Deric’in ani girişiyle Anastasia’nın dudaklarından kopan nefes, odadaki sessizliği tamamen yırtıp attı. Koltuğun soğuk deri yüzeyi, ikilinin birleşen tenlerinin yarattığı yakıcı ısının yanında tezat bir his veriyordu. Anastasia, parmaklarını Deric’in omuzlarına gömdü; deri ceketinin sert dokusu ve altındaki kasların gerginliği, kadının kontrolünü elinde tutma arzusunu daha da körüklüyordu. Deric, hareket etmeden önce bir an duraksadı. Anastasia’nın bedeninin onu kabul etme biçimini, içindeki kasların onu nasıl sıkıca çevrelediğini hissetmek, onun için bir tür güç gösterisiydi.
Anastasia, keskin yeşil gözlerini bir an bile ayırmadan Deric’in yüzünü tarıyordu. Gözlerinde sadece tutku değil, aynı zamanda bu durumun yarattığı karmaşık duyguların bir yansıması vardı. "Daha fazlası," diye fısıldadı Anastasia, sesi boğuk ve meydan okurcasına bir tonda çıkmıştı.
Bu cümle, Deric’in içindeki dizginleri tamamen koparmak için yeterliydi. Deric, kalçalarından kavradığı Anastasia’yı kendine daha sıkı bastırarak ritmik ve derin hamlelerle harekete başladı. Her gidiş gelişte, odadaki şöminenin ateşi harlıyor, ikilinin birbirine karışan solukları oda içinde yankılanıyordu. Deric’in hareketleri yavaş ama sarsıcıydı; sanki her hamlesinde Anastasia’nın direncini kırmaya, onu sadece kendine mecbur bırakmaya çalışıyordu.
Anastasia, başını hafifçe yana çevirerek Deric’in boynuna doğru eğildi. Deric’in omuz başını dudaklarıyla hafifçe sıktığında, adamın boğazından derinden gelen, tatmin edici bir inilti yükseldi. Bu bir teslimiyet değildi; bu, iki avcının birbirini parçalamadan önce paylaştığı en tehlikeli andı. Deric, Anastasia’nın hareketlerine karşılık vermek için hızını artırdı. Elleri, kadının belinden kalçalarına inip oradan tekrar yukarı çıkarken, derideki sürtünme sesleri odayı dolduran tek ritim haline geldi.
Anastasia’nın vücudu, Deric’in baskısıyla koltukta ileri geri kayarken, her birleşme noktası birbirlerine daha fazla kenetleniyordu. Deric, kadının kulaklarına doğru eğilip, "Kimse senin üzerinde bu kadar hakimiyet kuramaz," diye fısıldadı, sesi adeta bir zehir kadar etkileyiciydi. Anastasia, bu cümleyle birlikte vücudunun en derin noktasında sarsıcı bir hazzın yükseldiğini hissetti. Tüm savunma mekanizmaları birer birer düşerken, tek gerçeklik Deric’in içindeki varlığıydı.
Deric, ritmini en yoğun noktaya ulaştırdığında, Anastasia’nın elleri Deric’in sırtında tırnak izleri bırakacak kadar sıkılaştı. İkisi de bu fırtınanın içinde birbirlerini yutmaya çalışıyor, aralarındaki evlilik anlaşmasının o soğuk kağıtları, şu an paylaştıkları bu yakıcı gerçekliğin altında tamamen yok oluyordu. Şöminenin son közleri odayı hafif bir turuncu ışıkla yıkarken, aralarındaki savaş sadece tutkunun en çıplak haliyle devam ediyordu.