Anastasia’nın vücudu, kontrol edemediği bir sarsıntıyla gerilmeye başladığında, Deric bu işaretin ne anlama geldiğini çok iyi biliyordu. Anastasia’nın kalçalarını iki yanından kavrayarak onu hafifçe yukarı kaldırdı ve açısını değiştirerek, kadının en hassas noktalarını doğrudan hedef alan, daha sert ve derin bir tempoya geçti. Her girişi, Anastasia’nın içerisindeki yoğunluğu daha da katlıyor, sanki bedeni bir yay gibi gerilerek kopmaya hazırlanıyordu. Anastasia, dayanılmaz hale gelen bu baskı ve haz dalgası karşısında yüzünü Deric’in omzuna gömdü; dudaklarından dökülen her inleme, odadaki sessizliği parçalayan bir teslimiyet feryadı gibi yankılandı.
Deric, kadının vücudundaki kasılmaların şiddetlendiğini hissettiğinde, ritmini bozmadan hamlelerini derinleştirdi. Anastasia’nın içinde biriken o yakıcı enerji, bir noktada patlayarak tüm sinir uçlarına yayıldı. Kadının vücudu titrek, derin bir nefesle birlikte yoğun bir boşalmaya sürüklendi; dudaklarından çıkan inlemeler, nefes nefese bir ritimle birbirine karıştı. Anastasia’nın iç kasları Deric’i sıkıca çevreleyip sarmalarken, Deric bu hazzı sadece izlemekle kalmadı; kendi boşalmasının eşiğinde olmasına rağmen, ritmini yavaşlatmadı.
Tam tersine, Anastasia’nın boşalan kaslarına sürtünmeye devam ederek onun hazzını uzattı, kadının bedenindeki titremelerin geçmesine izin vermedi. Deric, kendi doruk noktasına ulaştığını hissettiği o kaçınılmaz anda, acı verici derecede sert ve tam bir derinlikle Anastasia’nın içine gömüldü. Tüm varlığını, kadının sıcaklığına boşaltarak kendini tamamen serbest bıraktı. O an, ikisi için de zaman durdu; sadece birbirlerinin kalp atışlarının ve ağır nefes alışlarının sesi kaldı.
Uzun bir süre, birbirlerine kenetlenmiş bir şekilde, ateşin son közlerinin zayıf ışığında öylece kaldılar. Deric’in sertliği, Anastasia’nın hala seğiren ve onu kabul etmeye devam eden derinliğinde hapsolmuş durumdaydı. İkilinin birleştiği noktadan, Deric’in beyaz sıvıları, Anastasia’nın dolup taşan bedeninden sızıntılar halinde aşağı doğru süzülmeye başladı. Odanın içindeki ağırlaşmış hava, yaşanılan bu yoğun fiziksel çarpışmanın sessiz bir kanıtı gibi üzerlerine çöktü. İkisi de hareket etmedi; sadece aralarındaki o tehlikeli, tutkulu ve yıkıcı bağı bu sessizliğin içinde bir kez daha mühürlediler.