu. (Seung)

-ben korkmaya başladım. Ya hala buralarda bir yerlerdeyse?(Jeong)

Lanet olsun hepsi hakliydi. Bu canına susamış manyak hala yakinimizda olabilirdi. Hepimiz tehlikedeydik.

Biz kendi aramızda tartışırken jisungun olduğu odanın kapısı açıldı. İçerden bütün sağlık görevlileri çıktığında siyah saçlı kadın bize bilgi vermeye başladı.

-kesik çok derinde değilmiş kanamayı durdurmak kolay oldu. Şimdilik kolundaki sargı onu idare eder ama pansumanini en kısa sürede bir hastanede tazeletin.

Duyduklarında biraz olsun içim rahatlamisti. Kimseye bir şey sormadan jisungun hala çıkmadığı odaya girdim ve kapıyı kapadım.

Odaya sarı loş bir ışık hakimdi. Büyük ihtimalle solo idoller için hazırlanmış orta boy bir kulisti.

Kapının sağındaki duvara dayalı siyah bir koltuk vardı. Jisungu oraya otutturmuş kolunu sargilamislardi.

​​​​​Yanına gitmeden önce gözlerimi birkaç saniye ustunde gezdirdim. Üstü başı kan olmuştu. Kesige rahat müdahale edebilmek için üstündeki gömleği çıkarıp bir kenara atmışlardı. Zaten artık giyilebilicek bir halide kalmamıştı.

Omuzlarına odada buldukları rastgele bir hirkayi atmışlardı. Tahminimce üşümesin diye şimdilik örtü olarak kullanmislardi.

Beni görünce hala dolu olan gözleri bir anligina farklı bir duyguyu taşıdı. Ne diyebilirim bu bakışlara? Sanırım yağmurun altında saatlerce evini arayan küçük bir çocuğun sonunda evini bulusuydu. Aynı o küçük çocuk gibi bakiyordu gözleri.

Yavaş adımlarla ilerleyip yanına oturdum. Gözlerini bir an olsun benden ayirmiyordu. Bir elimle çok nazik hareketlerle sarılı kolunu okşadım.

-hala acıyor mu?

-hayir. Sadece biraz sızlıyor.

Koltukta kayarak biraz daha yaklaştım ona. Canını yakmaktan korkarak yavaşça sarıldım. Başını boynuma gomdugunde tekrar ağlamaya başladığını fark ettim. Canı yandığı icin aglamiyordu bu sefer. Ağlamasının sebebi tüm zorlukların bizi bulusuydu.

Bir süre öylece kucağımda ağladı, bende tek elimi saçlarında gezdiriyo, diğeriyle çıplak sırtını okşuyordum.

En son ayrildigimizda ellerimi yanaklarına atıp göz yaşlarını sildim.

Konuşmamıza gerek yoktu gözlerimiz gereken herşeyi anlatıyordu zaten. Ona defalarca yanında olduğumu söylemek yerine sessizce yanında oturup gulumsemem yetiyordu.

Birlikteyken hep boyleydik. Ne yaparsak yapalım çok konuşmamıza gerek olmazdı. Bakislarimiz yeterdi...

-----------

Bölüm sonu

1 yorum