-İlge nerede?
-Gelmedi.
-Neden?
-Bilmiyoruz.
-Gerçekten bu kadroyu değiştirmem gerekiyor.
-Memlekette adam kalmadı ki.
-Bir çaresini bulacağız.
-Umarım.
-Şimdi bana Barat'ı çağır.
-Tamam.
-Barat.
-Bir sıkıntı mı var patron?
-Hayır, sana özel bir soru soracaktım.
-Özel derken?
-Mavi'nin durumu nasıl?
-Batı ile güzel anlaşıyor.
-Batı ile kavga etmiyor, değil mi?
-Etmiyor çok şükür. Ama son günlerde çok sohbet ediyorlar.
-Genç onlar, böyle şeyler olur.
-Haklısınız. Umarım kötü konular konuşmuyorlardır.
-Kötü konu derken?
-Geçen günlerde Mavi ve Batı aşk hakkında konuşmuşlar. Batı öyle söyledi. Bunun Mavi'nin tedavisine olumsuz olacağını sanıyorum.
-Sıkıntı olacağını sanmıyorum. Aşk normal bir şeydir.
-Ama o on altı yaşında ve zihinsel engelli.
-Bu aşkın normalliğini değiştirmez.
-Haklısınız ama yine de durumu yakından takip etmeliyiz. Mavi okula gitmeye başladıktan beri davranışları değişmeye başladı.
-Öyle olması gerekiyordu zaten. On beş yıl boyunca hapis hayatı yaşadı. Şimdi değişmiş görünmesi normal olacaktır.
-Evet ama durumu çok hızlı ilerliyor.
-Bunu sıkıntı etme. O kız yirmi yaşında çok başarılı olacak ve zihinsel engelinin önünü kapatacağız.
-Bunu yapmak mümkün olmayabilir. Ne olursa olsun bazı şeyleri garipsiyor ve bu engelini belli ediyor. Bazı şeyleri tekrarlıyor. Çocuk gibi davranıyor.
-Onu on beş yıldır neden hapis tuttuğumu düşünüyorsun? O kızın zihinsel engeli yüzde yüze yakın. Yani eğer hapis olmasaydı daha aptal olacaktı.
-O kız aptal değil, sadece garip.
-Olmamalı!
-Onun üzerine çok gidiyorsunuz gibime geliyor.
-Günlerdir kendi halinde dolanan bir kız o. Böyle bir şey yok.
-Var.
-Nasıl?
-O kız on beş yıl boyunca özel eğitimler aldı. Sahte dostları oldu. Şimdi ise sıkı disiplinin olduğu bir okula gidiyor.
-Evet, bu gerekiyor.
-Parka gitmesine izin vermiyorsun. Parka gitse hemen eve kapatacağın hakkında tehdit ediyorsun.
-Ama hala parka gitmek istiyor aptal.
-Çünkü o öyle bir çocuk.
-O çocuk değil. Yirmi yaşında bu şirketleri ona devredeceğim. Ne sanıyor, çocuk kalabileceğini mi?
-Her şeyi bilemez.
-Bilecek!
-Ama bu da garip değil mi? Yanında biri ansızın evren yasalarından bahsediyor.
-Ben bir sıkıntı görmüyorum. Her şeyi bilmeli. Bu şirketleri arttırmalı ve çocuklarına iyi bir eğitim vermeli.
-O da bir çocuk. O neden iyi yaşamıyor?
-Çünkü o aptal bir kız!
-Bir sürü imkanın varken neden ona hiç destek olmuyorsun?
-Yıllarca özel eğitim verdim, yetmiyor mu?
-Yetmiyor. O kız yaşayamıyor.
-Çünkü kabul edilebilir bir tip değil.
-Bunu kendi kızına söylüyorsun.
-Bak, benim tek kızım değil. Kız kardeşi daha zeki ve düzgün. Ona destek veririm daha iyi. On beş yılımı boşuna harcadım.
-O evrenden atoma her bilgiyi biliyor.
-Yetmez! O bir aptal. Kız kardeşi her konuda iyi. Hesaplama, ticaret.
-Bunu Mavi de biliyor.
-Ama yine de aptal! O bir utanç kaynağı.
-Bunu o yapmıyor. Bu onun suçu değil.
-Bu hiçbir şeyi değiştirmez. Neyse. Bu kadar konuşmak yeter. İşim var zaten.
-Ne işin var şirketlerinden başka?
-Güzel kızım İnci'yi alışveriş merkezine götüreceğim.
-İnci kaç yaşında?
-On yaşında.
-Alışveriş merkezinde ne yapacaksınız?
-Kızım alışveriş yapmak istiyormuş.
-On altı yaşındaki kızın istemiyor mu?
-Onun fikrini önemseyen kim? O ancak parkta salıncağa binmeyi biliyor.
-Bir ayrımcısın.
-Değilim. Kim ne hakediyorsa onu veriyorum.
-Ne yani, elinde olmayan bir şey için Mavi hiçbir şey haketmiyor mu?
-Etmiyor tabi. On beş yıl eğitim ile neden değişmedi? O kadar emek verdik.
-Bu hiçbir şeyi değiştirmez.
-Lütfen, İnci beni bekliyor.
-Sadece birkaç dakika. Mavi seni on altı yıldır bekliyor.
-Sus Barat. Seni kovacağım yoksa.
-Neden kovacaksın? Hiçbir neden yok. İşe tam geliyorum ve dosyalarım tam.
-Hakaretten.
-Her yerde kamera var. Ses de kaydediyorlar.
-Sus artık.
-Mavi'ye de annelik yapmalısın.
-O ancak sümüğünü yalıyor.
-Bunun nedeni ne acaba?
-Aptal çünkü.
-Hayır, özel gereksinimli!