-Batı.
-Efendim.
-Sence ne konuşalım?
-Bence konuşmayalım.
-Neden?
-Şimdi gideceksin zaten.
-Bu yüzden mi? Ama bu çok saçma.
-Susar mısın? Zaten bir saattir konuşuyoruz.
-Konuşmuyoruz.
-Konuşmuyoruz derken?
-Bana bağırıyorsun ve susmamı söylüyorsun. Konuşmamın bu olduğunu sanmıyorum.
-O zaman bana kuantum fiziğini anlat.
-Ben sana bunu söylemedim.
-Lütfen, bana kuantum fiziğini anlat.
-Kuantum fiziği ya da kuantum mekaniği, atom altı parçacıkları inceleyen bir bilim dalıdır. Kuantum fiziği; elektron, proton, nötron, kuark gibi parçacıkların özelliklerini açıklamaya çalışır
-Oysa atomun parçacıklarının görülmediğini sanıyordum.
-Kuantum fiziği bu konunu ötesinde.
-Tamam.
-Anlamış gibi değilsin. Anlasaydın soru sorardın.
-Sordum ya zaten.
-O soru değildi.
-Ya neydi?
-Bilmem. Neydi acaba?
-Başka bir şey anlatır mısın?
-Ne anlatabilirim ki?
-Fizik ne demek mesela?
-maddenin kimyasal yapısındaki değişiklikler dışında kalan genel özelliklerini, genel ya da geçici yasalara bağlı, deney yoluyla incelenebilen, matematiksel olarak tanımlanabilen durum ve devinimlerini konu alan bilim dalıdır.
-Bu kadar mı?
-Evet, ne istiyorsun benden?
-Konuşmanı.
-Ama ben konuşmak istemiyorum, seninle konuşmak istiyorum.
-O da ne demek?
-Bilmiyorum ama sen de konuş.
-İstemiyorum.
-Neden?
-Bilmem.
-Neden?
-Ne bileyim.
-O zaman sana ben denklemleri anlatayım.
-Anlat bakalım.
-Bunu da anlatmamı isteyemezsin!
-O da neden?
-Bunu eğitim sistemi 7. sınıfta öğretiyor.
-Demek ki ben 6. sınıfım.
-Gerçekten mi?
-Neden olmasın?
-Neden olsun?
-Bilmem.
-Ben de bilmiyorum.
-O zaman?
-Anlatayım mı?
-İstersen.
-İstemezsem?
-Anlatma.
-Ama sen istersen?
-Bilmem.
-Bu çok sıkıcı.
-Ne?
-Sürekli aynı cevapları veriyorsun.
-Aynı değil?
-Nasıl yani?
-Anlat ve anlatma aynı şey değildir.
-Aynı şeydir.
-Değildir.
-Neden?
-Bilmem.
-Neden?
-Bilmem.
-Bak, yine aynısını yapıyorsun?
-Sadece seninle konuşuyorum.
-Bu konuşma değil.
-Ne peki?
-Bilmem.
-Olsun.
-Tamam.
-Tamam.
-Batı, yapma şunu!
-Neyi?
-Kısa cevap verme!
-Ama sen de kısa cevap veriyorsun.
-Sen verdiğin için veriyorum.
-Olsun.
-Olmasın.
-Tamam, olmasın.
-O zaman yapma!
-Ne istiyorsun? Ben kuantum fiziği gibi konuları bilmiyorum.
-Taktın kuantum fiziğine.
-Evet.
-Takma.
-Tamam.
-Yapma.
-Neden?
-Bilmem.
-Olsun.
-Tamam.
-Tamam.
-Batı, yapma!
-Seni etkim altına alıyormuşum gibi, değil mi?
-Galiba.
-O zaman?
-Yapma.
-Tamam.
-Ama yapıyorsun.
-Ne var bunda?
-Yapma.
-Tamam.
-Yapma!
-Ne diyeyim?
-Bilmem.
-Olsun.
-Tamam.
-Tamam.
-Yine aynısı oluyor Batı!
-Seni böyle görmek oldukça komik oluyor!
-Ama ben gülmüyorum!
-Neden?
-Bilmem.
-Olsun.
-Tamam.
-Tamam.
-Yapma!
-Ama sen de yapıyorsun.
-Ne yapıyorum?
-Sürekli aynı cevabı veriyorsun.
-Sen öyle yapınca ben de öyle yapıyorum.
-Yapma.
-Olmuyor.
-Olsun.
-Olmuyor.
-Olsun.
-Olmuyor diyorum! Güzel bir cevap ver.
-Tamam.
-Böyle mi yani! Buna konuşmamı diyorsun?
-Evet.
-Neden?
-Bilmem.
-Şunu yapmayı kes.
-Sen de yapma.
-Tamam, yapmayacağım.
-O zaman uzun uzadıya ne konuşacağız?
