(Anlatıcı: Melis)
Çok merak ediyordum. Acaba Umut benle neden özel konuşmak istiyordu ki ? Ve daha da önemlisi konuşma için taa nasıl saat 7.30 ta kalkıp bizimkilere çaktırmadan evden çıkacaktım? Ya annem ,babam ya da Levent beni yakalarsa ne diyecektim? O gece bunları düşünerek yattım. Ama heyecandan gözüme çok da uyku girmedi doğrusu.
Sabah zorlanarak da olsa kalktım ve lavaboya gidip bir güzel elimi yüzümü yıkadım. Sonra üstümü giyindim. Ve Levent'in uyanık olup olmadığını kontrol ettim. Neyseki benim kalktığımı duymamış mışıl mışıl uyuyordu. Sonra evden çıktım. Umut da beni bekliyordu. "Erkencisin bakıyorum." dedim gülümseyerek. " Abartma canım. Ben de geleli çok olmadı. Neyse hadi gidelim artık." dedi Umut da gülümseyerek. Böylece yola çıktık.
Parka geldiğimizde tamamen boştu. Tam parka giriyorduk ki arkamdan bir ses duyduğumu düşünüp irkildim. "N'oldu Melis?" diye sordu Umut merakla. " Umut... Arkadan bir ses geldi sanki. Ya biri bizi takip ediyorsa?" dedim korkarak. " Saçmalama Melis. Vesvese yapma. Bakıyorum arkaya ama bir şey yok gibi. Korkma. Bir şey olmaz." dedi Umut her zamanki ciddi ifadesiyle. Sonra bir banka oturduk. " Ee? Hadi dökül bakalım." dedim Umut'a gülümseyerek. Umut ise önce biraz düşünceli bir ifadeye büründükten sonra konuya girdi. " Şimdi böyle pat diye konuya girmek seni sarsabilir ama... Melis, sen Onur'dan mı hoşlanıyorsun?" Bunun üzerine kıpkırmızı oldum? Hüü! Demek Umut da Onur'dan hoşlandığımı anladı.
(M)- Şeyy... E-e-evet ... Neden sordun?
(U)- Onur'un yanında hep garip davranıyorsun da ondan. Dikkatimi çekti.
(M)- Şeyy... Aslında bende de sen de dikkatimi çeken bir şey var. Sormaya da aşırı çekiniyorum ama... Sen de Levent'i seviyorsun değil mi?
Umut yüzünde düşünceli ve dalmış bir ifadeyle " Şeyy... Evet. İlk gördüğümden beri." dedi. " Abinden hoşlanmam da sorun yok değil mi?" dedi sonra gülümseyerek. " Yok canım. Niye olsun? O da zaten eminim senden hoşlanıyordur.
(U)- S...S... Sahi mi? Cidden öyle mi düşünüyorsun?
(M)- Tabii ki! Görmüyor musun? O da senin yanında biraz garip gibi. Sadece içindeki duyguları bastırmaya çalışıyor sanırsam. Malum... En sonki ekip toplantısında anlattıkları büyük derecede etkiledi onu.
(U)- Hmm ... Şey... Melis. Aslında ben sana küçük bir şey teklif etmek istiyorum.
(M)- Teklif mi? Ne teklifi?
(U)- Seni istersen Onur'la ayarlayabilirim.
(M)- Cidden mi?! Ama ya Onur benle karşılıklı hisler içinde değilse?
(U)- Melis kendine gel! Onur da seni seviyor! Yoksa sana her ekip toplantısında ilk sözü vermezdi. Sana bakışlarından bile belli. Belki o da Levent gibi duygularını içine bastırıyordur red yeme korkusundan dolayı. Zaten bu erkekler hep kıt beyinli. Özellikle Onur.
(M)- Peki sizin Leventçiğiniz de mi öyle Umut hanım?
Bunun üzerine Umut hafifçe kızararak "Şey... Evet maalesef." dedi.
(M)- Mâlesef ha?! Hahahaha! Biliyor musun? Senin bu iyiliğini karşılıksız bırakamam. Ben de seni Levent ile ayarlayacağım.
(U)- Ne yani teklifimi kabul ediyor musun?
(M)- Elbette! Zaten siz Leventle basbaya sevgili gibisiniz. Tek yapmam gereken Levent'i duygularını içine bastırmaması için ikna etmek. Sonrası çoookkk kolay.
Ve gülmeye başladım. Umut da hafifçe gülümsedi. "Hatta biliyor musun? Onur bana bi ara senin hakkında annen ve baban boşandığından beri kahkahalarla gülmediğini, hep ciddi ve soğuk olduğunu, sadece yeri geldiğinde hafifçe gülümsediğini söylemişti. Ancak bakıyorum da Leventçiğinin yanında daha bi neşeli oluyorsun." dedim sonra da. " YAAA BENİ UTANDIRMAA DAHA FAZLA!!!! diye haykırdı Umut. Bunun üzerine kahkalarla gülmeye başladım. " Ee? Şimdi birbirimizin çöpçatanı oluyoruz değil mi?" dedi Umut." gülümseyerek. " Evvettt!" diye bağırdım gülerek. Sonra beşlik çaktık. Tam o sırada aklıma geldi. " Ah Umut! Mahalle konseri için seçtiğin şarkıyı gösterecektin sen bana!". " Ah! Doğru ya, az daha unutuyordum." dedi Umut telefonunu cebinden çıkarırken. Sonra şarkıyı açtı. Cidden aşırı güzeldi. " Eee ne düşünüyorsun?" dedi Umut şarkı biter bitmez. " Doğrusu benim genelde daha pozitif şeylerden bahseden tatlı şarkılar hoşuma gider. Ama bu şarkı cidden etkileyici." dedim büyülenmişcesine. " Yaa öyle mi? Benim de tam tersine karanlık temalı ve hüzünlü şarkılar severim." dedi Umut tebessüm ederek. " Benim de canlı renkler çok hoşuma gider." dedim bu sefer. " Vallaha benim de genelde siyah beyaz ve lacivert dışında başka renk giydiğim görülmemiştir." dedi Umut da. Fark ettim ki Umut ve ben aynı siyah ve beyaz gibiydik ancak gayet iyi anlaşıyorduk. Zıt kutuplar birbirini çeker diye boşuna demiyorlarmış demek.
Sonra Umut " Aa! Saat 9.20! Artık eve gitsek iyi olur." dedi. Bunun üzerine evlere dağıldık. Ah cidden! Şu ana kadar yaptığım en eğlenceli sohbet olabilirdi bu! Umut dışarıdan ne kadar bulaşılmaması gibi dursa da aslında bir o kadar da eğlenceli ve samimi biri. Sadece bunu çok dışa vurmuyor. Tıpkı Levent'in ona olan sevgisini dışa vurmaması gibi. Hahaha!