-Batı, ben aptal mıyım?
-Tabi ki değilsin.
-Ama öyle hissediyorum.
-Neden?
-Bilmiyorum.
-Hissetmemelisin.
-Ama düşünüyorum işte.
-Düşünme. Sen çok zekisin. Matematiği çok hızlı yapıyorsun, bir panik anında ne yapacağını iyi biliyorsun, evrenin tüm sırları ezberinde, ve dahası.
-Bunlar akıllı olmak mı demek?
-Evet.
-O zaman neden sürekli destek aldım?
-Kimden?
-Özel öğretmenlerden.
-Çünkü çok akıllısın. Bunu öğrenmek için yanındaydılar.
-Mesela ben altı yaşındayken zaten bildiğim şeyleri yeniden öğretiyorlardı.
-Altı yaşında neler biliyordun?
-Türev hesabını, satranç taktiklerini ve matematiği.
-Bunları normal bir çocuk bilemez.
-Kimler bilebilir?
-Dahi çocuklar.
-Hatta ben yedi yaşındayken Nasa için bir uyarı hazırlamıştım.
-Nasa için?
-Evet. Evren hakkında yanlış bilgiler verdiklerini söyledim.
-Nasıl?
-Bu çok uzun, dinler misin?
-Aslında, dinlesem de anlamayacağım. O yüzden anlatmasan iyi olabilir.
-Biliyor musun, sekiz yaşındayken Harvard'a başvurdum. Üniversite sınavına girdim ve tam puan aldım. Harvard beni kabul etti ancak annem kabul etmedi.
-Harvard?
-Evet. Bunda şaşıracak bir şey yok çünkü sorular çok kolaydı.
-Sen gerçekten dahisin!
-O zaman neden Harvard'a göndermediler.
-Çünkü onlar aptalmış!
-Aslında dahi olduğumu düşünmüyorum. Sürekli saçma sorular soruyorum. Ve çocuk gibi davranıyorum.
-Olsun.
-Belki annem bunun için izin vermemiştir.
-O zaman plan şu, sen birkaç hafta boyunca çocuk gibi davranmayacaksın. Sonra Harvard için başvuru yapacağız.
-Mantıklı geliyor ama gerçekleşebilme olasılığı yüzde yetmiş.
-Yüzde otuzluk kısım neyin nesi?
-Bu dilim, benim zihinsel problemlerimi ve annemin önemsemezliğini temsil ediyor.
-Kardeşin, o bir dahi mi?
-Kısmen. On yaşına göre çok az fazla şey biliyor.
-Onu gönderelim Harvard'a.
-Nasıl?
-Ezberi iyiyse eğer hallederiz.
-İki üç kitabı ezbere okuyabilir. Galiba en iyi yanı bu.
-Güzel.
-Peki onu göndermek bizim ne işimize yarayacak?
-Annen onu çok önemsiyor. Oraya taşınacaktır ve malum, sen de gideceksin.
-Peki sen?
-Gelirim elbette.
-Peki şirketler?
-Büyük kadroları var.
-Aslında evet. İlge
Barat
Kımaz
İbo
Yolman
Remih
Semi
Alize
Şebnem
Müptel
Saygı
Yıldız
Kadriye
Emel
Mert
Kadir
Baran
Urhan
Orhan
Pembe
Berna
Çelgi
Songül
Birnaz
Batu
Tanhan
Oğuz,
İsmet,
İsmail
Yusuf
Katya
Kate
John
Marie
Marshal
Digo
Matmazel Mihri
Çöpçü Mihri
Bilgisayar Mihri
Sena
Serra
Tuğçem
Yiğit
Çiriş
Ahmet
Ero
Eren
Feride
Ferdo
Sıla
Sılanaz
Sılasu
Sılahan
Sılagül
Feriha
Farah
Cake
Jack
Harry
Kemal
Kuğçe
Tuğcu
Nida
Berk
Bulut
Pamir
Yavuz
Fuat
Gürsel
Kuzey
Güney
Deniz
Can
Mustafa
Musti
Mehmet
Kağan
Kağanhan
Kayra
Nazmiye
Naz
Kara
Cesur
Uzay
Poyraz
Karayel
Yahya
Hasan
Sümeyye
Zerda
Medine
Fatma
Hira
Hayrunnisa
Elif
Gül
Ecrin
Çiçek
Meral
Musa
Selin
Şevval
Tan
Han
İlayda
Ecem
Ecemsu
Yağmur
Yağmurnur
Nada
Rahma
Rahmi
Toprak
Bitki
Doğa
Fatih
Muhammed
Deha
Nurcan
Nur
Carne
Şengül
Akif
Asiye
Oğulcan
Umutcan
Umut
İlmiye
Hilmiye
Seyfettin
Ceyda
Orkun
Batur
Batuhan
Sevim
Sema
Semanur
Sedanur
Seda
Özge
Özde
Gülnaz.
-Bu ne? Hepsinin ismini mi Ezberledin?
-Ne var bunda?
-Neyse. Hadi artık eve gidelim.
-Tamam.