-Bilmem.
-Bilmelisin.
-Neden bilmem gerekiyor?
-Çünkü sen çok zekisin.
-Ben mi zekiyim?
-Evet, sen zekisin.
-O zaman sana ben güzel şeyler anlatayım.
-Ya da ben sana şarkı söyleyeyim.
-Olur. Yani bu "Benim sesim de sana ait" mi demek?
-Değil.
-Olsun.
-Olmayacak.
-Neyse, hadi söyle.
-Ruhumun ikiziymiş
Bu tuttuğum ellerinin iziymiş.
Ecel gibi çağırıyo' kabuslar beni
Gittiği gün içinmiş
Ne güzeldi, kokun üzerime sinmiş.
Alev almış içim yana yana dinmiş
Düşkünlüğüm deli gözlerine
Azabım inci gibi dizilmiş
Ölümle yaşam arasında bi' çizgideyim
Onca lafın arasında küfür gibiyim
Sanırım bitti
Barışamayız bundan sonra.
-Bu kadar mı?
-Hiçbir şarkı bu kadar olmaz.
-Neden sustun o zaman?
-Bilmem.
-Bilmelisin.
-Belki sesim kötü diye susmuşumdur.
-Ama sesin çok güzel.
-Emin misin?
-Bak, belki hiçbir şeye emin olamam, bildiklerime, gördüklerime emin olamam, duyduklarıma, öğrendiklerime emin olamam, belki yaşadığıma dahi emin olamam ama sesinin güzel olduğuna emin olabilirim.
-Ama nedense ben emin olamıyorum.
-Çünkü senin gözlerin kimseye ait değildi, senin sesin kimseye ait değildi, senin gücün de kimseye ait değildi. Kimse değerini bilemedi o yüzden. Ama ben senin her şeyine aitim. O yüzden en içten anlıyorum seni. Sesini, gözlerini, her şeyini. Bana güven. Kimseyi sevmedin sen, kimse de seni sevmedi. Ama ben sevdim seni. O yüzden güven bana. Ben sana güveniyorum.
-Bu kadar anlamlı konuşman hoşuma gitti.
-Bilmiyorum, galiba seni çok seviyorum.
-Ama bana aşık değilsin, değil mi?
-Olmak istiyorum.
-Olmamalısın.
-Neden?
-Çünkü, olmaman gerekiyor.
-Ama neden? Olmak istiyorum.
-Bu konuyu açmasan iyi olur.
-Ama ben senin her şeyine ait olmak istiyorum.
-Olamazsın. Dudaklarıma ait olamazsın.
-Neden?
-Küçüksün ve olamazsın işte.
-Bir nedeni var ve benden saklıyorsun.
-Evet, üzülmeni istemiyorum.
-Bana kendini aşık etmediğinde ben daha çok üzülüyorum.
-Sakladığım şeyi duyunca daha çok üzüleceğine eminim.
-Bana aşık olacağında ne kadar sevineceğime de eminsin.
-Evet ama olmaz. Biz aşık olmayacağız.
-Neden?
-Olmaz işte.
-Olmasını istiyorum.
-Olmasını isteyebilirsin ama olmaz. Bazı şeyler olmaz. Bu olmaz o olmaz şu olmaz. Mesela kuşlar gibi uçamazsın sen kendine kanat takmadıkça, uçağa binmedikçe. Mesela ateş olamazsın, su da olamazsın.
-Aynı şey değil.
-Hayır, inan bana aynı şey.
-Hadi, şarkı söyle.
-Tamam.
Saçların ıslanır
Ellerin bana bağlanır
Utanır söylemez
Diz çöküp sana yalvarır
Dudakların bana nasıl da yakınken öyle
Bu rüyadan biri
Biri beni uyandırır
Saatler geçmiyor
Bu rüzgar artık esmiyor
Bana senden kalan hatıralar da yetmiyor
Ellerim üşüyor
Fotoğraflar konuşmuyor
Bu zalim dünyada
Hiçbi'şey beni ısıtmıyor
Bi' sahne kurmuşum
Kadıköy'de buluşmuşum
Seninle ağlayıp
Saatlerce konuşmuşum
Verdiğim sözleri
Birer birer unutmuşum
Üzgünüm sevgilim
Düşlerimle savrulmuşum
Bu dağ bu karları
Nasıl taşır anlamadım
Ben bir kez vuruldum
Bir daha hiç kalkamadım
Sevmeyi denedim
Afalladım afalladım
Denedim olmadı
Hiç kimseye inanmadım
-Melodisi çok hoş.
-Nasıl?
-Ritmi yani, söyleme ritmin çok hoş.
-Bilmiyorum. Sesimin güzel olduğunu sen söyledin.
-Çünkü öyle.
-Öyle olsun.
-Öyle.
-Olsun.
-Tamam.
-Tamam.
