O gün sınıfta hiçbir şey eskisi gibi olmadı. Her hareketimi, her nefesimi hissediyor gibiydi. Göz göze geldiğimiz her an, içimdeki fırtına daha da büyüyordu.
Selin olduğumu unutup kalbimi dinlemeye başladım. Ama her seferinde kendimi frenlemek zorundaydım. Çünkü onun dünyasına girmek tehlikeliydi… ve ben buna karşı koyamıyordum.
Ders boyunca onun bakışları üzerimdeydi. Arkadaşlarım fark etmedi ama ben biliyordum: o da beni izliyor. Bir anda masamın önünde durdu. Yavaşça bana bakarken dudaklarında hafif bir gülümseme belirdi.
O gülümseme, içimdeki fırtınayı daha da şiddetlendirdi. “Bugün her şey değişebilir,” dedim kendi kendime yeniden. Ama bu sefer, ne olacağını gerçekten bilmiyordum.
Ve sınıfın kapısı tekrar açıldığında… bütün dengeler tamamen altüst oldu.